1960'larda; Türkiye'de eğer bir hak isterseniz... Eğer demokrasiden söz
ederseniz size karşı hemen bir bölük insan harekete geçirilirdi. Bunlar sokakta
bağırırlardı:
-Gomonistler Moskova'ya!
Moskof kavramı; bizde azılı düşman
kavramı ile eş hale getirilmişti. Bunda; tarihteki Türk-Rus savaşlarının ciddi
etkisi oldu.
Ama bir gerçek hep gizlendi: Türk milletinin 1919-1922 arasında
yürüttüğü Kurtuluş Savaşı'nı hem parayla hem silahla kuvvetli biçimde
destekleyen de o Moskoflardı.
Ankara hükümetini ilk tanıyan da onlardı.
Millet, Moskof düşmanı olsa bile Mustafa Kemal Rusya merkezli Sovyetler Birliği
ile çok sıcak ilişkiler yürüttü. Türkiye'nin sanayileşmesine giden adımlar da o
Gomonistlerin desteği ile atıldı.
Rusya, bugün güç olarak ABD ile boy
ölçüşemez ama ABD'de bulunmayan avantajlara sahiptir. Enerji kaynakları çok çok
fazladır. Enerji yollarının üzerinde bulunmaktadır. Bu yüzden Türkiye'yi de çok
ciddi biçimde etkilemektedir.
***
Türkiye'nin enerji konusunda en fazla
bağlı olduğu ülke Rusya'dır.
Türkiye'nin Asya'ya açılmasında en güçlü ortağı
veya rakibi olabilecek ülke de Rusya'dır.
Öyleyse; Türkiye; Rusya ile
ilişkilerini daha fazla geliştirmeli; işbirliğini daha da artırmalıdır.
Bunun
anlamı; Türkiye'nin ABD'yi devredışı bırakması değildir. Zaten hiçbir hükümet
ABD'nin planları dışında davranamaz hele hele ABD'yi yok sayamaz.
Ama ABD'yi
dengelemekte Rusya seçeneğini kullanabilir. Osmanlı Devleti; işte bu dengeleri
iyi kurarak yüzyıllar boyu ayakta kalabilmiştir.
AKP iktidarı bu dengelemeyi
yapabilirse; Türkiye'nin ekonomik olarak büyük avantaj yakalamasını
sağlayabilir.
EŞKIYA MI DEVLET Mİ?Bugün devlet PKK
terörü ile mücadele ediyor diye suçlanmalı mı?
Başbakan Erdoğan'ın politik
tutumuna bakarsanız; suçlanmalı. Çünkü; kendisi; başında bulunduğu devleti
suçlu; eşkıyayı ise masum gösteriyor.
Bu tutumunu, Dersim ayaklanmasını
örgütleyen eşkıya başı Seyit Rıza ile ilgili değerlendirmelerinde açıkça
görüyoruz.
Dün yine CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken şöyle dedi:
'Dersim'de katledilen Seyit Rıza'nın üstünü örtenler neden Gazze'de gözyaşı
döktüğümüzü elbette anlayamazlar.'
Sayın Başbakan; Mustafa Kemal ve İsmet
İnönü dönemlerini kötülemek için; bu devlete silah çeken... Kendisini Dersim
generali ilan eden... Kürtler adına ayaklandığını İngiltere'ye yazıp oradan
yardım isteyen bir eşkıya başını masum; dönemin CHP iktidarını katil ilan
ediyor.
Sayın Başbakan bilsin ki Seyit Rıza sadece çevre köylere ve
kasabalara saldırmakla kalmadı; Dersim'deki rakip aşiretleri de kurşunladı.
Kırgan aşiretinin Sin Köyü'ndekileri katleden de Seyit Rıza idi. 22 Mayıs 1937
tarihli İngiliz belgesinde; sayılarının 1500'ün üstünde olduğu söylenen Kürt
isyancıların Türklere ciddi kayıplar verdirdiğinden söz ediliyor. (Ayrıntıları
merak ediyorsanız, bizim DERSİM İSYANLARI ve Seyit Rıza Gerçeği isimli
kitabımıza bakabilirsiniz. Oradan 14 bin 500 son sistem tüfek ele geçirildiğini
de unutmadan)
İşte bu işlerin başındaki terörist; sonunda yakalandı;
yargılandı; mahkeme kararı ile asıldı. Bunun katliamla ne ilgisi var?
Eğer
1937'deki Seyit Rıza masum ise Abdullah Öcalan da masumdur. Eğer İsmet İnönü
suçlu ise siz de PKK'ya karşı asker kullandığınız için suçlusunuz.
Bu devleti
yöneten bir siyasetçinin; tarihi çarpıtarak oradan düşmanlık üretmesi, bir
yerlerden oy getirse de devletin temelini sarsar.
Geçmişi eleştirirken
gerçekçi olmak gerekir. İftiralar da özeleştiri sayılamaz.

Yorum Gönder