‘Napolili Türk’ - Zeynep Oral

Çok genç bir kadın… Roma’dan Napoli’ye giden trende tek başına. Heyecanı, korkusu, umudu ve düşleriyle tek başına… Birkaç gün öncesine dek, Türkiye’den ayrılmışlığı hiç yoktu… Bu tren yolculuğunun tüm yaşamını değiştireceğini henüz bilmiyor.
Napoli. San Carlo Alanı. Üç yüz yıllık geçmişiyle San Carlo Operası. Genç kadın içeri girdi, gözleri kamaştı: Kat kat yükselen balkonlar, localar, altın ve kırmızı kadife koltuklar, freskler, üç bin kişilik bir mücevher.
Tiyatro salonu boştu, loştu. Tek tük birkaç kişi… Sahneyi gösterdiler. Genç kadın titreyen bacaklarla sahneye çıktı.
Bu bir sınavdı. Bunun bir sınav olduğunu o da onu dinleyecek olan birkaç kişi de biliyordu.
Sahneden, salon daha da görkemli görünüyordu. Genç kadın bütün bu görkemi içine çekti...
Piyanodan ilk notaların gelmesini beklerken aklından şunu geçirdi:
Burası harika bir yer. Nasıl olsa burada bana opera söyletmezler. Bu sahnede ilk ve son söyleyişim olacak… Onun için bunun tadını son damlasına kadar çıkarmalıyım. Yalnız kendim için söyleyeceğim.
Öyle yaptı. “La Traviata”dan ve “La Forza del Destino”dan birer aryayı salt kendi için, şarkı söylemenin sonsuz tadı için söyledi. Şarkısı sona erdiğinde, birinin ona doğru koştuğunu gördü. Operanın sanat müdürü. “Signora, bizimle çalışmaya ne zaman başlayabilirsiniz?” diye soruyordu.
Genç kadın anında yanıtladı: “Hemen!”
1953 Temmuz’uydu. O genç kadın, yani Leyla Gencer, beş gün sonra Napoli’deki Yaz Festivali’nde, Arena’da 10 bin kişinin önünde “Cavalleria Rusticana” temsilinde başrol oynuyordu. Birkaç ay sonra ise ünlü müzik ustası Tulio Sarafin’in yönettiği “Madama Butterfly” ile o görkemli San Carlo tiyatrosunun sahnesindeydi. 3 temsil için anlaşma yapmıştı; dinmeyen talep üzerine tam 23 temsil yaptı.
Bu rol Leyla Gencer’i bir anda Napolililerin sevgilisi kıldı. “Sokaktaki adam” bile ona “La Turco Napolitana” der oldu. Adı “Napolili Türk”e çıktı.
Ne çok duydum: 1964 yılını Napolililer iki şeyle kutsamışlar, o ikisini dillerinden düşürmemişler: Leyla Gencer’in “Robert Devereux” operasındaki Kraliçe Elizabeth rolü ve Beajolais Şarabı!..
1953-89 yılları arasında Leyla Gencer, San Carlo Operası’nda 23 farklı operada başrol oynadı. Sesi soluğu o görkemli mabedin her yanına sindi.
***
Neden mi anlatıyorum bunları? Çünkü, Avrupa’nın sürekliliği olan en eski opera yapısı olan bu kurum, bugün yine bir Türk’ü ağırlıyor. 2012-13 mevsimini San Carlo Operası Ferzan Özpetek’in sahnelediği “La Traviata” ile açıyor.
Floransa Operası’nda sahnelediği “Aida”daki başarısını izledikten sonra; Ferzan Özpetek’in Verdi’nin bu ünlü eserine de mutlak kendine özgü bir yorum ve de bizim kültürümüzden çizgiler katacağına inanıyorum.
Napoli’de on gündür “Şahane Varlık: Ferzan Özpetek” başlığı altında (Son filmi “Şahane Misafirler”e atıf) sanatçının tüm filmleri gösteriliyor…
Siz bu yazıyı okuduğunuzda Michele Mariotti’nin yönettiği, Dante Ferretti’nin sahne tasarımını gerçekleştirdiği gala temsilini izlemiş olacağım. Tüm ayrıntılar yarınki yazıda…
Yarın olmadan: Bugün San Carlo Operası’nın müzesinde bir de toplantımız var: San Carlo Operası Genel Sanat Yönetmeni Vincenzo de Vivo, Ferzan Özpetek, İtalyan eleştirmenlerin katılımıyla “Leyla Gencer” kitabım üzerine bir buluşma ve imza günü. Yolu Napoli’ye düşenleri beklerim…

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget