Eğitimi cehalet yönetiyor! - Uğur Dündar

Başbakan Erdoğan, anlı şanlı sunuculardan bile daha fazla göründüğü televizyon haberlerinde konuşuyor.
Yine yüksek sesle, yine bağırarak!
''Bir tane çocuk iflas, iki çocuk iflas, üç çocuk ancak yerinde saymak!'' diyor.
Ailelerden dört, beş çocuk yapmalarını istiyor!
Başbakan'ı dinlerken, gözümün önüne, bir gizli kamera şakasının görüntüleri geliyor.
***
TRT'nin tek kanaldan televizyon yayını yaptığı yıllar...
İstanbul'da bir hastanenin doğum servisindeyiz.
Bir baba adayı, kendisine hazırladığımız sürprizden habersiz, eşinin ikiz doğum yapmasını bekliyor.
İlk kez baba olmanın heyecanıyla koridorda volta atıp duruyor.
Derken hemşirelerden biri, kucağında yeni doğmuş bir bebekle görünüyor:
''Müjde... Nur topu gibi bir erkek çocuğunuz oldu!''
Adam adeta mutluluktan havaya uçuyor!
Birkaç dakika sonra ikinci hemşire, diğer bebekle geliyor.
''Müjdeler olsun... Artık bir de dünyalar güzeli kızınız var!''

Babanın yüzü sevinç gülücükleriyle doluyor.
Gizli kameralar da bu unutulmaz anları saniye saniye kaydediyor.
Ama o da ne...
Bir hemşire daha yaklaşıyor. Üstelik bu kez kucağındaki iki bebekle...
“Sürprize bakın, Allah dördüz verdi! Ne mutlu size!..''
İkiz beklerken bir anda dördüz çocuğa sahip olan babanın tüm sevinci uçup gidiyor.
Gülücüklerin yerini şaşkınlık ifadesi alıyor.
“Ama nasıl olur? Bize ikiz çocuğumuzun olacağı söylenmişti, biz de tüm hazırlıklarımızı buna göre yapmıştık!'' derken, kucağında bebekle bir başka hemşire çıkagelmez mi!..
“Mucize! Mucize! Artık beşiz babasısınız!..''
Baba öylesine şaşkın ki, görünümü kelimelerle anlatılacak gibi değil.
Dünyası karardığından, bebeklerin yüzlerine bile bakamıyor.
Kekeleyerek “Ben bunlara nasıl bakacağım?'' diyebiliyor.
Sonra da Allah'a yalvarıyor:
“Bu çocukları verdiğin gibi, bunların rızkını da sağla yüce Rabbim...''
İşte o anda bunun bir gizli kamera şakası olduğu,  sadece ikiz bebeklerinin dünyaya geldiği söyleniyor.
Baba bunları duyunca, bayram hediyesi almış çocuklar gibi seviniyor.
Boynumuza sarılıp öpüyor.
“Allah sizden razı olsun!'' diyor!
Gizli kamera şakası da bu mutlu sonla bitiyor.
***
Ailelerden beş çocuk isteyen Başbakan'ı dinlerken basit bir hesap yaptım.
Üç çocukla “yerinde sayan'' bir aileyi gözümün önüne getirdim!
Bu ailenin kaliteli eğitim aldırabilmek için çocuklarını özel okullara gönderdiğini düşündüm.
Özel okulların yıllık ücreti, şimdilik 25 bin lira civarında.
Bu üç çocuğun özel okullara gitmeleri halinde, intihalci (bilimsel aşırmacı) Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in dahiyane (!) buluşu olan 4+4+4'ün maliyeti aileye 900 bin lirayı buluyor.
Rakama her yıl yapılan zamları ilave etmiş değilim.
Bunun bir de üniversitesi var!
O zaman ne olacak?
Bırakın dar ve orta gelirlileri, Türkiye'de kaç aile bu masrafı göze alabilir?
Herkes Başbakan Erdoğan gibi şanslı değil ki, üniversiteyi okutabilmek için çocuklarına iş adamlarından burs bulabilsin!
Başbakan beş çocuk isterken, 10 yıldır yönettiği ülkede asgari ücretin 774 lira, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının ise 985 lira olduğunu bilmiyormuş gibi görünüyor.
***
“Neden devlet okulu değil de özel okul?'' dediğinizi duyar gibiyim.
Anadolu ve Fen liselerinin dışında kalan devlet okullarının çoğunda bırakın kaliteyi, eğitimin kendisi yerlerde sürünüyor!
Hemen her gün eğitimde çağdaş dünyanın ne kadar gerisine düştüğümüzü gösteren olaylar yaşanıyor.
Örneğin önceki gün İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, yıllardır liselerde okutulan “100 Temel Eser''den biri olan John Steinbeck'in “Fareler ve İnsanlar'' adlı romanının bazı bölümlerinin ahlaki olmaması nedeniyle sakıncalı bulunduğunu açıkladı.
İstanbul Bahçelievler'deki bir okulda da Brezilyalı yazar Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı romanını okutan öğretmen hakkında soruşturma açıldı.
***
Biz de kalkmış devlet okullarında eğitimin kalitesini sorguluyoruz.
Ne eğitimi, ne kalitesi?
Eğitimi cehalet yönetiyor, cehalet!..

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget