MECLİS’TEKİ dört partinin temsilcilerinden oluşan Uzlaşma Komisyonu “harika” çözümler üretmeyi sürdürüyor. Son ürün, önceki dönemlerde de ara sıra ortalığa sürülen “Türkiye milletvekilliği”dir.
Bunu eleştirmeye neresinden başlamalı ki?
Sayın üyeler çok önemli bir noktayı unutuyorlar
galiba: Aynı düşüncenin daha önceki mucitleri gibi bugünkü üyeler de
bilmiyorlar mı kendilerinin zaten milletin vekili olduklarını? Üstelik,
bir bakıma, yalnız şimdiki vatandaşlardan oluşan milletin değil, geçmişi
ve geleceğiyle çok daha yüce bir kavram olarak, soyut anlamda “bütün milleti” temsil ettiklerinin farkında değil midirler?
Zaten unvanlarının ikinci parçasını oluşturan ve şimdi sorumsuzca neredeyse herkesçe kullanılmaya başlanan “vekil”
sözcüğü de açıklanmaya ve düzeltilmeye muhtaç. Milletvekili,
müvekkilinden vekâlet alan avukattan farklı olarak, vatandaşı belirli
bir talimat çerçevesinde temsil eden bir kişi değildir. Fransa’nın
anayasa hukukundan esinlenen bizim anayasa hukukumuzda da parlamenter,
onu seçenleri değil, bütün milleti temsil eder ve buna “emredici vekâlet yasağı” denir. Başka bir deyimle, milletvekili, hukuken yalnız “Size şu koşulla vekillik veriyoruz” diyen seçmenlerini değil, geçmişi ve geleceğiyle bütün milleti düşünerek oy verecektir.
İlk iki anayasamızda “icra vekilleri” için kullanılan “vekil” sözcüğü tek başına kullanıldığında “millet”
kavramının yüceliğini taşımadığı için görevi ucuzlatıcı bir izlem
yaratıyor. Bu açıdan bakıldığında, vaktiyle alay konusu edilen “saylav” sözcüğü, “say” hecesiyle biraz “saygınlık” esintisi getiriyordu hiç değilse!
Ama, asıl sorun bu da değil. Sorun, bir kısım parlamenteri “Türkiye milletvekili” olarak “nispi temsil”le seçme hevesinden doğuyor. Demek ki, dar ya da geniş bir “seçim çevresi”nde hep “en çok” oy alanları değil, aldıkları oy “oran”ına göre ayrı ayrı birkaç adayı daha seçerek daha renkli bir Meclis oluşturma özlemi var.
O zaman da, ister istemez şu sorulmaz
mı: Madem daha renkli bir Meclis isteniyor, öyleyse dünyada eşi emsali
olmayan bu yüzde onluk “yüksek baraj”la büyük partileri korumak neyin nesidir?

Yorum Gönder