Biz Gerçek Hukukçuların İşi Çok Zor
Maalesef ülkemizde iki ayrı hukuk oluştu.
Birincisi ve doğal olanı; T. C. Devletinin yürürlükteki anayasa ve diğer
yasalarından kaynaklı resmi hukuku, ikincisi ise; T. C. Devletinin anayasa ve
yasalarının fiilen yok sayılarak veya iktidarın yararına yorumlanarak eğilip
bükülerek oluşturulan fiili hukuku.
İşte bu nedenledir ki; ülkemizde yaşanan olayları, T. C. Devletinin anayasa ve yasalarından hayat
bulan resmi ve gerçek hukukuna göre yorumlayan bizim gibi gerçek hukukçular, bu ikili hukuk nedeniyle, bazen zorlanıyorlar
ve anayasa ve yasaların eğilip bükülerek veya yok sayılarak üretilen fiili
hukukuna göre verilen bazı hukuk dışı yargı kararlarını yorumlamak ve bir
görüşe varmak zorunda kalıyorlar.
Bunun sonucunda da, fiili hukuka göre yorum yaparak sonuca
varmak zorunda kalan gerçek hukukçular zor durumda kalıyor ve kamuoyunda yanlış
anlaşılıyorlar.
Örneğin, Ankara
adliyesine mensup bir asliye hukuk mahkemesinin, CHP hakkında 38. Olağan Kurultayın iptaline
yönelik olan açılan mutlak butlan davasında; sonradan yasal bir kurultay
yapıldığı için açılan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, resmi hukuka uygun
olarak vermiş olduğu, açılan davanın reddine ilişkin kararını denetleyen üst
İstinaf Mahkemesinin; yerel mahkemenin, davanın reddine yönelik kararını, hukuka
aykırı olarak kaldırarak mutlan butlan kararı verip CHP yönetimini de tedbiren
37. Kurultayda seçilen eski KILIÇDAROĞLU yönetimine teslim edilmesine karar
vermesi, bize göre de, yürürlükteki resmi hukuka aykırı olmasına rağmen, İstinaf
Mahkemesinin mutlak butlan kararını verirken izlediği hukuka aykırı mantık ve
yorumu nedeniyle, istinafın hukuka
aykırı bu mutlak butlan kararından sonra CHP de izlenecek yolu bir hukukçu
olarak yorumlarken, ister istemez, istinaf
mahkemesinin hukuku yorumlama ve uygulama mantığına göre hareket ediyor ve T. C.
nin resmen yürürlükte olan anayasa ve yasalarına dayalı gerçek hukukundan
ayrılmak zorunda kalıyoruz.
İşte bu nedenledir ki; daha önce yazdığımız yazımızda, gerçek
hukuki görüşümüze ters düşmesine rağmen, İstinafın bu mutlak butlan kararından sonra, istinafın bu karar
kesinleşmeden, yani 38. Olağan Kurultayla ilgili yargıya intikal eden mutlak
butlan davası şu veya bu şekilde çözülerek kesinleşmeden, dava süreci
sonlanmadan, CHP'de yeni bir kurultay yapılamayacağı görüşünü açıklamak zorunda
kaldık. Bunu biz söylemiyoruz, İstinaf Mahkemesi açıkça olmasa da öyle istiyor,
o nedenle 38. Kurultay üzerine yapılan kurultayları dikkate almamış ve dava
konusuz kalmamıştır, davayı konusuz kaldığı gerekçesiyle reddedemezsin diyerek
yerel mahkemenin kararını kaldırmıştır. İstinaf mahkemesinin kararının satır
arası ve kodları bu mantık maalesef.
Diyelim ki; istinafın kararına rağmen dava süreci
sonuçlanmadan yeni bir kurultay yapıldı ve Özgür ÖZEL ve ekibi dışında bir
yönetim kurultayı kazandı. Temyiz mahkemesi de istinaf gibi, bu yeni seçimi ve
yeni yönetimi dikkate almayarak, davanın konusuz kaldığı sonucuna varmayıp, 38.
Kurultayı geçerli saydı ve davayı Özgür ÖZEL ve ekibinin lehine sonuçlandırdı, o
zaman al sana bir kaos daha.
Televizyonlardaki tartışma programlarına çıkan hukukçu
arkadaşlar; lütfen, bu iki ayrı hukuku
ve istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararını verirken esas aldığı fiili
hukuku ve hukuk dışı hukuk mantığını göz
ardı etmesinler.
Evet, İstinaf mahkemesi 38. Kurultay sonrasında yapılan
olağan ve olağanüstü kurultaylara rağmen, bu kurultayları yok ve geçersiz
saymış ve o nedenledir ki; yerel asliye hukuk mahkemesi sonradan yapılan bu
kurultayları geçerli sayarak, davanın
konusuz kaldığı gerekçesiyle, mutlak
butlan davasını reddetmiştir. İstinaf Mahkemesi ise; hayır öyle değil, 38. Kurultay sonrası
kurultayları geçerli sayarak dava konusuz kalmıştır gerekçesiyle davayı
reddedemezsin diyerek mutlak butlan kararı vermiş ve 37. Kurultay ile iş başına
gelen KILIÇDAROĞLU ve ekibini tedbiren
yönetime getirmiştir.
Sonuç olarak şunu söylüyoruz. 38. Kurultayı bir yana
bırakalım, ondan sonra yapılan
kurultaylar bize ve resmi ve gerçek hukuka göre geçerli olup, Ankara Asliye
Hukuk Mahkemesinin, buna dayanarak, dava konusuz kalmıştır gerekçesiyle, açılan
mutlak mutlan davasının reddine yönelik olarak verdiği karar da, hukuka uygun ve yerindedir.
Ancak, yerel mahkemenin kararını bozan İstinaf Mahkemesinin;
kendi yarattığı fiili hukuka göre verdiği ve yok sayılması mümkün olmayan
mutlak butlan kararına göre; KILIÇDAROĞLU yönetiminin, 38. kurultaya yönelik
dava süreci, tüm aşamalar tamamlanarak kesin sonuca bağlanana kadar, yeni bir
kurultay yapma mecburiyetinde olmadığı da bir vakıadır.
Anladınız mı şimdi? Biz, gerçek hukukçuların ne kadar
zorlandıklarını, zor durumda kaldıklarını.
28/05/2026
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

