Bir zamanlar, endişeyle sorulmakta olan bu soruya kimi
“liberaller”in yanıtı
hazırdı:
- Bu kadar da abartmayın canım! Korkmayın; Türkiye, İran
olmaz.
Türkiye’de endişeyle sorulan sorulardaki
riskler artık gerçek olmuştur.
En olmaz denen şeylerin olabilmesi için bir delinin bir kuyuya taş
atması yeterlidir.
Bakın Kanuni dönemini konu alan
“Muhteşem Yüzyıl” dizisi
çevresinde başlatılan tartışma, nerelere vardı.
Tartışmanın abesliği üzerinde duracak değiliz. Önünde sonunda, bir
tarih belgeseli değil, bir dizi.
Ayrıca tarihi olayları yansıtış, bakan kişinin bakış açısına göre de
değişir.
Ama iş buralara varmıştır. Bundan böyle dini, inançları, kültürü olduğu
gibi tarihi de egemenlerin yorumlarına uygun biçimde yansıtmak zorunluluğu
vardır.
Bir kez böyle bir eğilim başladı mı, artık durdurmak mümkün
değildir.
Tartışmayı başlatan egemen bile istese, artık olayları engelleyemez,
bir yerden sonra ister istemez denetim ondan çıkar.
***
Nitekim, AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral,
Muhteşem Yüzyıl çerçevesinde başlayan tartışmadan yola çıkarak, bir
“maneviyat bakanlığı”
kurulmasını önermiştir.
Güray Öz’ün dünkü köşesinde de yer alıyordu
konu.
Oktay Saral tabii ki, Muhteşem Yüzyıl dizisi ile ilgili yasakları da
içeren yaptırımlar getirilmesinden yana.
Ama bir kez yola çıkınca orada da durmuyor.
Cadı avı başlamıştır artık.
Ruhları selamete eriştirmek, gençleri ve aileleri Batı kültürünün
etkilerinden kurtarmak için, maneviyat bakanlığı kurulma önerisi
yoldadır.
Oktay Saral bunu göğsünü gere gere açıklıyor.
Gelişmelerin aşamalarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ama şimdiden söyleyeyim.
Başlangıçta, iktidar içinden karşı çıkanlar bile olsa, bu gelişmeler
önlenemeyecektir.
Türkiye’nin ekonomik, sosyal, siyasal
sorunları büyüdükçe, maneviyat bakanlığı projesi de güç kazanacak, önünde
sonunda yaşama geçecektir.
***
Maneviyat bakanlığı projesini münferit bir olay olarak ele
almayın!
Olaylar zinciri içindeki yerine oturtun, mahalle baskısını ekleyin,
Milli Eğitim’deki son girişimlerin yanına koyun, neyin
ne olduğunu, ne anlam taşıdığını daha net göreceksiniz. Totaliter devlet artık
evinizin içine, beyninizin kıvrımlarına kadar girecek, sizi ve gençleri
“Batı kültürünün etkilerinden”
kurtaracaktır.
Artık ne yediğinize, ne içtiğinize, ne okuduğunuza, ne yazdığınıza, ne
söylediğinize, hatta ne söylemediğinize, nasıl sustuğunuza bile devletin
dizginlerini ele geçirmiş olanlar karar vereceklerdir.
Maneviyat bakanlığının tek başına kurulmuş olması bir anlam ifade
etmeyecek, bunun bir yaptırımı olması gerekecek, hiç kuşkunuz olmasın ki,
bakanlık faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili bir birim de
kurulacaktır.
Yine hiç kuşkunuz olmasın ki, bunlar İran’da
Humeyni’nin 1979
Mayıs’ında kurdurduğu ve amacı
şeriat rejimine ulaşmak olan “Pasdarane
Engehelabe Eslami”, herkesin bildiği adıyla
“Devrim Muhafızları” benzeri
bir kuruluş olacaktır.
Bunlar yaşama geçtikten sonra bile, göreceksiniz, kimi salaklar hâlâ
soracaklardır:
- Türkiye İran olur mu?
Bir zamanlar, “yetmez ama evet!”
durağında tezgâh açan kimi liboşlar da, dangalak güvencelerini
yineleyeceklerdir:
- Abartmayın canım! Korkmayın, Türkiye katiyen İran olmaz!

Yorum Gönder