Temmuz 2026
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Yeni Parti Kurulması Bir Bölünme Değildir

Özgür ÖZEL; bugün son kez çıktığı grup kürsüsünden açıklayarak son noktayı koydu.

 

Özgür Özel ve arkadaşları, tüm gayretlerine ve hukuk mücadelelerine rağmen CHP'yi bir ittifakın işgal ve esaretinden kurtaramadıkları ve kurtarma konusunda da umutlarını tamamen kaybettikleri için,  uzun bir bekleyişten sonra,  Özgür ÖZEL'in yanında olan tüm CHP Milletvekillerinin katılımlarıyla yeni bir yol açmak üzere, CHP'nin ideolojisine, altı okuna ve cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı kalarak, CHP ruhunu bedenlerinde, kafalarında ve yüreklerinde aynen muhafaza ederek, CHP ideolojisi ve ruhunu beraberlerinde taşıyarak götürecekleri yeni bir parti kurmaya karar verdiklerini, kamuoyu ile resmen paylaşmışlardır.

 

Demokrasi tarihimizde bugüne kadar birçok partide bölünmeler ve yeni partiler kurularak ayrılmalar olmuştur.

 

Ancak,  bugün geldiğimiz noktada, Özgür ÖZEL ve arkadaşlarının tüm çabalarına rağmen işgal altındaki CHP de kalmalarının ülkenin geleceği ve olası bir iktidar değişikliği adına büyük riskler taşıdığını anlamaları üzerine almış oldukları yeni parti kurma kararı, daha önceleri yaşanan partilerin bölünerek yeni partiler kurulmasıyla uzaktan yakından asla bir benzerliği bulunmamaktadır.

 

Adını koyalım, Özgür ÖZEL ve arkadaşlarının CHP'den ayrılarak yeni bir parti kurma kararı almaları, CHP'nin ve ATATÜRK'ün ilkelerinde, Cumhuriyetin kurucu değerlerinde, Demokrasinin evrensel ilkelerinde, ülkenin önceliklerinde düşülen bir ayrışmanın ve en önemlisi de, kişisel siyasal menfaat ve çıkar çatışmalarının sonucu değildir. Bu anlamıyla, yeni parti kurma kararı bir bölünme değil, bilakis CHP'nin işgaline son vermek, CHP'nin birinci parti olarak iktidar yürüyüşüne çelme takmak, engellemek ve kapatmak için uygulamaya konulan tüm engelleri yıkmak ve kapatılan iktidara yürüyüşü yoluna alternatif yeni bir yol açma girişimidir.

 

Her şey kamuoyunun gözleri önünde oynanmaktadır.

 

CHP'nin ve onun seçilmiş genel başkanı Özgür ÖZEL'in; başarıları, iş başındaki iktidardan memnun olmayan ve iktidarı, yapılacak olan ilk seçimlerde sandığa gömmek isteyen canı burnuna gelmiş tüm demokrat toplumsal muhalefeti bir araya getirerek iktidarın en kuvvetli adayı haline geldiği, iktidar yürüyüşüne geçtiği, inkar edilemez bir gerçektir.  

 

Bu iktidar yürüyüşünü gören ve iktidar koltuğundan inmek istemeyen iş başındaki iktidar, CHP liderliğini kaybetmiş olan KILIÇDAROĞLU'nun kin ve ihtirasını görerek, hukuksuz bir yargı kararıyla, seçilmiş CHP yönetimini etkisiz hale getirmek suretiyle, CHP yönetimini;  başarısız,  kin, öfke ve ihtiras dolu KILIÇDAROĞLU'na teslim etmiş ve bu yolla CHP'yi bölerek yürümekte olduğu iktidar yolunu tıkamak istemiştir.

 

Demem o ki; CHP'yi asıl bölmek ve zayıflatmak, iktidara yürüyüş yolunu kapatmak isteyenler,  iktidar ve onunla işbirliği yapan KILIÇDAROĞLU ve etrafına topladığı bir azınlık partilidir. Bu saptama çok önemlidir. Zira, bugüne kadar yeni partiler kurularak mevcut partilerde oluşan bölünmeleri, Özgür ÖZEL ve arkadaşlarının yeni bir yol açmak için yeni bir parti kurmalarından ayıran önemli bir saptamadır.

 

Evet, İktidar ve işbirlikçisi KILIÇDAROĞLU'nun yaptıkları,  tipik bir CHP'yi bölme girişimidir.

 

Ancak, tüm çabalarına rağmen CHP'de kalarak bu bölünmeyi engelleyemeyecekleri sonucuna vararak partiden ayrılıp yeni bir parti kurma kararı alan Özgür ÖZEL ve arkadaşlarının yaptıkları ise, partiyi bölmek değil, bilakis hem de ülkenin tüm demokrat muhaliflerini ve CHP seçmenlerini, aynı ruhla, yeni partide bütünleştirmek ve daha da güçlendirmektir. Özgür ÖZEL; bugün son kez yaptığı grup konuşmasında da, yeni parti kurma kararını gömlek değiştirme olarak değil, CHP ilkelerini ve ruhunu üzerlerinde taşımaya devam ederek, CHP gömleği üzerine ateşten yeni bir gömlek giymek olarak tanımlamıştır.

 

Özgür ÖZEL ve arkadaşları ilaç ve pansuman tedavisiyle CHP'yi ve ülkenin aydınlık geleceğini kurtaramayacakları sonucuna vararak, kurtuluşu CHP'ye neşter vurup cerrahi ve kesin çıkış yolu yaratarak yeni bir parti kurma kararı almışlardır.

 

Aslında, ülkeyi bu iktidardan kurtarmak, tıkanan demokrasi ve kalkınma yolunu yeniden açmak için hiç kimsenin kendisinden bu kadarını beklemediği,  herkesi hayrete düşürecek derecede tükenip bitmeyen enerjisiyle büyük bir performans gösteren, ülkenin bu iktidardan kurtulması için gün sayan her görüşten demokratlarının, parti farkı gözetmeksizin toplumsal ve demokratik muhalefet çizgisinde birleşmelerini sağlayan, tüm demokrat ve toplumsal muhalefetin adeta lideri ve sözcüsü konumuna gelen Özgür ÖZEL ve arkadaşlarının, bu misyonları gereği, haksız bir şekilde sırtına birçok olumsuz bagajların yüklendiği, bazı kesimlerin tüm değişimlere rağmen hala ön yargılı yaklaştıkları CHP'den ayrılarak, yeni bir partide iktidar arayışlarına devam edecek olmaları, ÖZGÜR ÖZEL ve arkadaşlarının iktidar yürüyüşlerine ve kendilerini demokrat gören ve iş başındaki iktidardan memnun olmayan tüm muhaliflerin Özgür ÖZEL cephesinde yer alarak, oyların sandıkta Özgür ÖZEL demokratik ve toplumsal muhalefet cephesinde birleşmesinin de önünü açmış olacaktır. Yani, bu iktidardan asla memnun olmayan, gitmesini isteyen tüm demokrat ve toplumsal muhalefet; eskiden olduğu gibi, oylarının çöpe gideceğini bile bile sempati duydukları parti yerine, duygularına hakim olarak, önümüzdeki ilk seçime mahsus olmak üzere, oylarını iktidara en yakın görecekleri Özgür ÖZEL'in yeni partisinde birleştirmeyi, daha kolay kabulleneceklerdir.

 

Bu nedenle, yeni parti kurulması, çok iyi olacaktır. Bu bir bölünme değil, bilakis seçim kazanmak için sandıkta birleşmeyi kolaylaştıracaktır.

 

Yeni kurulacak olan parti, ülkemiz için hayırlı, uğurlu ve yeni bir iktidarın habercisi ve müjdecisi olsun.

 

21/07/2026

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Trump Anıtkabir'e Gitmemekte Kendince Çok Haklı
Trump; Nato zirvesi için geldiği Ankara’da devletimizin kurucusu büyük ATATÜRK'ün kabri Anıtkabir’i ziyaret etmedi.

 

Ben hiç yadırgamadım ve bir Türk olarak hiç de üzerime alınıp üzülmedim, bilakis sevindim.

 

Trump; paradan başka hiçbir şeye değer vermeyen kapitalist bir iş adamı, tek bildiği şey ticaret ve bol para kazanmak. Manevi değerleri hiç yok. ATATÜRK'ün benimsediği T.C.'nin kurucu değerlerine çok yabancı, ATATÜRK'ün Kurtuluş Savaşı ile yerle bir ettiği işgalci, emperyal ve sömürgeci, saldırgan bir zihniyetin günümüzdeki en iyi temsilcisi. ATATÜRK ile uyuşur tek ortak yanı yok. Hayatı boyunca kamuda bir görev yapmamış, devlet idaresi, devletin örf ve adetleri, gelenekleri, diplomasi, bunların hepsine çok uzak.

 

Tek olumlu yanı; sözlerine ve samimiyetine güven olmasa da, görünürde açık sözlü, sözünü sakınmayan birisi, içten pazarlıklı, menfaatçi, çok pragmatik, o nedenle; ne zaman, kimi seveceği, öveceği, sırtını sıvazlayacağı hiç belli olmayan, menfaati için yalan söyleyebilen ve aslında  hiç hoşlanmadığı bir kişiyi dahi seviyor gözükebilen ve göklere çıkarabilen, hiç güvenilmemesi gereken sorunlu bir kişi.

 

Trump ulus ve üniter devlet yanlısı ve savunucusu değil. Şu anda başkanlığını yaptığı Amerika Birleşik Devletleri; birçok ulusa mensup insanların gelip yerleştiği ve vatandaşı olduğu, birçok eyaletten oluşan üniter yapıya sahip olmayan birleşik bir devlet.

 

TRUMP'un Ankara Büyük elçisi vasıtasıyla bize önerdiği de, ulus ve üniter devlet anlayışını terk etmemiz. İş başındaki iktidar da bu anlayışa çok yakın. O nedenle, TRUMP ile ERDOĞAN'ın kanları birbirine çok uyuştu ve ayrılmaz bir ikili ve dost oldular. Tabi şimdilik, karşılıklı çıkara dayalı, gerçek samimiyetten uzak olan bu dostluğun ileriye dönük hiçbir garantisi yok tabi. 

 

ATATÜRK,TRUMP'ın kafasına ve anlayışına uygun bir kişi mi?

 

Tabii ki; değil.

 

İnanın, ATATÜRK'ü bu nedenle ziyaret etmedi TRUMP.  Açık yürekliliğini burada da gösterdi.

 

Bir de ERDOĞAN'dan istediği, nadir toprak elementleri, gerekirse İran savaşında yanında olması ve sair bazı imkansız  tavizleri koparabilmek için, ERDOĞAN'a bir jest de yapmış olabilir. Yani, ANITKABİR'e gitmeyerek, ATATÜRK de kim oluyormuş? bana göre, T.C. Devletinin muhatap alacağım gelmiş geçmiş tek lideri, benim de dostum ERDOĞAN'dır mesajını da vermek istemiş olabilir.

 

Şu gerçek var. ATATÜRK tarafından kurulan Diyanet İşlerinin Başkanları, ANITKABİR'e gidip ATATÜRK'ü ziyaret etmiyorlar, bir dua okumuyorlar, elin yabancısı TRUMP bu gerçeğe vakıf. ATATÜRK'ü kabrinde ziyaret etmeyen Diyanet İşleri Başkanları koltuklarında oturmaya devam ediyor ve ERDOĞAN tarafından görevden alınmıyorlar, atanmalarda da bu kişiler tercih ediliyor, bu gerçeği gören TRUMP, ATATÜRK'ün huzuruna çıkmamanın ülkemizde doğal olduğunu ve bu kişilerin el üstünde tutulduklarını, adeta teşvik edildiklerini görüyor tabi. Bu gerçekleri gören Trump; demek ki, Anıtkabir'e gitmemek, iktidarın hoşuna gidiyor ve bir meziyet kabul ediliyor ben de gitmesem, iş başındaki Türk yöneticiler daha memnun olurlar diye düşünmüş de olabilir, haklı olarak.

 

Türk Milletinin; yüreğindeki ATATÜRK sevgisi hiç sönmeyecek bir ferdi olarak, ANITKABİR'e ATATÜRK'ün huzuruna çıkma cesaretini ve yetkisini kendinde göremeyerek haddini bilen, ATATÜRK'ün huzuruna çıkamayan, ATATÜRK'ün keyfini kaçırmayan TRUMP'a, buradan alenen teşekkür ediyorum.

 

13/07/2026

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget