Adalet Ana Neredesin? - Hikmet Çetinkaya

Mevsimler geçiyor, yılların farkında değiliz...
Aslında o mevsimlerin, yılların içinden geçen bizleriz...
Farkında mıyız bunun?
Kimi zaman farkındayız kimi zaman farkında değiliz!20 yıl öyle az buz bir zaman değil...1993’ten 2013’e geldiğimizde insanlık hızlı bir değişime uğruyor, terör tırmanıyor, İsrail-ABD yapımı Büyük Ortadoğu Projesi hayata geçiyor, Davos’ta Mesud Barzani boy gösteriyor.
Terör ABD’yi vuralı kaç yıl oldu?
12 yıl...
ABD, Irak’a girdi, sözde demokrasi ve özgürlük getirecekti, batağa saplandı, zor çıktı.Irak’ta demokrasi falan yok, mezhep savaşları var...El Kaide’nin kolları Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da kanlı terör eylemlerine imza atarken, Fransa bol altın yataklarının bulunduğu Mali’yi bombalıyor...

***

Bu olup bitenleri tüm dünya seyrediyor...Çin, Rusya, İran, ABD, Almanya...
Elbet biz de!Ortadoğu’nun ve Afrika’nın yoksul halklarına demokrasi ve özgürlük dersi veren Türkiye, yaşadığımız coğrafyada özgürlüğü zindan, demokrasiyi tarikatçı yapılanma sanıyor.
Son 30 yıla bakıyorum...
Yakın tarihimizin sayfalarını karıştırıyorum sabah sabah.
Bir yaşam boyu terörle iç içe yaşadık.Cavit Orhan Tütengil...
Muammer Aksoy...
Bahriye Üçok...
Uğur Mumcu...
Onat Kutlar...
Ahmet Taner Kışlalı...
Faili meçhul cinayetlerle Cumhuriyet yazarları birbiri ardına öldürüldü.

***

Hayat bir varmış bir yokmuş gibi başlayan bir masal mı?
Galiba öyle!
Terör bir insanlık suçudur...
Terörün sağcısı, solcusu, dincisi, dinsizi olmaz!Teröre tümüyle karşı çıkmak, yaşam hakkını savunmak gerekir.
Demokrasi ve özgürlüklerin anlamı da budur zaten...
Türkiye 30 yıldır terörle iç içe yaşıyor...
Çocuklarımız ölüyor.
Etnik kimlik üzerinden siyaset yapmanın ırkçılık, kafatasçılık olduğunu görmek gerekir...
Bu işin sonu yok!
Hem devlet terörünün, hem örgütsel ya da bireysel terörün sonlandırılması için, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri içimize sindirmek gerekir.
Analar ağlamasın, diyoruz hep birlikte...
Ne yazık ki Türk ve Kürt anaları ağlıyor!
Bir siyasetçinin, iktidar erkinin gücü varsa, oturup konuşmalı ve tartışmalıdır.
Bunun yeri ise TBMM’dir...
Irkçı bir söylemle, terörle, düzenli bir ordu, polis teşkilatı baş edemez...
Şöyle bir düşünün isterseniz!Berlin Duvarı kaç yılında yıkıldı?1989...Sovyetler Birliği ne zaman dağıldı?1991 yılında...
Demek ki “Bu kış Türkiye’ye komünizm gelecek” dönemi bitti...

***

1970’lerde “Komünistler Moskova’ya” diyen tosuncuklar, oraları mesken tutup köşeyi döndü.
Bu arada “NATO Gladyosu”nun dağıldığını sananlar yanıldı...
O örgüt hâlâ işbaşında...
Emperyal güçler, petrol, doğalgaz, altın yataklarını kapmak için yarışıyor.
Biz ise faili meçhulleri çözemiyoruz...Mısır Çarşısı patlamasından ötürü iki kez mahkemece aklanan Pınar Selek’i zindana atıp çürütmek için uğraşıyoruz 15 yıldır.
Sonunda başardık ve yaşam boyu hapis cezasına mahkûm ettik.
Bu arada TBMM’de bir CHP milletvekili ırkçılık yapıyor açık açık...
Sözüm ona bunlar katıksız Atatürkçü sanıyor kendilerini.
Oysa faşist bunlar, faşist!
İçimden “böyle CHP’nin...” derken Adıyaman Milletvekili Salih Fırat partisinden istifa ediyor.
İstifasını geri alsın Fırat!..
Meydan ırkçılara kalmasın!..

***

Türkiye’de yeni bir iklime gereksinim var!
Yeni bir tavıra, duruşa, yeni bir sese, siyasal anlayışa...
Bunlar olmadan ne akan kan durur ne de barış gelir.
Oyunun aktörleri içeride ve dışarıdadır...
Çünkü çıkarları vardır, hiçbir zaman çözüme katkı sağlamayacaklardır.
Demokrasisi gelişmiş ülkelerde seçilmiş milletvekillerinin yeri zindanlar değil Meclis’tir.
Bizde “sıkmabaşlı kadın avukatların” mahkemelere girmesi demokrasi ve giyim-kuşam özgürlüğü sanılıyor.
Değildir!
Bakın Türkiye AİHM’den gümüş madalya ödülü aldı...
AİHM’nin 2012 yılı raporunda karnemiz kırık notlarla dolu. Türkiye dava açılan ülkeler arasında Rusya’dan sonra ikinci sırada.
Mevsimler geçiyor, yıllar...
Biz geçiyoruz içinden onların, biz!
Ve hâlâ “Adalet Ana”yı arıyoruz...
Anlıyor musunuz?

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget