TÜİK, bir ilki daha gerçekleştirdi. Kasım TÜFE’sini,
daha önce duyurduğu gibi 3 Aralık Pazartesi saat 10.00 yerine 9.40 gibi
sitesine koyunca, uyanıklar, beklenenden düşük gelen aylık enflasyonun
pozitif etkisini “avantadan satın aldılar”. Hemen borsada alıma geçtiler ve ancak saat 10.00’da, duyulduktan sonra yükselecek borsaya böylece “donanımlı” başladılar. Bu “içeriden öğrenmeler”le ne “güneşler batıyor” kim bilir…
AKP rejiminin kadroları, hemen her yerde önceden öğrenip ne
manipülasyonlarla, ne paralar götürüyorlardır, kim bilir!.. TÜİK, bilgi
kalitesizliğinin yanında güvenilirliğinden de kayba uğradı. Telafisi
kolay olmaz güven kayıplarının...
Gelelim enflasyona… Geçen yılın kasım ayında yüzde 1.7 artan enflasyon, bu kasımda yüzde 0.4 arttı. Ekimde de yüzde 2 artmıştı. Böylece yıllık TÜFE yüzde 7.7’den yüzde 6.4’e geriledi.
Yıl, sanırım yüzde 6.5 TÜFE ile kapanır. Geçen yıl yüzde 10.5 olmuştu.
Yine de yıla yüzde 5 hedefle giren Merkez Bankası, sonuçta yıl içi hedef
yükseltse de hedef tutturamadı. Bu sert düşüşte ÜFE’deki, yani üretici fiyatlarındaki düşük seyri göz ardı etmemek gerekir. ÜFE’nin
yıllık artışı yüzde 3.6. Tarım, sanayi, hizmet üreticileri, maliyet
artışlarına rağmen fiyatlarını kolay kolay artıramıyorlar. Çünkü iç talep artmıyor.
Bunu, ilk yarının milli gelir verilerinde gördük, 9 ayın verilerini ise
10 Aralık Pazartesi göreceğiz. Talep artışı sıfırlanınca, üretici de
etiket değiştirmeye cesaret edemiyor. Bu da tüketici enflasyonunu aşağı
çekiyor haliyle…
***
Yüzde 6.5 enflasyondan dolayı, sokaktaki alt-orta sınıflar yakınsalar da, feryat-figân etmiyorlar. Yıllık bazda gıda sepeti fiyatları yüzde 4.5 gibi artmış. Ama konut sepeti, yani kira, ısınma vb’de artış yüzde 12’ye yaklaşıyor. Giyimde
de artış yüzde 7.5. Ücretlinin olmasa da memurun, emeklinin yıllık
gelir artışı yüzde 6.5 enflasyon kadar artmasa da ona yaklaşıyor. Düşük,
vasat geliriyle haline şükreden bir halk var. Enflasyonu esas dert
edenler büyük yatırımcılar. Mesela Türkiye’ye
sıcak para ile gelip devlet tahvili alanlar ya da kısa vadeli yatırım
yapanlar. Para büyük olunca, öngörülmüş enflasyondan her küçük sapma,
yukarı zıplama, bu para sahiplerinin faiz gelirlerinden götürüyor. Yüzde
6 yıllık faiz beklerken enflasyon yüzde 6.5 olursa yarım puan da olsa kayıpta sayıyor. Merkez Bankası’nın
enflasyonu kendine baş dert edinmesinin altında, dış kaynak sahiplerine
mahcup olmamak, onları ürkütmemek, kaynak girişini daim kılma kaygısı
var.
Keza ihracatçıyı, enflasyon sokaktaki
insandan daha çok ilgilendirir durumda. Neden? Döviz kuru-enflasyon
ilişkisi yüzünden. Yıllık yüzde 6.5 enflasyona rağmen döviz kurunun
benzer oranda devalüe edilmemesi halinde, kurun aşırı değerlenmesi gibi bir caydırıcı unsurla baş başa kalıyor ihracatçı. Dolar ve Avro’dan oluşan döviz sepetinin ekim ortalaması 2.07 TL iken, TÜFE yukarı çıktığı halde, kasımda 2.04 TL’ye indi. Böylece TL, döviz sepetine göre yüzde 1.1 değer kazandı. Bu, ihracatçı için iyi bir haber değil.
***
Sokaktaki insan için yüzde 6.5 yıllık enflasyonun ateşinden çok, yakıcı olan işsizlik!.. Enflasyon,
iyi-kötü geliri olanlar için bir anlam taşır. Ya hiç geliri olmayan
işsizler? Geliri yok ki işsizin, o paranın alım gücü ile ilgili derdi
olsun… AKP rejimi, TÜİK’in kalitesi her geçen gün biraz daha tartışmalı hale gelen istatistikleri ile işsizliği makyajlıyor, bu ortada.
Düşen büyümeye rağmen ağustostan ağustosa yıllık tarım dışı istihdam
artışı 623 bin. Bunun tabii ki mevsimsellikle ilgisi var. Tarım,
turizm, inşaat sektörleri ağustosta daha çok işçi çalıştırdılar. Ama
bunun 100 bin küsuru da kamu istihdam artışından kaynaklandı. Kamu istihdamı, 2011 sonundan eylül başına kadar 115 bin artarak 3 milyon 215 bini buldu. Devlet kadrolarına hızla AKP’li,
cemaatten militanların yığıldığı bir gerçek. Kamuda artan istihdam,
toplam istihdamı artmış, resmi işsiz sayısını da 96 bin düşürüp 2.4 milyona indirmiş gösteriyor. Gelin görün ki İşkur, kendisinde kayıtlı işsiz sayısını 2.2 milyon açıklıyor. TÜİK’in her işsizi, neredeyse İşkur’un kapısına gidip kendini işsiz saydırmış!.. Böyle bir saçmalık, ancak muz cumhuriyetlerinde olur!.. Ama Türkiye’de oluyor ve kimsenin gıkı çıkmıyor. Ana muhalefetin Meclis’i sarsması, Türk-İş’in, DİSK’in, KESK’in ortalığı inletip “aldatılıyoruz” diye feryat figân etmesi beklenirdi. Ama olmuyor!..
***
Aldatmacaların sonu gelmez. Şimdi de sırada cari açığı halletmek varmış. Hükümet, Merkez Bankası’nın cari açığı doğru hesaplayamadığını düşünüyor olmalı ki, yeniden hesaplama için TÜİK’i devreye sokmuş. 2 Aralık tarihli Habertürk gazetesine konuşan TÜİK Başkanı Birol Aydemir, Türkiye’de reel sektörün bu kadar borçlanmasının mümkün olamayacağını ifade etmiş ve şöyle demiş; “Aldığımız
talimatla cari açığı oluşturan dengeleri 3 ana başlık altında yeniden
hesaplamaya başladık... Çalışmamızın tamamlanmasından sonra cari açığın
önemli ölçüde düşeceğini göreceksiniz.” Bakar mısınız; açıkça söylüyor da “Talimat aldık, düşürüldüğünü göreceksiniz”.
Talimat bu. Yargıya talimat veren RTE, TÜİK’e mi vermeyecek?
Sivil vesayetten komut:
Cari açık düşürüleceeeek. Düşür!..

Yorum Gönder