AKP’ye yönelik “sahte üye skandalı” iddialarının bir benzeri, sosyal medyada da
patlak verdi. Cumhuriyet Gazetesi’ndeki “Parlamento Kulisi” köşesinden öğrendik
ki; AKP Bursa İl Başkanlığı’nın Facebook üzerinde açtığı resmi sayfanın üye
sayısı kısa bir sürede rekor oranda arttı ve 2 bini geçti.
Bunun sebebi
de çok geçmeden bu sayfaya üye olanların verdiği tepkilerden
anlaşıldı:
Beğenilerin çoğunun sahte olduğu anlaşıldı.
İnternet
kullanıcılarının sayfadaki beğen tuşunu tıklamadıkları halde sayfayı beğenmiş
olmaları akılları karıştırırken, kullanıcılar AKP’nin Facebook sayfasındaki
duvara şunları yazdılar:
“Beğenmeden beğendi görünüyorum bu nasıl
oluyor?”
“Ben beğenmeden nasıl yapıyorsunuz, pes artık.”
AKP Bursa
İl Başkanlığı, suçu sosyal medya çalışmalarını yürüten firmanın işgüzarlığına
bağladı ve tepkiler artınca sayfayı kullanımdan kaldırdı. Ancak sayfa, birkaç
gün önce gerekli düzeltmeler yapılmadan tekrar açıldı.
***
Başta Facebook ve Twitter hesabı olanlar
olmak üzere, tüm sosyal medya kullanıcıları, AKP’nin “sahte beğeni skandalı”yla
ortaya çıkan bu durumu, sosyal medyanın “güvenlik açığı” olarak
değerlendiriyor.
Zihinleri karıştıran sorular ise şunlar:
- Ya
bugün bizim adımıza sahte beğenide bulunabilenler, o hesaplara girip özel
hayatımıza ilişkin en gizli yazışmalara ya da fotoğraflara ulaştıysa?
-
Ya özel hayata ilişkin o yazışmalarla ya da fotoğraflarla büyük bir tehdit
furyası başladıysa?
- Ya o kötü niyetli kişiler, hesap sahiplerini
yargılatmak amacıyla, o hesaplardan hakaret, küfür gibi mesajlar ya da yorumlar
paylaştılarsa veya paylaşıyorlarsa?
***
Bu soruların cevabını ne yazık ki şimdilik
bilmiyoruz...
Ne ilginçtir ki Facebook da şu ana kadar böyle bir güvenlik
açığı olup olmadığı konusunda net bir açıklama yapıp yüreklerimize su
serpmedi...
Umarız sosyal medyada bu tür bir güvenlik açığı
yoktur.
Aksi halde, “yeni medya” olarak benimsenen sosyal medya,
yükselişinden çok daha hızlı olarak batışa sürüklenir!
Ve bu da ne yazık
ki en çok “klasik medya kuruluşlarını” baskıyla sindirip, sosyal medyaya söz
geçiremeyen baskıcı iktidarların işine gelir...
*****
GÜNÜN SORUSU
İçme suyu satan
firmalar plastik damacanalarda 5-7 liraya sattıkları suyu, depozitosu 35 ile 50
lira arasında değişen cam damacanalara doldurup, 13-15 liraya satıyor; kimse de
onlara “Bu ne iştir arkadaş” diye sormuyor... Biz soralım:
Sahi; bu ne
iştir beyler?
*****
Maneviyat Bakanlığı ve basına manevi
‘tertip...’
Şu AKP’liler gerçekten ilginç adamlar! Akla hayale
gelmeyen, konuları “dünyanın en ciddi önerileri”ymişçesine gündeme getirmekte
sakınca görmüyorlar...
Üstelik taraftar da buluyorlar!
***
Son “yumurtalar”, İstanbul Milletvekili Oktay
Saral’dan...
Beyefendi, “Ekonomi iyi ama maneviyat kötüye gidiyor”
diyerek Maneviyat Bakanlığı kurulmasını önermiş!
Bu Bakanlık ne mi
yapacakmış? Okuyun:
“2023 hedefimize uyan, inancıyla, tarihiyle,
kültürüyle gurur duyan bir gelecek istiyoruz. Bunun için de gerekirse bu işle
ilgilenen bir bakanlık kurulabilir. Meclis Başkanlığı’na sunacağım ‘dizi
teklifi’ çalışmamızda da son aşamaya geldik. Gerekçemizi hazırlıyoruz. Toplumu
ahlaksızlaştıran görsel ve yazılı eserlere karşı düzenleme öngörüyoruz. Basın ve
yayını milli ve manevi değerlere bağlı olacak şekilde daha tertipli hale
getirmeyi amaçlayan bir düzenleme teklifinde bulunacağız.”
***
Özgürlük diyorlardı değil mi?
Alın
size özgürlük!
Neymiş; basın ve yayını tertipli hâle
getireceklermiş!
Peki, nasıl bir “tertip” bu?
Sadece onların
düşündüklerine ve inandıklarına “Evet” diyen, gerisini baskıyla susturmayı
öngören, evrensel özgürlükleri ortadan kaldıran “tertip” elbette!
***
Dini kullanmayı alışkanlık hâline getirenlere
bir sözüm yok da... Acaba, “Yetmez ama evet”çi arkadaşlar ne düşünüyor bu
konularda?
Düştükleri tuzağı biraz olsun görebiliyorlar mı?
Biraz
olsun utanıyorlar mı?

Yorum Gönder