Makaleler "muharrem ince"
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Muharrem İnce
Muharrem İNCE; gizlice saraya çıkarak ERDOĞAN ile görüşen CHP'li iddiasıyla yine gündeme oturan bir isim.
Rahmi TURAN'ın  açıklamasına göre, saraya gizlice giderek EDOĞAN ile görüşen CHP'li Muharrem İNCE.
Muharrem İNCE'nin ismi geçse de; görüşmenin yapılıp yapılmadığı ve isim, henüz netlik kazanmış değildir.
Amaç bellidir, şimdi birileri bize kızacak ama, CHP yerel seçimlerde başarı göstermiş ve yükselen yıldız ve ERDOĞAN'ın korkulu rüyası olmuştur. ERDOĞAN'ın KILIÇDAROĞLU allerjisi de bundan kaynaklıdır.
KILIÇDAROĞLU, yerel seçimlerdeki performansıyla, kötülerin iyisi olduğunu göstermiştir. Tüm hatalarına rağmen, ülkenin koşullarına, seçmen profiline göre başarısız sayılamaz, canla başla çalışmaktadır. HDP'ye biraz uzak durması doğal karşılanmalıdır, AKP ve liderinin şerrinden haklı olarak korkmaktadır, neticede her şey seçmenin  beklentilerine göre şekillenmektedir, seçmen kitlesinin çoğunluğu HDP'yi PKK ile bir tutmakta ve HDP'ye yakınlaşan partileri cezalandırmak için hazır beklemektedir. ERDOĞAN da, CHP'yi yıpratmaya ve seçmenin gözünden düşürmeye yönelik politikasını, teröre yardım etmek suçlamasına endekslemiş ve fırsat kollamaktadır.
Şunu söylemek istiyoruz, halkımız ve CHP'li büyük seçmen kitlesi KILIÇDAROĞLU'ndan çok şey bekliyorsa da, ülkenin gerçeklerini göz ardı etmemelidirler.
Bugünkü koşullara göre, KILIÇDAROĞLU çok başarılı değilse de, başarısız da sayılamaz.
Bu nedenle, Muharrem İNCE'nin; CHP Genel Başkanı seçilmesinin önüne geçmek için kendisine kumpas kurulduğuna ilişkin, CHP genel merkezini ve KILIÇDAROĞLU'nu suçlamaya yönelik beyanları, haklı ve  inandırıcı değildir.
İNCE; aday olsa da, yine kaybetmeye mahkumdur.
Zira, İNCE cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, seçim gecesi çok kötü performans sergilemiş ve belki de, ikinci turu ve cumhurbaşkanlığı seçimini bu nedenle kaybetmiştir, söz verdiği halde seçim gecesi  ortalıkta gözükmemiş, seçmenlerine bir açıklama dahi yapma cesaretini ve nezaketini gösterememiştir. Seçimi, kendi elleriyle ERDOĞAN'a hediye etmiştir, adam kazandı demekle yetinmiştir.
Son yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı İMAMOĞLU'nun gösterdiği performans, seçim gecesi yaptığı açıklamalar, oylarına sahip çıkışı karşısında; İNCE'nin cumhurbaşkanlığı seçiminde, oyların sayıldığı gece gösterdiği başarısızlık daha iyi ortaya çıkmış, İNCE CHP'deki şansını, İMAMOĞLU'na kaptırmıştır. Yüz kere de genel başkanlık seçimine girse, asla kazanamayacaktır, prestiji bu kadar düşen bir İNCE'ye genel merkezin ve KILIÇDAROĞLU'nun kumpas kurmasına gerek yoktur.
Bu nedenle, İNCE'nin;kendisine yönelik kumpas kurulduğuna ilişkin iddia ve suçlaması, haksız ve  çok komiktir.
İNCE; partisini ve kendisinin itibarını düşünüyorsa, susmalı ve daha fazla konuşmamalıdır. CHP'nin veliaht lideri, çok büyük hatalar yapmazsa, İMAMOĞLU'dur, KILIÇDAROĞLU'nun da aklında olan, kendisinden sonraki veliaht'ın, İMAMOĞLU olduğunu zannediyoruz.
Bu vesileyle, çalışan ve çalışmayan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor şükranlarımızı arz ediyoruz.

Güner Yiğitbaşı

2/11/2019
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Türkiye’m Kazanacak - Gündüz Akgül
Cumhuriyeti kuran, devrimleri gerçekleştiren 15 yıl gibi kısa bir sürede, ekonomide, eğitimde, sağlıkta büyük atılımlar yapan, kuruluş aşamasında ülkenin uygar devletler arasında yerini almasını sağlayacak tüm devrimleri gerçekleştiren partim  CHP başlıktaki sloganla Cumhurbaşkanı adayını büyük bir şölenle açıkladı.
 Hayırlı olsun.
Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Sayın Muharrem İnce, genç yaşında CHP’ye katılıp büyük katkılar sağlayan, uzun süredir milletvekilliği yapan, ülkenin sorunların bilen, yurttaşlar arasında dil, din etnik kimlik ayırımı yapmayan, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerini özümsemiş, aydın, demokrat, özgürlükçü, nitelikleri şahsında toplayan deneyimli bir siyasetçidir.
Seçimi doğru ve ülke yararınadır.
Sayın İnce’ni işi zordur.
16 yıldır iktidarda olan AKP ve son ortağı MHP, parlamenter demokratik sistemden tek adam sistemine geçiş yapmış, başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere diğer muhalefet partileri yapılacak bu seçimde tekrar demokratik parlamenter sisteme dönmenin çalışması içinde olacaklarının sözünü vermişlerdir.
Sayın İnce Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde (seçileceğine inanıyorum), bu sözün gereğini yerine getirmek için tek adama sağlanmış bulunan yetkilerin çoğunu kullanmamak, güçler ayrılığını, yargı bağımsızlığını yenide yaşama geçirmek, zorundadır.
Bunu başarmanın koşulu da, verilmiş yetkilerin esiri olmadan, parlamenter rejime yeniden dönmek için yurttaşları rahatsız eden yetkilerinin bazılarını elinin tersiyle itmesi gerekmektedir.
Adaylık konuşmasında 80 milyonun Cumhurbaşkanı olacağını,  sokaklarda kavga etmeyeceğini, gençlerinin geleceklerini geri alacağını, gençlere aş ve iş bulacağını belirten güzel ve olumlu mesajlar verdi.
Adaylığı açıklandıktan sonra,  CHP rozetini çıkararak Genel Başkana teslim etmesi ve tarafsız bir Cumhurbaşkanı olacağını belirtmesi, öteden beri CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Parti Genel Başkanından Cumhurbaşkanı olamaz” söylemiyle örtüşmesi olumlu bir davranış olarak alkışlanmaya değer.
Sayın Muharrem İnce’nin, bu görevi kazansın veya kazanmasın bir siyasetçiye yakışır bir ağırlıkla sonlandıracağına eminim.
Sayın İnce kazanırsa…
-Türkiye kazanacak,
-Demokrasi kazanacak,
-Kardeşlik ve dostluk kazanacak,
-Dil, din, mezhep, etnik kimlik ayırımı yapılmadan tüm yurttaşlar kazanacak.
Ülkeye ve tüm yurttaşlara hayırlı olsun.

04.05.2018
Gündüz AKGÜL 
Emekli Cumhuriyet Savcısı

“Memleketimize Gelen Felaketlerin Çoğu Şahsi İdareden Gelmiştir. Biz Öteden Beri Böyle Bir İdareyi Bertaraf Etmek İçin Mücadele Ettik. “Padişahlıktan Yeni Kurtulduk, Başımıza Yeni Padişahlar mı Arıyorsunuz.
  Bu Kadar Geri Kalmamızın Başlıca Amillerinden Biri de Budur. M. Kemal  Atatürk
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) önderliği ve yönetiminde, “Gazi Meclis’in Önderleri Hayır Diyor” adlı panel düzenlendi. Ankara Konağı’ında 4.03.2017 günü düzenlenen panelde, 16 Nisan’da yapılacak olan anayasa değişikliğindeki hukuka, evrensel demokrasi değerlerine uymayan değişiklik teklifine neden “HAYIR” denmesi gerektiğini, konuşmacılar,  Hüsamettin Cindoruk (Önceki TBMM Başkanı), Ertuğrul Yalçınbayır (AKP Kurucu Üyesi ve önceki Başkan Yard), Muharrem İnce CHP (Yalova Milletvekili), Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) görüşlerini açıkladılar. 500 kişilik salonu tamamen dolduran seyirciler arasında bazı eski yeni parlamenterler, emekli subaylar, akademisyenler bulunuyordu; panelde seyirciler ellerinde Atatürk resmi işlenmiş bayraklarını sallayarak İzmir Marşını söylüyorlar, coşkunca tezahürat yapıyorlardı. Salonun bütün boşluklarına sandalyelerle takviye yapılmasına karşın, paneli pek çok kişinin ayakta izledikleri görüldü. Çok rağbet gören bu konuşmaların dört duvar arasında kalmaması için, büyük emek harcayarak, çok değerli konuşmacıların konuşmalarını yazıya dökerek konuşma sırasına göre okuyucularımıza sunacağız. Ancak bütün konuşmaların yazıları çok uzun olacağından sıra ile her konuşmayı bölümler halinde size aktaracağız.
Gerçekten bu anayasa değişikliği önerisinin Cumhuriyetimiz için ne kadar zararlı, yıkıcı olduğunu, bu değerli konuşmacılar, halkın anlayabileceği şekilde sundular. Biz de büyük emek harcayarak bu çok yararlı konuşmaları kelimesi kelimesine size aktarmayı vicdani bir görev bildik.
AKP-RTE iktidarının alelacele hazırlayıp halka iyice açıklanmadan, OHAL baskısı ile halka yutturulmaya çalışılan, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen bu ucube anayasa değişikliğinin halkımıza daha iyi tanıtılması, böylece olumsuz yönlerinin kavranması ve toplumca “HAYIR” denilmesi için bu konuşmaların geniş kitlelere ulaştırılması gerekmektedir. İktidarın, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün elemanları meydanlarda “evet” için propaganda yaparken, “HAYIR” ı savunan muhalefet safında olanların meydanlara izin verilmeyip salonlara hapsedilmesi, gerçekten görülmemiş haksızlık örneğini oluşturuyor. Özellikle halkımıza çok daha fazla açıklanması gereken bu çok değerli görüş ve konuşmaları okuyucuya sunmak istedik, umarız yararlı olur. Bu 4. son bölümde Muharrem İnce’nin konuşmasını sunacağız. Muharrem İnce, konuşmasını şaka, espri, kinaye, alkışlar, kahkahalar arasında sürdürdü.

MUHARREM İNCE’NİN ANAYASA PANEL İ KONUŞMASI
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
“-Muharrem İnce, konuşmasından önce izleyenlerce alkışlarla tezahürat yapıldı. “Kamyon arkalarında -kaderimse çekerim- yazar ya, bir Yalova’lının kaderi zaten son konuşmadır, Allah’tan Zonguldak var. Allah’tan Yalova’dan sonra Zonguldak var Mecliste, onun için alışkınım. Kısa kısa.
16 Nisan’da sandığa gideceğiz. Birileri evet diyecek, birileri hayır diyecek. Evet diyenler de bu memleketin evladıdır, hayır diyenler de bu memleketin evladıdır. Evet diyenler de bu memleketin evladıdır. Evet diyenler de terörist değildir, hayır diyenler de terörist değildir. Ama hayır diyenlere terörist diyenler terbiyesizdir. (Alkışlar)

KARARNAME NEDİR, KANUN NEDİR
Devam edelim. Bu kararname ne? Kanun ne, kararname ne? Çok değerli hukukçular var aramızda, ustadlar aramızda. Öyle değil, Ortalama Orta sınıf bizim tahsil düzeyimiz. Türkiye’nin tahsil düzeyi 6,3 yıl. Kanun şu, TBMM de önce üniversiteler, sivil toplum hazırlıyorlar bir taslak, bu bakanlar kurulundan gelirse, bunun adı oluyor kanun tasarısı; ya da bir milletvekili uzmanlardan görüş alarak hazırlıyor, bunun adı da kanun teklifi oluyor. Bu Meclise geliyor, komisyonlarda görüşülüyor, tartışılıyor, genel kurula geliyor, genel kurulda muhalefet partileri tümü üzerinde konuşuluyor. Maddeleri üzerinde konuşuluyor, önerge veriyorlar, önerge üzerinde konuşuyorlar. Hatta grup başkan vekili bazen iç tüzük 72 ye göre önerge veriyor, görüşmelerin devamını istiyor, tartışılıyor, sonunda oylanıyor. 138 i geçerse karar yeter sayısı varsa Cumhurbaşkanına gidiyor, Cumhurbaşkanı onayladı mı kanun yürürlüğe giriyor.
KARARNAME İLE HER İSTEDİĞİNİ YAPABİLİR
Kararname ne? Bakın size bir kararname göstereyim şimdi; sabah kalktım, dedim ki şu Azerbaycan’da olan olay var ya, akşam beraber yatıyorsun, sabah kalkıyorsun seni cumhurbaşkanı yardımcısı yaptın, kararname bu işte. Bakın bir kararname, (alkışlar). Boş bir kâğıt aldım, üstüne yazdım, şimdi beni bir an için cumhurbaşkanı hayal edin, ilerde olur belki, bir an için öyle zannedin, kararname yazdım, TC nin başkenti Ankara değil, (salondan “Yalova” sesleri). “Benim memleketime laf etmeyin, siz kırmadım TC nin başkenti Yalova’dır. Cumhurbaşkanı, imzaladım. Bunu gönderdim resmi gazeteye, resmi gazeteye geldi, resmi gazetede yayınlandı, bu yürürlüktedir. Kararname bu. Böyle yönetilmek ister misiniz? (Salondan “hayır” sesleri). Bunu gidip Çankaya’da Yenimahalle’de, salonlarda değil, gidin bunları köylerde kasabalarda herkes birine bu kararnameyi anlatsın.

ATATÜRK’E BİLE MECLİSİ FESHETME YETKİSİ VERİLMİYORDU.
Geliyorum ikinci yetkiye. Cumhurbaşkanlığının Meclisi fesih yetkisi, 1924 yılında Atatürk’e meclisi fesih yetkisi verilmek isteniyor, Saruhan Mebusu ve Dersim Mebusu çıkıyorlar, diyorlar ki, “biz Gazi Paşa’yı çok severiz, ancak çocuklarımızın geleceğini Gazi Paşa dahi olsa kimseye veremeyiz. Atatürk’e Meclisi feshetme yetkisi verilmiyor. Ret ediliyor.
Bu gün şu andaki anayasamıza göre ne yapabilir Cumhurbaşkanı. Meclis üzerinde nasıl bir gücü var:
“1-Seçimden sonra 45 gün içinde hükümet kurulamazsa Meclis başkanına danışarak seçime götürebilir, bu feshetme değildir.
2- Kanunları geri çevirebilir. Peki, şu anda Cumhurbaşkanına TBMM den kaç kişiyle bir kanun gönderilir. 138 kişiyle gönderebilirsiniz. Yani AKP desin ki, 138 kişi oraya koysun, karar yeter sayısıdır bu? Yani CHP MHP, gerçi MHP muhalefet etmiyor artık da, muhalefet etti karar yeter sayısı istedi, eğer oradaki sayı 138 i geçmişse, o kanun Cumhurbaşkanına gider. Cumhurbaşkanı ne yapabilir, geri gönderir, siz yine 138 le Cumhurbaşkanına geri gönderebilirsiniz. Yeni anayasada “evet” çıkarsa öyle değil, gönderdi geri Cumhurbaşkanı 301 le gönderebiliyorsunuz bir daha. Meclisin karşısında bir daha güçleniyor. Şimdi savaş çıkarsa ne olur, şu andaki anayasamıza göre, seçimi erteleyebilir, cumhurbaşkanı.
Peki, yenisinde, bu 16 Nisanda oylayacağımız Cumhurbaşkanının yetkisi nedir? Hiçbir gerekçe göstermeden bir milletvekiline kızdı akşamdan, sabahleyin geldi Meclisi feshedebilir. Böyle bir yetki var. Cumhurbaşkanı ne ile seçiliyor? Yüzde 50 artı birle, geçerli oyların yüzde 50 artı biri. Bütün milletin değil, geçerli oyların yüzde 30 oyların katılımlar, yüzde 15 ini aldı artı bir aldı Cumhurbaşkanı.
Meclis nasıl seçiliyor, Meclis yüzde yüzle seçilir. Bütün milletin temsilcileri var orda. O zaman yüzde yüzle seçilen bir meclisin yüzde elli art bir le seçilen bir cumhurbaşkanını feshedebiliyor.
Devam edeyim. Adından başlayalım, bu sistem tamamen bir yalan üzerine kuruldu, tamamen bir yalandı. Tamamen bir kandırmacadır, tamamen bir ahlaksız yapıdır. Bakın anlatayım, başlangıçtaki adı neydi bunun başkanlık sistemiydi, sonra ne oldu, Cumhurbaşkanlığı sistemi oldu. Anket yaptırıyorlar, ankette millet başkanlığa “hayır” deyince, adını değiştirdiler hemen, adı oldu Cumhurbaşkanlığı sistemi. Başbakan yoksa yürütüme de yasamanın içinden çıkmıyorsa dışarıdan çıkıyorsa bunun adı nedir, Başkanlık.

ABUDİK GUBİDİK BAŞBAKAN
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
Sayın Cindoruk Binali Yıldırım’la ilgili bir şeyler söyledi, hakkımı saklı tutuyorum, benim de var onunla ilgili söyleyeceğim. Mesela dün bir şey demiş, her türlü ağabeydik gubudik iş olur, bakarsın ağabeydik gubidik birisi başbakan olur” demiş, bence itirafçı, ilginç bir adam, gerçekten çok ilginç bir adam doğrusu. “Çanakkale geçilmez dediler, nasıl geçiyoruz” diyor. Yav sana demediler ki İtalyanlara, Fransızlara, İngilizlere dediler. Sen niye üstüne alıyorsun ki, ilginç adam. “Dolar yükseldi efendim” diyorlar, “dolsa ne olur, dolmasa ne olur”, diyor, ilginç bir adam yani. Kendi kendini intaya meraklı, meydanlarda “beni yok edin” diye bağıran bir adam. Bunlar, kusura bakmayın ama bence Sayın Cindoruk çok doğru şeyler söyledi. “Sadece siz Atatürkçü değilsiniz, biz de Atatürkçüyüz” dedi. Çok haklı olarak söyledi.
Ama ben de bir şey daha şöyleyim buradan, ben şunu gördüm ki, biz de bu ülkenin solcuları olarak, bu ülkenin sağcılarından daha merhametli, daha vicdanlıymışız, ben de bunu gördüm. Bakın devam edeyim şimdi, bu muhafazakâr olduğunu söylüyor ya Binali Yıldırım, bence tarihini bilmiyor, Osmanlıyı bilmiyor mesela. Bizim tarihimizde padişahlar var. Kaanlar var, hakanlar var, beyler var hepsi var. Bizim tarihimizde Alpaslan var, Bilge Kaan var, Kanuni Sulta, Fatih Sultan Mehmet var, Atatürk var; ama bizim tarihimizde Alpaslan’ın yanında Nizamülmülk var, Bilge Kaan’ın yanında Tonyukuk var veziri var, Çandarlı ailesi var, Sokullu ailesi var, Atatürk varsa yanında İsmet Paşa var. Hep bir ikinci adam var, yani bizim binlerce yıllık tarihimizde de hep ikinci adamlar vardır. İşte Süleyman Demirel varsa Hüsamettin Cindoruk var, böyleydi. Tarihimizi de bilmiyorlar bunlar. BU topraklarda “evet”çiler de vardır, “hayır”cılar da vardır. İşgalcilere buyur efendim diyenler vardır. Fetva verenler vardı, “Kuvaayi Milliyeye katılmak günahtır, Yunan askerine günahtır” diyen din adamları da vardı bu ülkede. İyi ama Rıfat Börekçiler de vardı. Düşmanla işbirliği yapanlar da vardı, ama Bolu Beyine “dur” diye Köroğlu da vardı, Dadaloğlu da vardı. Halide Edip vardı işgalcilere “hayır“ diyen, “geldikleri gibi gider” diyen Mustafa Kemal vardı.
Şimdi bakın anlatayım, bu yetkileri kısıtlamışlar, nasıl kısıtlamışlar, diyor ki, “biz bunları kısıtladık”. “Kanunla düzenlenmişse, kararnameden üstün olacak kanun, eğer o konu belirtilmişse, özel olarak belirtilmişse, o kanda düzenleme yapılamaz” falan. Bunların hepsi palavradır, tümü palavradır, şu anda 16. Madde var ya 16. Madde tek başına 61 maddeyi değiştiriyor, tek başına, bir madde 61 maddeyi değiştiriyor. Bizim anayasamızda, şu andaki anayasamızda 68 yerde “kanunla düzenlenir” diye yazar. Anayasamızın 68 yerinde “bu konu kanunla düzenlenir” der. Örneğin, bir tanesini söyleyeyim, 118. Madde “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilat ve görevleri kanunla düzenlenir”, der. Bunu ne yapmışlar biliyor musunuz, şu 16. Maddenin içinde, okusan anlamazsın zaten. Anlamasınlar diye öyle yapıyorlar zaten. Diyor ki, “kanunla düzenlenir yerine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir” yapmışlar. Yani hiçbir hakkınız hukukunuz olmayacak. AKP liler şöyle düşünebilir, ya “CHP liler düşünsün, bize ne olacak ki, bizim malımıza mülkümüze mi el koyacak; öyle deme FETÖ cüler de onun arkadaşıydı. Binlerce şirketin malına mülküne el konmadı mı?

KAÇAK SARAYDA YEMEK RESİMLERİ NİYE YAYINLANMADI
Ya da seni şöyle bulabilir, yeterince Tayyipçi bulmayabilir. Mesela o sarayda, kaçak sarayda sürekli verilen yemeklerde her yemeğin fotoğrafı yayınlandı. Geçenlerde eski milletvekilleriyle bir yemek yediler, o fotoğraf piyasaya çıkmadı. Neden, benim kulağım deliktir. Yanında Bülent Arınç’la Sadullah Ergin oturuyormuş. Çünkü onlarla ilgili FETÖ cü iddiası var ya. Hem yanına oturuyor oyunu almak için, hem de kamuoyundan gizleyecek. Şu fotografı bir açıklasalar da görelim bakalım. “Evet” vermeyi düşünenler, emin olun ki, bir insanın bunları bilip de “evet” vermesi mümkün değildir. Yüzde bir bile “evet” çıkmaması lazımdır. Ya bilmiyorlar, ya kandırılıyorlar, ya tehdit ediliyorlar ya zengin ediliyorlar, ya başka bir şey. Niçin olmasın. (Alkışlar).

ZATEN ŞİMDİKİ ANAYASAYA BİLE UYMADIN, YA BAŞKAN OLUNCA!
“Bakın ikinci, biz “rejim değişiyor” dedikçe, “hayır hayır rejim değişmiyor sistem değişiyor”  diyorlar. Onur (Onur Öymen’e diyor) abi rejim ve sistem ikisi de Fransızca değil mi? İkisi de aynı şey, TDK nun bir sözlüğünü alsınlar bir baksınlar.
Devam ediyorum, diyor ki, “zaten parlamenter sistem işlemiyor, onun için bunu değiştirelim”. Yav sana dünyanın en modern sistemini getirsek bunu işletmezsin ki, işletmek gibi derdin yok ki. Şu anda partili bir Cumhurbaşkanı var mı anayasada, yok; şu andaki Cumhurbaşkanı tarafsız mı, hayır. Anayasaya göre tarafsız mı, hayır, anayasaya göre tarafsız olması gerekmez mi, peki sen RTE sarayında AKP milletvekilleriyle toplantı yapıyor musun? Milletvekili listelerini belirliyor musun, peki talimatlarını veriyor musun, beğenmediğin zaman başbakanı görevden alıyor musun, alıyorsun. Sen zaten partili Cumhurbaşkanı sın. Yani mevcut şu andaki anayasaya uymuyor sun. Bunu değiştirdik, bunu değiştirdikten sonra yeni anayasaya uyacağının garantisi nerede. Çünkü sen hukuk devletine inanmıyorsun, demokrasiye inanmıyorsun, (alkışlar), “yanına da Binali Yıldırım gibi birini bulsun, o Da çıkıyor, “başbakanlık gidecekmiş” diyor, “feda olsun Binali değil, bin Ali” diyor.
Burada iki şey var. Bir Binali Yıldırım, babanın dükkânından getirmedin başbakanlığı, babanın değil bu, bu bir. İki 23 milyon oy almış Davutoğlu’nu attı kenara, seni kurultayda 1200 delegenin oyuyla genel başkan yaptı, başbakan yaptı. Sen o bakanlığa ne zorluklarla gelindiğini bilmediğin için kıymetini bilmiyorsun, onun için har vurup harman savuruyorsun, onun için böylesin.

KARARNAME İLE NELER YAPMAZ Kİ
Devam edeyim, eyalet sistemi kurabilir, anında istediği zaman, alır eline bir kâğıt kalem şu şu bölge nasıl yapacak, bakanlık kuracak, bakanlık. Şu anda bakanlık nasıl kurulur, kanunla kurulur, o zaman ne diyor, kararnameyle kurulur” diyor. Yani ne yapacak, istediği bakanlığın taşra teşkilatını kuracak.
Devlet memurları, bir memurun bunu bilip de buna “evet” demesine şaşarım, ben. Aklına şaşarım insanın. Üç milyon devlet memurunu bir beyaz kâğıda tükenmez kalemle yazacağı bir yazıyla sabahleyin görevine son verebilir.
Genel müdürleri müsteşarları, üst düzey devlet memurlarını diyor, kriterlerini belirlermiş, nasıl olacağını, yani der ki, müsteşarlar ilkokul mezunlarından olabilir, yazabilir. Böyle bir yetki verebilir miyiz? Bunlar kanunla kurulur.

600-650 MİLLETVEKİLİ Mİ? BU KADAR MİLLETVEKİLİ HİÇ BİR ÜLKEDE YOK
Devam edeyim yine, olağanüstü hal, hiç kimseye sormadan, tek başına 8ı vilayette altı ay süresiyle olağanüstü hal ilan edebilir. Sonra geçer partinin de başında olduğu için dört ay da parti başkanı olarak uzatır. Gelir tekrar cumhurbaşkanlığına bir altı ay da öyle uzatır, tekrar partinin başına gelir dört ay da öyle uzatır. Ömür boyu olağanüstü halle yönetebiliriz.
Devam edeyim, 600 milletvekili ABD 300 milyon nüfusu, milletvekili sayısı yani temsilciler meclisi sayısı 435, yüz de senatör var, her eyalette, nüfusa bakılmaksızın ikişer kişi.
Rusya Federasyonu, nüfusu 150 milyon, milletvekili sayısı 450, Türkiye 80 milyon 600- 650 milletvekili. 600 yazdığına bakmayın o 650 neden 650 biliyor musunuz? Bakanlar ve Cumhurbaşkanı yardımcıları milletvekillerinden olmayacağı için 50 tane de onları koyacaksın 650 yapar. Yani Türkiye’nin milletvekili sayısı 650, ABD nin 435, ABD nin nüfusu üç buçuk Türkiye. O zaman Amerika’ya göre kıyaslarsak, Amerika milletvekili sayısı kaç olması lazım, 2000 falan olması lazımdır. Böyle bir şey olabilir mi? Bu kadar zengin miyiz biz.
Birinci maddesi: “Yargı tarafsız ve bağımsızdır”, diyor. Bizim yargımızın bağımsız olduğu yazılı zaten, yanına tarafsızı ekliyor. İlk bakışta diyorsun ki ne var onda, çok şey var. Yargı taraftır, yargı Cumhuriyetten yana taraftır. Yargı hukuk devletinden yana taraftır. Yargı insan haklarından yana taraftır.(Alkışlar). Taraftır, tarafsız mı olacak şimdi. Ya nasıl olacak, beş sene sonra PKK diyecek taraf tutma bakayım, yargı. Böyle mi olacak yani. Cumhuriyetten yana taraf olacak. Bunun altında da çapanoğlu olduğunu görüyoruz.

1 MART TESKERESİ TUTTANAKLARI YAYINLANSIN ÜLKEDE ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK
1 Mart teskeresini arkadaşlarımız anlattılar, ben o teskerede oy kullanan üç beş aylık milletvekili olarak Kasımda seçilmişti, martta geldi, üç dört aylık milletvekiliydik. Hayatımın bu 15 yıllık milletvekilliğimde ilginç gecesidir o. TBMM, Mustafa Abi ordaydı, Onur Abi vardı, ben vardım, Ertuğrul Abi o da Meclisteydi tabi. Müthiş bir gündü, ama ne yazık ki günden bu yana hala kapalı oturum tutanakları açıklanmıyor. On yıl geçtikten sonra genel kurulun isteğiyle açıklanabilir onlar. Genel kurulda çoğunluk AKP nin olduğu için ne yazık ki onları açıklamıyorlar, açıklansa oradaki konuşmaları bu milletimiz bilse emin olunuz bu ülkede çok şey değişecektir.

MERKEL BİR YANA YA SEN KENDİ ÜLKENDE UYGULADIĞIN FAŞİZAN UYGULAMA NE OLACAK
Şu Bekir Bozdağ meselesi, Bekir Bozdağ Almanya’da konuşmasına izin vermemişler. Valla üzüldüm, tabi ki konuşsun, yalnız ben Alman hükümetinin yerinde olsam, buna ne yaparım biliyor musunuz, derim ki 13.3. 2008 tarihinde bir kanun çıkarmış AKP, 298 numaralı kanun. 94. Maddenin A ve E fıkraları diyor ki, “yurt dışında, yurt dışı temsilciliklerinde ve gümrük kaplarında propaganda yapılamaz”.  Yüksek Seçim Kurulu 15 Şubat 2017 de bir karar almış, Yüksek Seçim Kurulunda bizim de temsilcimiz var, AKP nin de, MHP nin de hepsinin siyasi temsilcileri var. Oy birliği ile bir karar almışlar, yani bu kanuna dayanarak, demişler ki, “evet yurt dışında, yurt dışı temsilciliklerinde ve gümrük kapılarında propaganda yapılamaz kararı almış Yüksek Seçim Kurulu ve bunu siyasi partilere bildirmiş, bir yere daha bildirmiş, Adalet Bakanlığına bildirmiş, yani Bekir’e bildirmiş. Şimdi Almanya’yaı kınıyorum Bekir Bozdağ’a söz hakkı vermediği için. Ama Çanakkale de Meral Akşener’in gittiği salonun elektriğini kesen Almanya yı da kınıyorum, Merkel’i oradan da kınıyorum. (Alkışlar) Bayrampaşa’da Muharrem İnce’ye Meydanı vermeyen Almanya’yı da kınıyorum. TRT de muhalefete küfrettirip AKP borazanlığını yaptırdığı için Merkel’i bir kez daha kınıyorum. (Alkışlar)
Diyor ki, “bana bunu yaptılar, sen Türkiye’de muhalefete neler yaptırmıyorsun. Mesela bir düzenleme yaptılar ne dediler, özel televizyonlara, “artık eşitsiz davranabilirsin” dediler, artık serbest. Bir dakika bile dayanamıyor, bir dakika bile vermeyecek, hiç vermeyecek.

MUHTARLAR TOPLANTISINDA MUHTARLARA REKTÖRLERİ ŞİKAYET ETTİ.
Ama gelecekte emin olunki bizim insanlarımız şunu konuşacaklar, yani çok garip olaylar oluyor bu ülkede bir tanesini anlatayım. Muhtarları toplamış, çok sayıda muhtarımız var, muhtarlarımızı toplamış rektörleri şikâyet ediyor (salondan kahkaha ile gülmeler) Muhtarlara Suriye’yi anlatıp, üniversiteleri anlatıp sonra rektörlere dedi ki, “siz kendinize rektör seçemezsiniz, profesör oldunuz da ne oldunuz. Rektör seçimi şöyle oluyor, seçime gidiyorlar, altı adaydan üçünü YÖK bildiriyor Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanı da bu üçünden birini atıyor. Mesela Boğaziçi Üniversitesinde bir şey oldu. Yüzde 85 oy aldı bir kadın profesör, oyların yüzde 85 ini aldı. Ona dedi ki, milli irade bende geçerlidir, sende geçerli değildir, seni atamıyorum, dedi aday olmayan birini rektör yaptı. Sonra rektörleri şikâyet etti, muhtarların bir kısmı da alkışladı. Yuhalamadıkları için rektörleri şükretmemiz lazım.

TEK ADAM GELİRSE NE OLUR?
Tek adam yönetimi istikrar, yabancı yatırımcı, bir şeyi bir kişinin yönetmesi istikrar değildir. Siyasi istikrar istemez yabancı yatırımcı toplumsal istikrar ister. Toplum güven ister güven; Yabancı yatırımcı iktidara bakmaz, ana muhalefete bakar özellikle. El değiştirecekse bunlar ne olur diye bakar. Hukuk var mı diye bakar, adalet var mı, yargı düzgün çalışıyor mu, diye bakar. Yapayalnız bir Türkiye olur, pasaportumuz hiçbir işe yaramaz, beyin göçü olur, gençlerimiz kaçar gider bu ülkeden, batarız batarız. Bu ülke ne olur biliyor musunuz? Uzlaşma yoksa çıkar birlikteliği varsa, bu ülke bir rüşvet ülkesi olur, rüşvet. İftiralarına devam etsin her akşam televizyonlarda terörist diyordu, şimdi “çukur” diyor galiba. Uzmanlık alanı.

ÇUKUR MU TERÖRİST Mİ?
2010 da meydanlarda ne diyorlardı, “hayır” diyenlere “darbeci” diyorlardı. Meğer 2010 da FETÖ ile ortaktı bunlar, yargıyı birlikte teslim ettiler FETO ya, 2010 daki referandum böyle olmadı mı? Yav kardeşim, bu 26 maddenin iki maddesi önemli, bu HSYK ile bu Anayasa Mahkemesini teslim etmediniz mi? Darbecisiniz siz dediler. Olurmu biz CHP liyiz, darbeci olur muyuz, CHP kapatılmış, mallarına el konulmuş, genel başkanları zorunlu ikamete gönderilmiş, olur mu? Yok, siz darbecisiniz. Ya bu ülkenin ülkücüleri Mamak’ta inim inim inledi. Solsuları Metris’te, Diyarbakır’da inim inim inledi, tosuncuklar gül gibi geçiniyorlardı. Bunlara hiçbir şey olmadı, ama palavraya geldi mi bol.

AÇILMAMIŞ METRİS CEZA EVİNDE ANILAR
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
Anlatıyor bu gün, diyor ki, “1980 öncesiydi” diyor,” bir gün diyor eve geç geldim, orda kızım not bırakmış. “Babacığım bir geceni de bize ayır”. Kızı 83 doğumlu. (kahkahalar ve alkışlar)
Bir tane daha anlatayım, “polis bizi yakaladı” diyor. “Metris Ceza evine koydular bizi” diyor.80 öncesinde diyor polis yakaladı Metris Ceza evine koydular, sandalyeden o sandalyeye atladım her taraf su içinde idi” diyor. Anılarında var bu, Metris Ceza evi 11 Nisan 1981 de açılmış. 80 den önce bu ceza evi yok. (Salondan diploma diploma sesleri geliyordu) Bana ne soruyorsunuz benim var hem de evde dört yıllık; diploma konusu şöyle. Diploma işi kızgınlığının bir nedeni olabilir, böyle bir mesele olabilir, yani siz bu tarih konusundaki kariyerinden bir iki örnek vereyim ve de kapatayım.
Mesela bir gün promtordan konuşuyor, üç tane böyle cam var, camdan konuştukça millet de diyor ki, “vay anasını ne hatip” diyor. Hâlbuki camdan konuşuyor. Bir konuşmasında cam bozuldu, (gülüşmeler olunca), gerçek söylüyorum, biz de arkadaşlarla seyrediyoruz, “1071 de Malazgirt’te Alpaslan Allah Allah nidalarıyla saldırırken Romen Diyojen gülleler yağıyordu” dedi. Arkadaşlara dedim ki, yahu atıyor” dedim. Niye dedi birisi, 1071 de top yok ki nasıl gülle gülle yağıyordu. (Salondan gülüşmeler)
Devam edeyim, Mecliste bir gün Suriye teskeresine karşı okuyoruz. Ben o zamanları grup başkan vekiliydim, “zayütaltul mevt” dememiştik. Henüz ölümü tatmamıştık. O günlerde biz teskereye karşı çıkıyoruz, kaşı çıkarken, bir baktım çıktı, Cumhurbaşkanı TV larda bağırıyor, “ey CHP” diyor. “Sen Suriye teskeresine karşı çıkıyorsun, Çanakkale savaşına niye karşı çıkmadın” diyor. Yav dedim gene atıyor, CHP 1923 de kuruldu, Çanakkale Savaşı 1915 yok ki karşı çıksın, o zaman CHP yoktu. (Alkışlar) Ben tarih hocası olsaydım sıfır verirdim, tarihten sıfır veririm de coğrafyadan iyi mi verirdim. İzmir’e gitmişti bir gün, yine cam yok ortada, “Ey Akdenizin incisi İzmir” dedi. Bunlar gerçek, yalan söylüyorsam beni mahkemeye versin. Coğrafyada bu şekilde. Acaba din kültürü ile ahlak bilgisinden kaç alırdı. “Haram helal yer Allahım, garip kulun der Allahım” dediği için bence oradan da zayıf alırdı. (Alkışlar).
Beden Eğitiminde ata binme olsaydı acaba kaç alırdı. Bir öğretmen olarak bir nottan geçer not alırdı. Benim de notum düşük, İngilizce “van minut” dediği için iyi bir not alabilirdi”. Alkışlar.                                           SON
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
SONNOTLAR
  Muharrem İnce (d. 4 Mayıs 1964, Elmalık, Yalova), Türk öğretmen ve siyasetçi. 2002 ve 2015 yılları arasında yapılan tüm genel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yalova milletvekili olarak meclise giren İnce, 2 dönem CHP Grup Başkanvekilliği görevini sürdürmüştür. 2014 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından 18 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilen 18. Cumhuriyet Halk Partisi Olağanüstü Kurultayı'nda Kemal Kılıçdaroğlu ile yarışmak için Grup Başkanvekilliği görevinden istifa etmiştir.

Tansel Çölaşan’ın Konuşması

Hüsamettin Cindoruk’un Anayasa Panel Konuşması

Ertuğrul Yalçınbayır’ın Anayasa Panel Konuşması

Onur Öymen’in Anayasa Paneli Konuşması

Cevat Kulaksız

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Ergenekon davasının dünkü duruşması sırasında Silivri Cezaevi önünde yaşanan olaylarla ilgili soruşturma başlatılmasıyla ilgili, "Vız gelir tırıs gider. Ölümden öte köy, Silivri'den öte mapushane yok. Onlardan mı korkacağız?" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, TBMM'de gazetecilerin Ergenekon davasının dünkü duruşması sırasında Silivri Cezaevi önünde yaşanan olaylarla ilgili Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma başlatılmasına ilişkin soruyu yanıtladı.
Dokunulmazlıklarının kaldırılmasından çekinmediklerini vurgulayan İnce, "Vız gelir tırıs gider. Ölümden öte köy, Silivri'den öte mapushane yok. Onlardan mı korkacağız. Söylemeye devam edeceğiz" diye konuştu.
İstanbul Milletvekili Nur Serter de aynı soruyu yanıtlarken, CHP'li milletvekilleri olarak davayı izleme görevlerini yerine getirmek için Silivri'de olduklarını, ancak kötü davranışla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Asıl suç işleyenlerin, kendilerini mazur göstermek için mağdur durumda olanları suçlamalarının ilk defa karşı karşıya kaldıkları bir durum olmadığını kaydeden Serter, "İktidar fırsat kollamaktadır CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp onları da gözaltına almak için. İşte bu fırsatı böyle yapay gerekçelerle yaratma çabasıdır bu" ifadelerini kullandı.

''Dokunulmazlığımın kaldırılması için meclise dilekçe verdim. 135 CHP milletvekili dokunulmazlığımın kaldırılması yönünde oy kullanacak''.

 CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, son günlerde hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili, dokunulmazlığının kaldırılması için meclise dilekçe verdiğini hatırlatarak, 135 CHP milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy kullanacağını ifade etti.
Partisinin Edirne İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında konuşan İnce, gündemdeki sorunlara değindi. İnce, dokunulmazlığının kaldırılması için meclise dilekçe verdiğini hatırlatarak, 135 CHP milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy kullanacağını ifade etti.
Ak Parti'nin kişilerin haberi olmadan üye yaptığı iddiasında da bulunan İnce şunları söyledi:
''Kendinize dikkat edin sizi AK Parti üyesi yapabilirler. Bunlar parça başı çalışıyorlar herhalde. Kaç üye yaparlarsa maaş mı alıyorlar, pirim mi alıyorlar neyse. Pek çok vilayette CHP'lileri AK Parti'ye üye yapmışlar. Dikkat edin sizin üzerinizden para kazanabilirler. Bunlar Birinci dönemde eğitim kurumlarıyla uğraştılar. İkinci dönemde yargıyla uğraşıyorlar. Üçüncü dönemde şimdi dış politikada büyük hata yapıyorlar. Türkiye'yi bir taşeron devlet yaptılar.''
İnce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ekranlarda ''Muhteşem Yüzyıl'' dizisini istemediğini de belirterek, ''Başbakan, ekranlarda iki padişah istemediği için Muhteşem Yüzyıl dizisini eleştiriyor'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Türkiye'nin çıkarlarına zarar veren herkese ''Canın cehenneme'' diyebileceğini belirterek, ''Esad'a da Obama'ya da 'Canın cehenneme' derim'' dedi.
İnce, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisini hedef alarak, ''Esad'a canın cehenneme' diyorsun, ABD'ye de diyebilir misin?'' dediğini söyledi.
Erdoğan'a seslenen İnce, ''Ben derim de sen diyebilir misin? Askerlerin başına çuval geçirildiğinde, 'Nota verecek misiniz?' diye sorulduğunda, 'Ne notası, müzik notası mı?' diyen Başbakan, sen diyebilir misin? Meclis'in verdiği Kuzey Irak Tezkeresi'ni kullanmak için 'ABD'yi ikna etmek gerekir' diyen Başbakan, sen diyebilir misin? Beyzbol sopası ile hizaya geçirilen Başbakan, sen diyebilir misin? Türkiye'nin çıkarlarına zarar veren herkese canın cehenneme diyebilirim ben. Esad'a da Obama'ya da 'canın cehenneme' derim ben. Türkiye'nin çıkarlarını zora sokan, zarar veren herkese 'canın cehenneme' derim'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, kapalı oturum tutanakları ile ilgili, ''Zamanı geldiğinde, açıklandığında, Anamuhalefet partisi ne kadar maharetliymiş bunu göreceksiniz'' dediğini belirten İnce, ''Gel beklemeyelim zamanının gelmesini. Bunu dört grup kabul ederse açıklanabilir. Olmazsa grup önerisi olarak getireceğim. Gelin bu tutanakları açıklayalım. Biraz yüreğin varsa, kuş yüreği kadar yüreğin varsa gel tutanakları açıklayalım'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini kaldıracaklarını söylediğini ifade eden İnce, 2010 yılında bu konuda kendilerinin kanun teklifi verdiğini, daha sonra kendi imzasıyla ikinci bir teklif daha sunduğunu, bunların gündeme alınabileceğini söyledi.
TÜBİTAK'ta kadrolaşma olduğunu savunan İnce, ''Biz bunun sıradan bir kadrolaşma olduğunu düşündük. Meğer, Balyoz'un altyapısı hazırlanıyormuş. Sahte, dijital veriler nasıl hazırlanacak? Meğer bunların hazırlıklarıymış' dedi.
''Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin İsraillilere verilmesini'' de önce bir rant olaylı olayı olarak değerlendiklerini belirten İnce, ''Meğer bunun arkasında da bugünkü Suriye politikası varmış. Düşünsenize böyle bir ortamda o arazinin İsraillilerin elinde olduğunu. AKP egemen güçlerin dizayn etiği bir büyük projedir'' iddiasında bulundu.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İnce, seçilme yaşının 18'e düşürülmesi önerisine ilişkin, şunları söyledi:
''Bu bir popülizmdir. Başbakan'a şunu söyleyeyim: Sen hangi holdingin patronunun torununa söz verdin? Doğum günü hediyesi mi vereceksin? Hangi fakir fukara çocuğu 18 yaşında milletvekili olabilir? 18 yaşında çocuk lisede fiilen öğrencidir. Oy gelsin de nereden gelirsen gelsin politikası. Gençler önce, 'parasız eğitim istiyorum' diye pankart açma hakkını istiyor. Sen daha bunu vermemişsin. Sen onların KPSS sorularını çaldırma önce. Adam gibi üniversite yap. Onlara yurt yap. Onlara burs ver. Onları iyi eğit, zamanı geldiğinde milletvekili olurlar.''
Muharrem İnce, büyükşehir sayısının artırılmasına ilişkin soru üzerine, bunun bir dizayn olduğunu savunarak, kapatılacak 559 belediyenin 194'ünün CHP'li belediye olduğunu söyledi. İnce, ''Sandıkta alamamışlar buraları şimdi kanunla alma yoluna gidiyorlar. Eğer demokrasiye inanıyorsak buralarda referandum yapılmalıdır'' dedi.

İnce, er ve erbaşların da oy kullanmasına imkan tanınması ile ilgili soruya da şu yanıtı verdi:
''Neden olmasın. Partili Cumhurbaşkanı oluyorsa, partili Genelkurmay Başkanı da olmalıdır. Hatta hangi bölükten AKP'ye çok oy çıktıysa o bölüğün flamasına ampul de eklenmelidir. Mümkünse birinci çıkan bölüklere gece nöbeti, bulaşık yıkama gibi görevler verilmemelidir. Emir komuta ile oy verilebilir. 'Benim Genelkurmay Başkanım' dediği Genelkurmay Başkanı'na bir talimat verir...
Oy verme işlemi bir günde tamamlanıyor. O zaman o gün bütün kışlalar tatil mi olacak? Bunlar ince düşünüldü mü? Başbakan fantezi yapıyor. Canı sıkılmış, Türkiye'de bütün kurumları fethetmiş, tek adamlığa, diktatörlüğe oynuyor. Canı sıkılmış artık.''
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in açıklamasına ilişkin Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını değerlendiren İnce, ''Başbakan 'Benim Genelkurmay Başkanım, benim Bakanım, valim, müsteşarım' diyor. O zaman bu Emniyet Müdürü de Başbakan'ın Emniyet Müdürüdür. Dolayısıyla bunu Başbakan söylemiş oldu. Başbakan başka, yardımcısı başka, Emniyet Müdürü başka bir şey diyor. Allah kimseyi Bülent Arınç'ın durumuna düşürmesin''diye konuştu.


Muharrem İnce, Erdoğan'a 'Yalancı ben değilim sensin" diyerek verdiği yanıtın hiçbir kanalda yayınlanmamasına tepki gösterdi CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 'Bodrum’da Esed'le birlikte tatil yapmadım, Kendisini oraya davet ettim, kendileri iki üç gün tatil yaptılar." sözlerini  sert bir dille eleştirdi. İnce, Başbakan ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad 'ın Bodrum'daki buluşmalarının yayınlandığı gazete kupürlerini göstererek ''Ben bunları haftaya meclis kürsüsünden AKP ’ye ve Başbakana yedireceğim''  dedi.
Muharrem İnce, Başbakan Erdoğan’ın medya üzerinde baskı yaptığını da söyleyerek, Erdoğan'a "Medya üzerinde baskı kurmaktan vazgeç. Medya da cesur olsun. Bana yalancı diyenin cevabını yayınlama hakkımı kullandırsınlar bana. Böyle bir şey olmaz. İster yayınlayın ister yayınlamayın'' dedi.

‘Yalancı ben değilim sensin'

Yalova'da bir restoranda bugün basın toplantısı düzenleyen CHP’li İnce, dünkü sözlerine ilişkin haberlerinin hiçbir kanalda yayınlanmamasına tepki gösterdi. İnce, Başbakan Erdoğan'ın 30 kanalda yayınlanan sözlerinde kendisine "Yalancı" dediğini, bunun üzerine "Yalancı ben değilim sensin" diyerek verdiği yanıtın hiçbir kanalda yayınlanmadığını belirterek şöyle dedi.
"Medya patronlarının cesur olmasını istiyorum. Teskere, Meclis'te görüşülürken, Başbakana, 'Geçmişte Esad'la tatil yaptın. Bugün kavga yapıyorsun' dedim. Başbakan meclis kürsüsüne çıkıp bana cevap veremedi. Daha sonra İstanbul 'dan bana 'Yalancı' dedi. Dün bir basın açıklaması yaptım ve o toplantıda bulunan basın mensupları da açıklamalarımı geçti. Türkiye 'nin hiçbir televizyonu buna yer vermedi. Böyle bir şey, böyle demokrasi olur mu? Recep Tayyip'in ileri demokrasisi böyle bir şey işte."

‘Başbakandan korkuyor mu bu televizyonlar?'

İnce, haberlerini kendi medyası üzerinden, Facebook ve Twitter 'den yaptığını kaydederek, şöyle konuştu:
"Başbakan, 'Bodrum'da hem tatil, hem diplomasi' haberinin hesabını versin. Recep Tayyip'in söyledikleri mi, benim söylediklerim mi yalan. Buna çıkıp cevap versin. Bugün bir gazetede haber çıkmış, hiçbir televizyonda yok. Kanal kanal geziyor Başbakanın açıklamaları. 'Ana muhalefetin başı değil yani' diyor, 'yalancı' diyor. Benim cevabım ise hiçbir kanalda çıkmıyor. Başbakandan korkuyor mu bu televizyonlar. Medya patronları neredesiniz siz?
Hitler Almanya ’sında da önce Komünistleri, sonra sosyalistleri, sendikacıları aldılar. Sırayla en sonuncuya geldiğinde onların yanında duracak kimse kalmamıştı. Bir gün sıra, size de gelir. Herkes haddini bilecek bu memlekette. Böyle bir demokrasi olmaz. 30 kanalda birden ‘Yalancı’ diyecek. Ben bir kanalda bile buna cevap veremeyeceğim.
Başbakan şunların hesabını versin; Hanımefendinin açıklamaları var. ‘Birlikte tatil yaptık’ diyor. Başbakan medya üzerine baskı kurmaktan vazgeçsin. Medya da cesur olsun. Bana yalancı diyenin cevabını yayınlama hakkımı kullandırsınlar bana. Böyle bir şey olmaz. İster yayınlayın ister yayınlamayın. Ben bunları haftaya meclis kürsüsünden AKP ’ye ve Başbakana yedireceğim. Haftaya da bir teskere görüşülecek. Bunları meclis kürsüsünden nasıl yapacağımı herkes görecek. O zaman da kaçamayacak ve yayınlayacaklardır diye düşünüyorum."

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı açıklamaların hiçbir televizyon kanalında çıkmadığını söyledi.
İnce, Yalova'da bir restoranda gazetecilere yaptığı açıklamada, partisinin il danışma kurulu toplantısında yaptığı açıklamaların medyada yer almamasını eleştirdi.
TBMM'de teskere görüşmeleri esnasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ''Geçmişte Esad'la tatil yaptın. Bugün kavga yapıyorsun'' dediğini hatırlatan İnce, ''Başbakan meclis kürsüsüne çıkıp bana cevap veremedi. Daha sonra İstanbul'dan bana 'yalancı' dedi. Dün bir basın açıklaması yaptım. Türkiye'nin hiçbir televizyonu buna yer vermedi. Böyle bir şey, böyle demokrasi olur mu? 30 kanaldan bana 'yalancı' diyecek. Ben bir kanalda bile buna cevap veremeyeceğim. Açıklamalarım hiçbir televizyonda çıkmıyor'' dedi.
İnce, Başbakan Erdoğan'ın medya üzerinde baskı kurmaktan vazgeçmesi gerektiğini dile getirerek, ''Bana 'yalancı' diyenin cevabını yayınlama hakkımı kullandırsınlar. Haftaya da bir tezkere görüşülecek. Bunları meclis kürsüsünden nasıl yapacağımı herkes görecek. O zaman da kaçamayacak ve yayınlayacaklardır diye düşünüyorum'' ifadesini kullandı.

Ergenekon davası kapsamındanda tutuklu bulunan CHP'li Balbay ve Haberal'a yine tahliye çıkmamasına tepkiler devam ediyor.
CHP'li milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'a tahliye çıkmamasına bir tepki de CHP Grupbaşkanvekili Muharrem İnce'den geldi.
İnce, Twitter'daki sayfasında, "Milli irade tutuklu kaldı yine. İleri demokrasiymiş! Bunun adı ileri faşizmdir. Hukuk yok, demokrasi yok, özgürlük yok" diye yazdı. "Mustafa Balbay ne yaptı?" diye soran İnce, "Habur'da terörist karşılama töreni mi düzenledi yoksa Osla'da terör örgütüyle görüşme emri mi verdi?" dedi. "Ofer ile gizli kapaklı görüşüp Tüpraş hisselerini değerinin altında mı sattı, oğlu polisi hizaya mı soktu?" diye soran İnce, "Ne yaptı Mehmet Haberal. Çoraba adını mı yazdırdı? Somali'nin olmayan merkez bankası başkanına randevu mu verdi? Ülkesini mi pazarladı?" ifadelerini kullandı.

CHP'li Muharrem İnce, Genel Başkanlık hakkındaki sorulara 'kısmet' dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, Aydın'ın Kuşadası ilçesini ziyaretinde, genel başkanlık sorusuna 'kısmet' diye cevap verdi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın daveti ve isteği ile Kuşadası'na geldiğini ifade eden CHP Grup Başkan Vekili İnce, Kuşadası'nda partili bir gence CHP'nin altı okunun ne anlama geldiğini anlattı. İnce, laikliği tarif ederken de 'Yalova'da bir bayan bana 'Laiklik laiklik diyorsunuz, nedir laiklik?' dedi. Ben de yanıma iki çocuk aldım. Bana soruyu soran bayana 'mirastan kıza bir, erkeğe iki hisse verirsen AKP'nin isteği olur. Kız çocuğuna bir, erkek çocuğuna da bir hisse verirsen bunun adına laiklik denir' dedim" dedi. İnce, 'Biz halka laikliği böyle anlatmamız lazım' ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, ilçe binasında partililerle yaptığı sohbette bir partili, genel başkanlık için düşüncesini sordu. "Kısmet' cevabını veren İnce, partililere artık parti içinde eleştiri yapmayı bırakıp AKP'yi eleştirmeleri gerektiğini söyledi.

'Türkiye'de insanlar yoksul, mutsuz'

CHP Didim İlçe Başkanlığı'nı ziyaret eden İnce, partililere yaptığı konuşmada, CHP'li belediyelere yönelik yapılan operasyonlar ile yeni eğitim sistemini eleştirdi. İnce, ''Hedef Cumhuriyet kurumlarını dövüştürmük, Cumhuriyeti yok etmek'' dedi. Demokrasilerde iktidarı dizginleyen güçlerin muhalefet ve Cumhurbaşkanı olduğunu kaydeden İnce, ''Bizim muhalefet olarak yeterli sayımız yok. Cumhurbaşkanı da kendini sıcak siyasetin içinde sayıyor. 19 Mayıs kutlamaları oluyor, Cumhurbaşkanı 1 hafta Amerika tatilinde'' diye konuştu.
CHP Söke İlçe Başkanlığı'nı ziyaret eden İnce, şöyle devam etti: ''Bu ülkede üç tip insan var. Dindarlar, dindar geçinenler ve dinden geçinenler. Dindarların başımızın üzerinde yeri vardır. Bu partide beş vakit namazını kılıp, koltuğunun altına Cumhuriyet Gazetesi'ni alıp, altı okun üstüne mührü vuran yüzlerce, binlerce insan var. Dinimizi, imanımızı Recep Tayyip Erdoğan'dan öğrenecek değiliz. Sahip olduğu imkanlara rağmen Türkiye'de insanlar yoksul, mutsuz. Bunun tek nedeni ülkenin kötü yönetilmesidir.''

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'i sert dille eleştirerek, "Bir yıkım ustası olarak böyle davranmış olması bizi şaşırtmamıştır" dedi.
TBMM'de yazılı bir açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, geçtiğimiz günlerde bazı il Milli Eğitim Müdürlerinin açığa alındığını hatırlatarak, "Açığa alınan müdürlerden 16'sı yerini korurken 65 ile yeni vekâleten atama yapılmıştır" dedi.
Ataması yapılan isimlerin bir çoğunun atama koşullarını taşımadığını ifade eden İnce, şöyle devam etti: "Sayın Bakan, 21 Kasım 2011 tarihinde görevlendirmeler konusunda valiliklere gönderdiği yazıda (yönetim görevlerinde esas olan yönetimin atanma şartlarını taşıyanlar eliyle yürütülmesi) gerektiğini özel olarak vurgulamıştır. Görülen o ki Sayın Bakan iki ay kadar önce kendisinin özenle vurguladığı ilkelerin hiçbirine uyma gereği duymamıştır. Bir yıkım ustası olarak böyle davranmış olması bizi şaşırtmamıştır. Bu onun asli işidir. Tarafıma ulaşan belgeler ışığında aşağıda isimlerini belirttiğim İl Milli Eğitim Müdürleri 'atanma koşullarını' taşımamaktadır."
Burdur, Niğde, Aydın, Aksaray, Bingöl, Yalova, Manisa ve Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüklerine atanan isimler şartlarının uygun olmadığını iddia eden İnce, ayrıca bu kişilere ilişkin detaylı bilgi de verdi.

19 Mayıs kutlamaları
Ulusal bayramların, ulusların ortak geçmişlerinin ve ideallerinin simgelediğini söyleyen İnce, "Bizim ulusal bütünleşmemizi, ortak inanç ve değerler geliştirmemizi sağlar. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bu özellikleriyle en köklü bayramlarımızdan biridir" dedi. İnce şöyle devam etti: "Her ne kadar 1938 yılında kanunlaşmış da olsa kökleri 1916 yılında kutlanmaya başlanan idman bayramına dayanır. 1927 yılından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı bu bayramı okullarımızda kutlamaktadır. O tarihlerde Mayıs ayının üçüncü haftasında kutlanan bu bayram 1938 yılından bu yana tarihimizin en anlamlı günüyle birleştirilmiş ve milli bayram sayılmıştır. O günden bu yana çocuklarımızın eğitim öğretimini engellediğine dair saçma bir gerekçeyi öne süren biri olmamıştır. 19 Mayıs Bayramının en özel yanı gençlerimizin gösterileridir. Bunu kaldırmak bayramın anlam ve önemini, içeriğini ortadan kaldırmak demektir. Cumhuriyet Bayramı'ndan sonra 19 Mayıs Bayramı'na yapılan müdahale AKP iktidarının bizleri bütünleştiren değil, ayrıştıran, ortak geçmiş ve ideallerde uzaklaştıran, ulus bilinci, vatan sevgisi ve şükran duygusundan yoksun bırakmak isteyen bir iktidar olduğunu bir kez daha göstermiştir."

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, "Başbakan 'benim bakanım', 'benim müsteşarım' diyordu. Şimdi 'benim Genelkurmay Başkanım' da diyor. Türkiye'de bütün kurumlar fethedildi, içi boşaltıldı. Cumhuriyet'in rövanşını alıyorlar ve büyük ölçüde aldılar" dedi.
Muhalifgazete.com'a konuşan İnce, Uludere'de tazminat ödemenin yetmeyeceğini, devletin oradaki yurttaşların acılarını paylaşması gerektiğini söyledi.

Terörle mücadelede insansız hava araçlarına umudun bağlandığını belirten İnce, "Uludere olayından hemen sonra parti sözcüsünün konuşması doğru değildir. Hükümet sözcülerinin konuşması gerekirdi. İnsansız hava araçlarına büyük umutlar bağlayıp kendi vatandaşlarımızı vurduk. Sınır kaydırmayı, dayanıklı karakolları konuştuk. Anlık istihbarat paylaşımını konuştuk ama hepsinden bir beceriksizlik çıktı. Ben Uludere'de yaşasaydım benim çocuğum da yapacaktı o işi. Devletin yapacağı iş hemen tazminat verip köşeye çekilmek değildir. Devlet o insanların acılarını paylaşmalıdır" dedi.

"Cumhuriyet'in rövanşını alıyorlar"

Devletin tüm kurumlarına diz çöktürüldüğünü iddia eden İnce şöyle konuştu; "Başbakan 'benim bakanım', 'benim müsteşarım' diyordu. Şimdi 'benim Genelkurmay Başkanım' da diyor. Türkiye'de bütün kurumlar fethedildi, içi boşaltıldı. Cumhuriyet'in rövanşını alıyorlar ve büyük ölçüde aldılar. Diz çöktürdüler kurumlara. Başkalaştırdılar, dönüştürdüler. İntikam alıyorlar. Türkiye'de diz çökmeyen, işbirliği içinde olmayan tek bir kurum varsa o da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Konuşamayan bir üniversite, yazamayan bir medya, sivil toplum yok, Türkiye'de Genelkurmay yok, Anayasa Mahkemesi yok, Yüksek Yargı yok."

"Hüseyin Çelik Erdoğan'ı bir kalemde satar"

Uludere tartışmalarında AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in Kılıçdaroğlu'yla ilgili sözlerine de yanıt veren İnce, "Hüseyin Çelik DYP'den milletvekiliydi. O, havayı iyi koklar. Kimin iktidar olacağını, kimin durumunun iyi olacağını görüp hemen yön değiştirebilir. AKP de sallanmaya başladığında sayın Erdoğan'ı bir kalemde satacağından kendisine yeni bir lider bulacağından hiç kuşkum yok. Bu Hüseyin Çelik'in yapısına uygundur. Bizim Genel Başkanımızı değerlendirmek Hüseyin Çelik'in haddi de hakkı da değildir" dedi.

CHP'deki iç tartışmalar ile ilgili bir soruya ise İnce "CHP'nin kaynadığını söylemek şık değil kaynamıyor ama tartışmalarımızı kamuoyu önünde yapıyoruz. Bir diğer özelliğimiz bazıları devleti yer bazıları da birbirini yer. Biz birbirini yiyenlerdeniz" yanıtını verdi.

Yeni CHP Atatürkçü çizgiden kaydı mı?

Yeni CHP ile ilgili tartışmalara da deyinen Muharrem İnce, CHP'yi köklerinden koparmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirterek, "Yenileşmeye evet, değişime evet, gelişmeye evet, başkalaşmaya hayır. CHP'yi köklerinden koparmaya kimsenin gücü yetmez. Kimsenin böyle bir kuşkusu kaygısı olmasın. Böyle bir çaba olsa bile başarıya ulaşamaz. Ben böyle bir korku içinde değilim.Bazen amacını aşan konuşmalar da olabilir ama kimsenin gücü CHP'yi başkalaştırmaya yetmez." dedi.

Kürsü işgalinden başka bir yol bırakmıyorlar

Meclis iç tüzüğünde yapılacak değişikliği de eleştiren İnce şunları söyledi; "Muhalefetin sesini kısmışlardı şimdi iyice kısıyorlar.  Muhalefetin sesini bu kadar kısarsanız muhalefete kürsüyü işgal etmekten başka yol bırakmazsınız. Biz direnişin partisiyiz. Bunlarla mücadele ederiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın"

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, "Bir gün muhalif milletvekillerinin kapısının çalınıp kelepçe ile götürülmesine tanık olmamak için" uyardı: Yarın herkes için geç olacak

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Başkanı'nın tek görevinin ''frak giyip Genel Kurulu idare etmek olmadığını'' ifade etti.
TBMM'nin, milletvekillerinin itibarını korumanın, yasama organının hak ve hukukunu savunmanın Meclis Başkanlarının en temel görevi olduğunu belirten İnce, şunları kaydetti:
''Sayın Cemil Çiçek, bu görevini yerine getirmediği gibi TBMM'yi itibarsızlaştırıp, milletvekillerinin özgürce görev yapmasını engelleyecek baskı niteliğindeki girişimleri seyretmekle yetinmektedir. Oda Tv davasında milletvekillerinin hiçbir suç unsuru olmayan telefon görüşmeleri, denetim ve yasama faaliyetleri şüpheliler bakımından delil ve gerekçe kazandırılmak amacıyla kullanılmıştır. Sayın Çiçek, bu konuda kendisinin girişimde bulunması konusundaki taleplere kulak tıkamış, soru önergelerini yanıtsız bırakmıştır. Bu bakımdan Sayın Çiçek'in gensoru hakkındaki bu tutumu salt teknik bir değerlendirme olarak nitelendirilemez. Bu tutum daha önceki tutumu ile bağlantılı ve yasama organını yürütme organının emrine veren bir anlayışın yeni bir örneğidir. Sayın Çiçek, yargı üzerinden, yürütmenin kendisinin başkanı olduğu yasama organına müdahalesini yok saymaktadır. Kendisinin koruması gerektiği, yasama organını kendisi korumasız bırakmaktadır.''

''Pek çok benzer önerge işleme konuldu''

Anayasanın 138. maddesinin gerek içtihat gerekse TBMM uygulamalarında, davası görülen bir konuda TBMM'de yasama ve denetim faaliyeti yapılamayacağı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini savunan İnce, ''Sadece yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin faaliyetler erkler ayrılığını etkileyeceği için bu yasağın kapsamında değerlendirilmektedir. Kaldı ki geçmiş dönemlerde pek çok benzer önerge TBMM tarafından işleme konulmuştur'' iddiasında bulundu.
Çiçek'in bu tavrıyla TBMM'nin devamlılık kazanan uygulamalarını ve Anayasa Mahkemesi kararlarını yok saydığını öne süren İnce, şu görüşleri ifade etti:
''Kaldı ki yargı yetkisinin kullanılması konusu ile yasamanın faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin Anayasal hükümler arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Bu açıdan yasama ve denetim faaliyetlerini gözetmesi gereken Sayın Başkan'ın tutumu yanlıştır.
Önergedeki ifadeler, yargı organlarının değil, idarenin işlemlerinin sorgulanmasını içermekte ve idareye ilişkin tespitlere yer vermektedir. Yargıya düzen vermek isteyen Adalet Bakanı'nın düşürülmesini amaçlamaktadır. Bu açıdan Adalet Bakanı'nın düşürülmesinin yargı yetkisinin kullanılması ile yakından uzaktan bir ilgisi yoktur.
Gensoru önergesinin işleme konulmaması Sayın Çiçek'in tarafsızlığını gölgelemiştir. Sayın Çiçek, bu girişimiyle eylemli İçtüzük ihlali yapmıştır.
Sayın Çiçek'i yasama organının, Gazi Meclisin ve milletvekillerinin onurunu korumaya çağırıyorum. Yarın herkes için geç olacaktır. Bir gün muhalif milletvekillerinin kapısının çalınıp kelepçe ile götürülmesine tanık olmamak için uyarı görevimi yerine getiriyorum. Görün artık.''

AKP, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce hakkında, "hükümete yönelik eleştirileri nedeniyle fezleke düzenlendiğini" kabul etti. AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, "polisin işgüzarlığı" diyerek faturayı polise kesti.
Bütçe görüşmeleri AKP’nin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir suçlamasını kabul etmesine sahne oldu.
Kılıçdaroğlu, CHP’li İnce hakkında hükümete yönelik eleştireleri nedeniyle dokunulmazlık fezlekesi hazırlandığını söyledi. AKP adına Kılıçdaroğlu’na yanıt veren Grup Başkanvekili Elitaş, İnce hakkındaki dosyayı kendisinin de getirterek incelettiğini belirterek, şöyle dedi:
“Orada polis tutanağında, İnce hakkında ‘çevrede toplanan toplanan halka iktidarın icraatlarını eleştirirken propaganda yaptığı bu sırada trafik akışını engellediği, ve hükümeti eleştirir nitelikte konuşmalar yaptığı’ şeklinde ifadeler yer almıştır. Oradaki polis işgüzarlık yapmış ama sayın İnce siz orda sohbet etmiyorsunuz, siyasi eylem içindesiniz. O eylemi ifade etmek için, bunu pekiştirebilmek için böylesine bir yanlışlığı yapmış ama bunu Cumhuriyet savcıları yapmış demek haksızlıktır diye düşünüyorum”
İşgüzar tartışması
Elitaş’ın bu açıklaması üzerine söz alan CHP’li İnce ise; “Elitaş polisin işgüzarlık yaptığını söyledi. Peki polis yaptı, savcı da mı yaptı o zaman? Meclis Başkanı niye işgazarlık yaptı? Bir saat önce Cemil Çiçek’in imzasıyla dokuulmazlığımın kaldırılması için fezlekemin karma komisyona havale edildiğ bildirildi. Yargı elinizde. Varsa cesaretiniz kaldırın dokunulmazlığımı” diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Malatya’da bir caminin Hollandalı bir firma tarafından dozerlerle yıkıldığını iddia ederek, buna ilişkin bazı resimleri kürsüden gösterdi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesinin geri çekildiğine ilişkin yazı okundu.

Daha sonra CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.

İnce, gensoru görüşmelerinin, milletten gizlenmesi için Meclis yayınının olmadığı bugün yapıldığını söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın 56 gün önce uçakta, ''Bazı Alman vakıfları CHP'li belediyelerle kredi sözleşmesi yapıyor ve bu yolla PKK'ya para gönderiyor'' dediğini kaydeden İnce, bu konudan dolayı görevine son verilen belediye başkanı ve bu gerekçeyle açılan bir dava da olmadığını ifade etti.

"Başbakan çamur attı"

''Başbakan çamur atmıştır. Başbakan suç işlemektedir''
diyen İnce, ''Madem teröre finans sağlanıyor, terörün finans kaynaklarını kurutmak Başbakanın görevidir. Hangi partili olursa olsun, böyle bir belediye varsa git yakasına yapış, ama dedikodu yapma. Başbakanın terörle mücadele etme derdi yok, çünkü terörle müzakere ediyor'' diye konuştu.

İnce, Başbakan Erdoğan'ın iddialarını ispatlaması gerektiğini ifade ederek, ''Başbakan iftira atmıştır. İftira atan bir Başbakana güvenemeyiz. Eğer iftira değilse, Başbakan terörün finansman kaynaklarını bile bile kurutmamıştır, 56 gündür gereğini yapmamıştır, güvensizliğimiz o yüzdendir gensoruyu o yüzden verdik. Terörün finansman kaynaklarını kurutamayan Başbakanı parmaklarınızla koruyacak mısınız?'' diye sordu.

Deniz Feneri e.V Davası kapsamında yürütülen soruşturmanın sanıklarının korunması için CHP'li belediyeye çamur atıldığını iddia eden İnce, ''Deniz Feneri'nin Türkiye'deki bağlantılarının ortaya çıkmasında korkmaktadır. Korkunun ecele faydası yok. İftira atarak, gündemi saptırarak bu korkudan kurtulamazsınız'' dedi.

İnce, CHP'li belediye başkanlarının odalarına dinleme cihazları yerleştirildiğini ileri sürerek, AKP'li bazı belediyelerde yolsuzluk yapıldığını iddia etti ve bunlara örnekler verdi.

''11 Yalova büyüklüğünde yer için maden arama ruhsatı verildi''

Muharrem İnce, daha önce ''lastikçi'' olduğunu söylediği, AKP Kayseri İl Başkanına, 11 Yalova büyüklüğünde yer için maden arama ruhsatı verildiğini iddia ederek, ''İl başkanlığından istifa etti. Ruhsatı verenler, Enerji Bakanı nerede? Cumhurbaşkanı bu il başkanına kefil olacak mı? Tevfik Fikret ne diyordu; 'aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin' diyordu, aklıma da bu geldi'' diye konuştu.


"Hollandalı firma cami yıktı"

İnce, şu anda AKP'den milletvekili olan bir kişinin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olduğu dönemde, belediyeden toplam 234 milyon TL ihale aldığını savundu.

Muharrem İnce, Malatya'da bir caminin pazar yeri yapılmak üzere ihalenin verildiği Hollandalı bir firma tarafından yıkıldığını iddia ederek, buna ilişkin bazı resimleri kürsüden gösterdi. İnce, ''Malatya İsmet Paşa'nın memleketi. İsmet Paşa harp için kullandı camiyi, AKP ise rant için. Malatya Belediyesi hal arazisini Hollandalı şirkete 52 trilyona sattı. Belediye başkanını ödüllendirip milletvekili yaptınız. Hollandalı firmanın dozerlerle Türkiye'de nasıl rant için cami yıkıyor, bunu bütün millet görsün. Rahmetli Erbakan Hoca sizi görseydi 'sizin gidi rantiyeciler sizi gidi' derdi. Caminin imamı Recep Gök, '20 gün sabaha kadar uyuyamadım' dedi, gidin o mimarı dinleyin'' diye konuştu.
1999 depreme sonrasında çadır kent kurulmak için belirlenen 480 alanın rezidans olduğunu belirten İnce, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde imar komisyonuna 7 bin dosya havale edilirken, deprem komisyonuna sadece 8 dosyanın gönderildiğini söyledi. İnce, ''Eski 'Amasya milletvekiliniz dualarla geldik, beddualarla gideceğiz' demişti. Vakıflar Bölge Müdürlüğü de size vakıf bedduası gönderdi'' dedi.

CHP'li İnce, AKP Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten'in laf atması üzerine, elindeki fotoğrafı göstererek, ''Bunları yıkan kim? Babanın camisi mi, camiler senin mi? Sizi gidi rantiyeciler sizi'' dedi.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da Erdoğan'ın iddiasını ispatlamadığını ve bu belediyenin kim olduğunu söylemediğini ifade etti. Tezcan, AKP'li belediyelerin üzerine gidilmezken, muhalefet partili belediyelerde İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin kadrolu personel gibi çalıştığını öne sürdü. Tezcan, İzmir Büyükşehir Belediyesinde 80 tane müfettiş çalıştığını iddia ederek, muhalefet partili belediyelerde durum böyle iken, Kayseri, Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerindeki yolsuzlukların araştırılmadığını savundu.

Tezcan, ''AKP iktidarı, artık öküzün altında buzağı aramayı bıraktı, öküzün altına buzağı koymaya başladı. Başbakan bir iftirada bulunmuştur ve iftira da TCK'da suçtur'' dedi.

Salonda tansiyon yükseldi

İnce’nin sözleri salonda tansiyonu yükseltirken, AKP’li milletvekilleri tepki gösterdi. İnce’de, “Erbakan Hoca sizi görseydi Allah rahmet eylesin sizi gidi rantiyeciler derdi, sizi gidi rantiyeciler, camiyi yıktırdınız Hollandalı firmaya” dedi.

İnce, AKP'li milletvekillerine, “Yolsuzluğun batağına düştünüz, yetimin hakkına üşüştünüz, haram lokma bölüştünüz, rüzgar ektiniz, fırtına biçeceksiniz. Kaçış yok, kurtuluş yok, hesabı ödeyeceksiniz” dedi.

AKP sıralarından gelen tepkilere de İnce, “70 yıl öncesine dönmeye gerek yok” dedi. Elindeki diğer fotoğrafları da gösteren İnce, “Gidin o imamı dinleyin” dedi. İnce, şöyle dedi:
“Niye samimi değilim. Bunları yıkan kim, bırakın öyle savaş döneminde yapılanları, siz bu ülkede buraları yıkıp Hollandalı firmalara sattınız mı, satmadınız mı? Kim babanın camisi mi, camiler senin mi, camiler senin mi, babanın camisi mi, senin camin mi, kendinin tapulu malı mı zannediyorsun, bunu kim yıktı, Hollandalı firmanın dozerleri yıktı.”

>CHP Grup Başkanvekili Muharem İnce, TBMM Genel Kurulu'nda, Pamukova Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosu'nun gönderdiği fezlekeyi yırttı.
TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Muharem İnce, dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. "Benim burada utanç verici durumdan kurtulmam gerekiyor" diyen İnce, "Ben o kişilerle aynı listede anılmak istemiyorum. Fezleke bana Cuma günü geldi. Milletin gözü önünde dokunulmazlığımın kaldırılmasını istiyorum.
Bu dilekçeyi buraya bırakıyorum. TBMM Başkanlığı'na verin, dokunulmazlığım kalksın diyorum"
dedi.

Fezleke yırttı

"Pamukova Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosu'nun Meclis'e gönderdiği fezleke milletin kürsüsünden bu fezlekeyi yırtıyorum"
diyen İnce, "Ben böyle bir fezlekeyi tanımıyorum. Ben iktidarı eleştirmeyeceğim de ne yapacağım. İktidarı eleştiriyor, diyor. Savcılara sesleniyorum, ben o fezlekeyi milletin kürsüsünden yırttım. O fezlekeyi tanımıyorum. Siz de gelin gereğini yapın diyorum" dedi.

CHP Gurup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, seçimlerden önce Sakarya'da yaptığı konuşma nedeniyle hakkında fezleke hazırlandı. İnce 'Bu fezlekeden şeref duydum. Bugün haykırıyorum dokunulmazlığımı kaldırın. Bu fezleke faşizmin açık bir fotoğrafıdır. Böyle bir fezleke düzenleyenleri kutluyorum' dedi.
CHP Gurup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, seçimlerden 17 gün önce, 25 Mayıs’da Sakarya’nın Pamukova’da bir konuşma nedeniyle hakkında fezleke hazırlandığını belirtti. İnce “Fezlekede propaganda sırasında minibüslerin trafiğini olumsuz etkilediğim vurgulanarak ‘Muharrem İnce'nin konuşma yaptığı, iktidarı eleştirir nitelikte olduğu tespit edilmiştir’ deniliyor. Bu fezlekeden şeref duydum. Uzun yıllardan sonra Sakarya’dan milletvekili çıkardık. Bir oy katkım olduysa ne mutlu bana. Bugün haykırıyorum dokunulmazlığımı kaldırın. Bu fezleke faşizmin açık bir fotoğrafıdır. Böyle bir fezleke düzenleyenleri kutluyorum. Üzüldüğüm tek nokta, bilet kalpazanlığı iddiası ile yargılananlarla adım artık aynı listede yer alacak” diye konuştu.
İnce ne demişti?
25 Mayıs 2001’de Pamukova ilçesinde konuşan İnce; şunları söylemişti: “AKP ye kim muhalifse herkes diz çöktürülmek isteniyor. Herkesten hesap sorulmak isteniyor. Çiftçi perişan. Emekli perişan. Gençlerimiz işsiz. Bir tek yandaşların işi düzgün. Dışarıda general, gazeteci muhalefet kalmadı. Herkes Silivri’ye.. Herkes korkuyor bu ülkede. Herkes korkuyor. Sıradan bir vatandaş bile telefonunun dinlendiğinden şüphe ediyor. Böyle bir ülke olur mu? İleri Demokrasiymiş. Sevsinler senin ileri demokrasini. Bu tam bir faşizmdir. Recep Tayip Erdoğan’ın faşizmidir bu”

CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Başbakan Erdoğan'ın mantık dersi okumadığı için mantıksız açıklamalar yaptığını söyleyerek "Başbakan cari açık var. İçki ve sigara içmeyin diyor. Peki biz senin oğluna 'gemiciği bırak sandala bin' diyor muyuz" dedi.
CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Yalova’daki irtibat bürosunda düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi.
Başbakan Erdoğan’ın doğalgaz ve elektriğe yapılan zammı, içki ve sigara zammıyla örtmeye çalıştığını, işin özetinin bu olduğunu söyleyen İnce “Başbakan Erdoğan mantık dersi okumamış herhalde, mantığa ihtiyacı var. Hataya bakın Başbakan diyorki ‘Sigara içme alkol alma cari açığımız var, açığımızı kapatacağız’. Millet sigara içmezse, alkolü az tüketirse Başbakan’ın işine yaramaz ki. O zaman gelir elde edemez, açığı kapatamaz. Mantık hatasını Başbakan kabul etsin” dedi.
Başbakan’ın açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyleyen İnce “O zaman Başbakan’a şunu sormak lazım. Sigara içmeyiz, alkolü de tüketmeyiz Peki elektrik yerine mum mu yakacağız? Doğalgaz yerine kömür mü, tezek mi yakacağız? “Porrche binmeyin Fiat”a binin diyor. Sen niye BMW’ye biniyorsun? Neden 6 tane uçak aldın. Biz senin oğluna gemiciği bırak sandala bin diyor muyuz? Doğalgaz, elektrik, içki sigara fiyatlarını güncelliyorsunuz da pırlanta fiyatlarını neden güncellemiyorsunuz? Biz AKP’ye şunu söylüyoruz, yakında millet de sizi güncelleyecek” diye konuştu.
Benzine hükümetin her gün güncelleme yaptığını sözlerine ekleyen İnce “Benzin istasyonları vergi daireleri gibi. Vatandaş artık bu konuda espri yapmaya başladı. Diyor ki vatandaş; 100 TLlik vergi aldım içinde 30 liralık benzin vardı. AKP iktidarında toplanan vergi 4 buçuk katrilyondur” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın ekonomiyi hayvanlar dünyasıyla yorumlayıp açıklayan tek Başbakan olduğunu öne süren İnce “Başbakan bunlar üç koyun güdemezler, eşeği sağlam kazığa bağladık gibi açıklamalar yapıyor. Bunlar Başbakan’ın ciddiyetine yakışmıyor. Hayvanlar dünyası başkadır, ekonomi dünyası başkadır” dedi.

CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, son zamları 'Bir hikmet aranmalı' sözleriyle savunan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yüklendi. İnce, 'Bülent Arınç ağlamaktan sorumlu başbakan yardımcısıydı, her halde şimdi saçmalamadan sorumlu başbakan yardımcısı olacak. Ya da pişkinlikten sorumlu başbakan yardımcısı olacak. Buna pes derim' dedi.
CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, siyasete atılmadan önceki mesleği olan öğretmenliğe bir saatliğine geri döndü. Öğretmeni Mustafa Hilmi Kulaber ve öğrencisi Melek Akpınar’ın yöneticilik yaptığı özel bir dershanede 1 saat fizik dersi veren İnce,  “bu soruyu bilirseniz ben size TBMM yemekhanesinde yemek ısmarlayacağım. Ama bilemezseniz siz bana yemek ısmarlayacaksınız” diyerek öğrencilerle şakalaştı. İnce’nin sorduğu soruyu zor bulan öğrenciler, “Sayın milletvekilim siz bize yüksek lisans sorusu soruyorsunuz” diye yanıt verdi. Daha sonra gazetecilerinsorularını yanıtlayan İnce, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın katıldığı bir televizyon programında zamlarla ilgili olarak, “Zamlarda da bir hikmet aramak lazım” sözlerini eleştirdi. İnce, “Bülent Arınç ağlamaktan sorumlu başbakan yardımcısıydı, her halde şimdi saçmalamadan sorumlu başbakan yardımcısı olacak. Ya da pişkinlikten sorumlu başbakan yardımcısı olacak. Buna pes derim. Bu kadar milleti, fakir fukarayı, garip gurebayı inciteceksiniz, sonra birisi diyor ki ‘yok ayarlamaydı’, birisi diyor ki ‘hikmet arayın’. Zamda hikmet arayan bir Başbakan yardımcısı. Tuzun koktuğu yer burası. Yazıklar olsun” diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'lilerin MİT-PKK görüşmesine ilişkin ses kaydı konusunda konuştukça "çamura batmaya" devam ettiğini öne sürerken "AKP'nin terör örgütü ile işbirliği yaptığı ortaya çıkınca ne söyleyeceklerini şaşırdılar" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı yazılı açıklamada, MİT ile PKK arasında olduğu iddia edilen görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İnce, "Sayın Hüseyin Çelik bugün yine haftalık olağan saçmala günündeydi. AKP'nin terör örgütü ile işbirliği yaptığı ortaya çıkınca ne söyleyeceklerini şaşırdılar. Başbakanın sahip olduğu şeref son PKK-MİT ses kaydı ile ortaya çıkmıştır. Sayın Başbakan zekat dağıtacaksa sahip olduğu serveti dağıtsın. İnanıyorum ki Başbakan, sahip olduğu servetin yarısını zekat olarak dağıtsa Türkiye'de aç, açıkta, yoksul kalmayacaktır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye giderken yaptığı açıklamalara değinen İnce, Erdoğan'ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı özel temsilcisi olarak terör örgütüne gönderdiğini itiraf ettiğini ileri sürdü. Erdoğan'ın "Müsteşar yardımcılığı döneminde göndermişimdir" dediğini ifade eden İnce, şunları kaydetti:
"Sayın Başbakan özel temsilcinize CHP'yi terör örgütü PKK'ya şikayet etmesi talimatını da siz mi verdiniz? O görüşmenin amacı sizin söylediğiniz gibi devletin iz sürmesi, suçluyu tespit etmesi midir? Yoksa suçlunun izini kapatmak mıdır? Sayın Erdoğan ve AKP'lileri bu ses kaydı konusunda konuştukça çamura batmaya devam ediyorlar. Ama boşuna çırpınıyorlar. Boş laflarla değirmeni doldurmaya çalışıyorlar. Artık maske düşmüş, terör konusundaki gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır" dedi.

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget