Gerçekten etkileyici ve göz yaşartıcıydı...
Tayyip Bey’in salı günü AKP Genel
Merkezi’ne taşıdığı grup toplantısında yaptığı
konuşmadan söz ediyorum. Üstelik birçok doğruyu da barındırıyordu... Örneğin
BDP’nin, PKK’nin iradesini
temsil ettiği, gençlere dağı adres gösterdiği, milletin gözü önünde,
milletvekili kimliğiyle eli kanlı teröristlerle sarmaş dolaş olacak kadar
densizleştikleri tamamen doğruydu.
Dünyanın hiçbir ülkesinde terörü destekleyen bir partinin kabul
görmeyeceği, tam tersine bu tür partilerin demokrasi için tehlike olarak
görüldüğü tezi de doğruydu Başbakan’ın... Hele
“BDP’nin hukuku, yasaları,
anayasayı hatta insani değerleri çiğneyen söylemleri ve eylemlerine daha fazla
seyirci kalamayız. Sessiz kalırsak halk bizi affetmez. Allah da
affetmez” derken, halkın çoğunluğunun duygularına
tercüman olduğu da yadsınmaz bir gerçekti...
- Ama ne yazık ki inandırıcı değildi!..
***
Başbakan Yardımcısı Beşir
Atalay’ın pazartesi günü yaptığı açıklamanın henüz
mürekkebi bile kurumadı: İktidar, terörist
başı Öcalan’la müzakere
masasındadır!.. Yani bir diğer deyişle durum şöyledir:
- Terör örgütü PKK’den emir
aldığı, militanlarıyla kucaklaştığı, gençlere dağı adres gösterdiği için
BDP’lilerin dokunulmazlığını kaldırmaya soyunduğunu
ilan eden iktidar, aynı terör örgütünün 40 bin kişinin kanından sorumlu
lideriyle masaya oturuyor!..
Dikkat edin, önce, hiçbir şekilde gerçekleşmeyeceğini bile bile ve de
uzun uzun idam meselesini gündemde tuttular... Koca koca adamlar ekranlarda
ciddi ciddi “Öcalan asılabilir mi?”
tartışmaları yaptılar... Bu saçmalığın miadı dolunca
“milliyetçilik oyunu”nu üst
perdeden sürdürecek bir argüman gerekiyordu; dokunulmazlık meselesini
buldular...
Ama yalnızca BDP’li vekillerin
dokunulmazlıkları!.. Onların da “teröristlerle
kucaklaşan” bölümü!..
- Şimdi bu tablo size ne kadar inandırıcı
geliyor?..
Tayyip Bey, MHP’yi kendi potasında eritmek
için akıl ve mantık sınırlarını zorlayan seçenekler de dahil her türlü
“milliyetçi oy avı”na
yarayacak öğeyi kullanmaya kararlı olduğunu ispatladı!.. Bu uğurda her şeyi göze
alabilir, 10 BDP’linin dokunulmazlıklarını da
kaldırabilir ve dahi şapkasından “yok daha
neler” dedirtecek yeni
“tavşanlar”
çıkarabilir!..
Ancak bunlar, içeride ve dışarıda AKP iktidarını giderek sıkıştıran,
yalnızlaştıran ve sonunu hazırlayan sorunları çözmeye yetmez!.. Çok fazla olay
saymaya da gerek yok; yalnızca şu son birkaç günde yaşananlar yeter:
- Rusya Devlet Başkanı
Putin’in, büyük yazar
Çehov’dan alıntıladığı ve Türkiye
Başbakanı’nın gözünün içine baka baka söylediği
“Duvarda bir tüfek varsa, oyunun sonunda mutlaka
patlar” lafını alın, üzerine Irak
Başbakanı Maliki’nin hava
sahasını kapatarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız’ın
Erbil’e inmesine engel oluşunu koyun, tepesine de
Deniz Feneri davasının görevden alınan savcılarından Abdülvahap
Yaren’in Yargıtay’daki
yargılanması sırasında söylediği, “Zekât hırsızlarını
koruma altına alan bir güç var. Ben bu güce hırsızların imparatoru diyorum. Bu
imparator hem altında yer alan figüranları koruyor, hem de kendisine
ulaşılmasını engelliyor” sözlerini tüy niyetine
dikin...
Ne denli zavallı durumda olduklarını görebilirsiniz...
13Aralıkta Silivri’de...
Fazla söze gerek yok; bu ülkenin aydınlık, yurtsever insanlarına
sesleniyorum, önümüzdeki perşembe günü ben
Silivri’deyim, sizleri de bekliyorum,
hepinizi!..

Yorum Gönder