Oğlu intihar eden anne üzerine
İntiharlar
artıyor mu?
27
Şubat günü Ostim Metrosu ile Kızılay’a doğru gitmek üzere metro ile gidiyoruz.
Ostim’i geçince Macunköy durağına doğru yaklaşırken yanımda oturan orta yaşlı
bir bayan bilgisayar oyunu oynuyordu. Bayan’a doğru yönelip affedersin internetin
var mı diye sordum, Google den bir şey yazdırabilir miyim, dedim. Kadın “var”
deyince size Atatürk’le ilgili ilginç bir anekdot yazdırmak istiyorum. Bu
internette yayınlanan benim yazım, dedim.
Neyse kadın googleyi açtı, ona yazma zahmetinde
bulunmayın şu mikrofonu tıklayın bana doğru telefonu yaklaştırın lütfen dedim. Telefonun
mikrofonuna şunu söyledim. Atatürk’ten beş lira isteyen sanatçı, Yazı internetten
görününce kadın şaşırdı, Atatürk’ten beş lirayı sen mi istedin” diyerek
şaşkınlığını dışa vururken, ben de hayır bu olayı yaşlı bir müzisyenden duydum
ben de yazdım, dedim. Ben olamazdım çünkü Atatürk 1938 de öldü, ben de 1945 de
doğdum.
Kadına anlatmaya başladım. Muhlis
Sabahattin diye bestekarımız Atatürk’ten beş lira istemiş, Atatürk elini
cebine atıyor, cebinden iki lira çıkıyor. “Sabahattin iki lira var”
diyor. O da Paşam yetmez bana beş lira lazım” diyor.
Biz olsak ne yaparız, o birileri bizden
beş lira istediğinde tam beş lira olmadığı zaman ne deriz. Adama “üzgünüm
beş lira yok” deriz değil mi?
Atatürk öyle yapmıyor, yanındaki
kişilerden birer lira alıyor beş liraya tamamlayıp Muhlis Sabahattin’e veriyor.
Görüyor musun, Atatürk kahramanlığı yanında yüreği insan sevgisi ile dolu bir
deha. Sen git de karşı sarayda oturan RTE den bir beş yüz lira iste bakalım ne
oluyor. Kadın şöyle yanıt verdi, “yanına varamazsın ki, varsan bile Atatürk
gibi davranır, mı? Yanındaki
polisler adeta insanı döver, “başkanımızı rahatsız ettin” diye ite kaka oradan
uzaklaştırır.
İşte saldırıları gören bir Rus subayı şöyle
diyor: “Acaba Atatürk başka toplumları mı kurtardı” diye
şaşkınlığını dışa vuruyor.
Maalesef ülkemiz iyi yönetilmiyor,
Saraydaki RTE sadece imam hatibi bitirmiş, “ben ekonomistim” diyor.
İmam hatipten ekonomist mi çıkar. Saray’ın savurganlığına örnek vermek
gerekirse, bir gerçeği açıklamak isterim.
Atatürk’ten beri Cumhuriyetin tüm
kazanımlarını satıyor dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan devasa bir saray
yaptırıyor. Bu satılanların parasını saraylara değil de ülke tarımına sanayiye
yatırsa idi ülkede her alanda üretim artardı, çocuklarımız böylece rahat iş
bulurdu. Osmanlı da bu saray zihniyeti ile battı.
Atatürk’ten bu yana tüm cumhurbaşkanları
Çankaya Atatürk Köşkünde kaldılar, oranın manevi değeri vardı, Kurtuluş
Savaşı’mız orada planlandı, Ankara’ya hâkim çok güzel bir bahçe içindeki köşkte
kalsa, o paraları yatırıma yönlendirse idi ülkede her alanda üretim artardı, bu
enflasyon bu pahalılık olmazdı. İş sahaları üretimle birlikte artar
çocuklarımız rahat iş bulurdu, ülkemizin kalkınma hızı daha da artardı. Ne
yazık ki en aşağıdan en küçüğünden ta yukarı tepeye kadar ülke liyakatsiz
ellerde ha bire yukarıdakiler kendi yandaşlarını liyakatli mi liyakatsiz mi
düşünmeden önemli noktalara yakınlarını yerleştiriyorlar.
Şimdilerde
ise ülke pahalılık ve enflasyon için halk gittikçe fakirleşiyor. Öte yandan on
binlerce genç iş bulamıyor, öğretmenler atanamıyor. Bu arada arana 5-10
yıllardır görev bekleyen atanamayan öğretmenlerin 50 tanesi intihar etti. Çeşitli
dallarda mezun olmuş on binlerce yüzbinlerce genç iş bulamıyor. Oysa AKP lilerin yukarıdakilerin çocukları
hemen işe girebiliyor. Unutmayalım ki ülkeler bilimle kültürle çağdaş ülkeler
seviyesine çıkar. Osmanlı da böyle liyakatsizlikten, bilimsizlikten battı.
Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan fırsat
buldukça iki çocuklu ailelere “bu yetmez 4-5 çocuk yapmalısınız” diye uyarıyor.
Bunu söyleyenler, üniversiteyi bitirmiş yüzbinlerce genç işe giremedikleri için
evlerinde “ev oğlanı” diye beklemekteler. Böylece yazılı sınavda çok yüksek
puan aldıkları halde, küçük puan alan gençler liyakate önem vermeden “ seç kat” yaparak kendi yandaşlarını işe
alıyorlar.
Böylece atanamayan öğretmenler, yazılı sınavlarda
yüksek puan alıp da dışlanan öğrencilerin, memur adayların içinde intiharlar
çok hazin bir şekilde artıyor. Bunları yanımda oturan bayana anlatınca o bayan
gözleri dolarak “benim oğlum da intihar etti” deyince yüreğim burkuldu,
gözlerim doldu. Çünkü intihardan bahsederken üniversiteyi bitiren oğlu
balkondan kendini aşağı atarak intihar ettiğini kadından duyduğum zaman kendimi
tutamadım.
“Benim oğlum da intihar etti”.
Yanlış
yönetim yüzünden ülkede böylece intiharlar artıyor. Yanımda oturan Karadeniz
yöresinden olan kadın bunları duyunca “benim oğlum da intihar etti”
dedi gözaşılarını akıtmaya başladı ben de gözyaşlarımı tutamadım. Nasıl oldu anlatımısın
lütfen dedim. Bir yandan da metroda onun
selviye birlikte resmini çektim.Kadına,
milyonlarca üniversiteyi bitirilmiş gençlerimiz evde “ev oğlanı” söylemiyle iş
bekliyorlar dedim. Kadın şöyle dedi, “onlar evlerinde iş bekliyor, benimkisi de
mezarda bekliyor” dedi.
Kadın
şunları anlatıyordu: “Üç çocuğum vardı, altı sene önce eşimden ayrıldım,
Sihhiyede medikal üzerine iş yerim var. Eşim benim adıma senetler kefillikle
beni batırdı, yüzüm gülmedi 21 yaşındaki yavrumu toprağa verdim. Kendinden
(kocasından) ayrıldım. İneceğim istasyona geldiğimiz için orada kadından
ayrılmak zorunda kaldım.
2025 yılında 82 çalışan Emniyet
Personeli intihar etti.
2026 Yılı Toplam İntihar Sayısı: 11
Onu [4.27] günde emniyet mensubu intihar
ediyor.
2026 yılında çalışan emniyet mensubu
intihar sayısı: 10
Onu [4.7] günde [1] çalışan emniyet
mensubu intihar ediyor
Son yıllarda Türkiye'de öğretmenlerin
intihar sayısı endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Son 10 yılda 300'e yakın
atanmayan öğretmen intihar etmiş olup, bu oranın 2022'den sonra arttığı
belirtilmektedir. Eğitim sistemindeki baskılar, işsizlik, maddi zorluklar ve
psikolojik yükler, bu durumun temel nedenleri arasında yer alıyor. Trabzon'da
biyoloji öğretmeni Hilal Uzunkaya'nın yaşamını yitirmesi gibi olaylar, mesleğin
yalnızlık ve stresini gün yüzüne çıkarmıştır. Sosyal destek sistemlerinin
yetersizliği ve psikolojik destek imkanlarının sınırlı olması, çözüm son
yıllarda Türkiye'de öğretmenlerin intihar sayısı endişe verici boyutlara
ulaşmıştır. Son 10 yılda 300'e yakın atanmayan öğretmen intihar etmiş olup, bu
oranın 2022'den sonra arttığı belirtilmektedir. Eğitim sistemindeki baskılar,
işsizlik, maddi zorluklar ve psikolojik yükler, bu durumun temel nedenleri
arasında yer alıyor. Trabzon'da biyoloji öğretmeni Hilal Uzunkaya'nın yaşamını
yitirmesi gibi olaylar, mesleğin yalnızlık ve stresini gün yüzüne çıkarmıştır.
Sosyal destek sistemlerinin yetersizliği ve psikolojik destek imkanlarının
sınırlı olması, çözüm yollarının
İntihar Vakaları en fazla İstanbul’da,
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2024
yılında rekor sayıda öğrenci intihar ederek hayatını kaybederken, toplam
intihar sayısı ise şimdiye kadarki en düşük ikinci seviyeye geriledi.
Bakanlığın 28 Mart'ta yayınladığı rapora
göre, 2024 yılında kaydedilen intihar sayısı 20.320 oldu; bu sayı bir önceki
yıla göre 1.517 daha az ve istatistiklerin tutulmaya başlandığı 1978 yılından
bu yana en düşük ikinci rakam.
Ancak, intihar eden ilkokul, ortaokul ve
lise öğrencilerinin sayısı 16 artarak rekor seviye olan 529'a yükseldi.
Erkek intiharlarının toplam sayısı üç
yıl sonra ilk kez azalarak 13.801'e düştü; bu rakam 2023'e göre 1.061 daha az.
Kadın intiharları sayısı ise art arda ikinci yıl azalarak 6.519'a geriledi; bu
rakam bir önceki yıla göre 456 daha az.
İntiharın en sık belirtilen nedeni veya
gerekçesi 12.029 vakada “sağlık sorunları” olurken, bunu “ekonomik ve geçim
sorunları” ve “ailevi sorunlar” izledi.
Genel intihar sayısında düşüş eğilimi
görülürken, 19 yaş ve altındaki kadınların intihar sayısı, bir önceki yıla göre
yaş gruplarına göre 51 kişi artarak yaklaşık yüzde 13 yükseldi.
Meslek gruplarına göre yalnızca
"öğrenciler, lise mezunları vb." sayısında artış görüldü.
İntihar eden 529 öğrenciden 15'i ilkokul
öğrencisi, 163'ü ortaokul öğrencisi ve 351'i lise öğrencisiydi.
İntihar sonucu hayatını kaybeden erkek
öğrenci sayısı bir önceki yıla göre 20 azalırken, kız öğrenci sayısı 36 arttı.
Özellikle ortaokul kız öğrencilerinde 19, lise kız öğrencilerinde ise yaklaşık
%24 artış ve 19, yaklaşık %11 artış görüldü.
Aylık bazda, en yüksek öğrenci sayısı
olan 59 kişi Eylül ayında intihar sonucu hayatını kaybetti.
İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinde
görülen ölümlerin en yaygın nedeni olarak 272 vakayla "okul
sorunları" gösterildi. Bunu "sağlık sorunları", "aile
sorunları", "bilinmeyen" ve "diğer" nedenler izledi.
“Okul sorunları” arasında en yaygın
neden 65 vakayla “akademik başarısızlık” olurken, bunu 60 vakayla “okul
arkadaşlarıyla anlaşmazlık” (zorbalık dışında) ve 51 vakayla “kariyer yoluyla
ilgili endişeler” (giriş sınavları dışında) izledi. Her iki cinsiyet için
de en çok intihar artışı lise ve yükseköğretim seviyelerinde yaşanmış 33 vakada
"giriş sınavlarıyla ilgili sorunlar " 9 vakada ise
"zorbalık" suçlandı.
https://www.asahi.com/ajw/articles/15712511
Cevat Kulaksız kulcevat599@gmail.com



