Türkiye İran Olur mu? - Ali Sirmen

Bir zamanlar, endişeyle sorulmakta olan bu soruya kimi “liberaller”in yanıtı hazırdı:
- Bu kadar da abartmayın canım! Korkmayın; Türkiye, İran olmaz.
Türkiye’de endişeyle sorulan sorulardaki riskler artık gerçek olmuştur.
En olmaz denen şeylerin olabilmesi için bir delinin bir kuyuya taş atması yeterlidir.
Bakın Kanuni dönemini konu alan “Muhteşem Yüzyıl” dizisi çevresinde başlatılan tartışma, nerelere vardı.
Tartışmanın abesliği üzerinde duracak değiliz. Önünde sonunda, bir tarih belgeseli değil, bir dizi.
Ayrıca tarihi olayları yansıtış, bakan kişinin bakış açısına göre de değişir.
Ama iş buralara varmıştır. Bundan böyle dini, inançları, kültürü olduğu gibi tarihi de egemenlerin yorumlarına uygun biçimde yansıtmak zorunluluğu vardır.
Bir kez böyle bir eğilim başladı mı, artık durdurmak mümkün değildir.
Tartışmayı başlatan egemen bile istese, artık olayları engelleyemez, bir yerden sonra ister istemez denetim ondan çıkar.
***
Nitekim, AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral, Muhteşem Yüzyıl çerçevesinde başlayan tartışmadan yola çıkarak, bir “maneviyat bakanlığı” kurulmasını önermiştir.
Güray Öz’ün dünkü köşesinde de yer alıyordu konu.
Oktay Saral tabii ki, Muhteşem Yüzyıl dizisi ile ilgili yasakları da içeren yaptırımlar getirilmesinden yana.
Ama bir kez yola çıkınca orada da durmuyor.
Cadı avı başlamıştır artık.
Ruhları selamete eriştirmek, gençleri ve aileleri Batı kültürünün etkilerinden kurtarmak için, maneviyat bakanlığı kurulma önerisi yoldadır.
Oktay Saral bunu göğsünü gere gere açıklıyor.
Gelişmelerin aşamalarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ama şimdiden söyleyeyim.
Başlangıçta, iktidar içinden karşı çıkanlar bile olsa, bu gelişmeler önlenemeyecektir.
Türkiye’nin ekonomik, sosyal, siyasal sorunları büyüdükçe, maneviyat bakanlığı projesi de güç kazanacak, önünde sonunda yaşama geçecektir.
***
Maneviyat bakanlığı projesini münferit bir olay olarak ele almayın!
Olaylar zinciri içindeki yerine oturtun, mahalle baskısını ekleyin, Milli Eğitim’deki son girişimlerin yanına koyun, neyin ne olduğunu, ne anlam taşıdığını daha net göreceksiniz. Totaliter devlet artık evinizin içine, beyninizin kıvrımlarına kadar girecek, sizi ve gençleri “Batı kültürünün etkilerinden” kurtaracaktır.
Artık ne yediğinize, ne içtiğinize, ne okuduğunuza, ne yazdığınıza, ne söylediğinize, hatta ne söylemediğinize, nasıl sustuğunuza bile devletin dizginlerini ele geçirmiş olanlar karar vereceklerdir.
Maneviyat bakanlığının tek başına kurulmuş olması bir anlam ifade etmeyecek, bunun bir yaptırımı olması gerekecek, hiç kuşkunuz olmasın ki, bakanlık faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili bir birim de kurulacaktır.
Yine hiç kuşkunuz olmasın ki, bunlar İran’da Humeyni’nin 1979 Mayıs’ında kurdurduğu ve amacı şeriat rejimine ulaşmak olan “Pasdarane Engehelabe Eslami”, herkesin bildiği adıyla “Devrim Muhafızları” benzeri bir kuruluş olacaktır.
Bunlar yaşama geçtikten sonra bile, göreceksiniz, kimi salaklar hâlâ soracaklardır:
- Türkiye İran olur mu?
Bir zamanlar, “yetmez ama evet!” durağında tezgâh açan kimi liboşlar da, dangalak güvencelerini yineleyeceklerdir:
- Abartmayın canım! Korkmayın, Türkiye katiyen İran olmaz!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget