Galatasaray başkasına benzemez küllerinden yeniden doğacaktır!

Ne zaman tarihi bir bina yansa yüreğimiz cız eder. Hele bir de bu binalar öğretim kurumu ise acısı on kat daha fazla olur.

Çünkü yanan sadece dört duvar değildir.
On binlerce anıyı bünyesinde barındırır.
Koridorlarından kimler gelmiş, kimler geçmiştir.
Yanan binayla ilgili en son anım, Avrupa rektörler toplantısıydı.
Galatasaray’a da, binaya da, İstanbul’a da hayran kalmışlardı.
Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Bir daha asla bulamayacağınız on binlerce nadide kitap.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Erdoğan Teziç ve daha pek çok önemli bilim insanı tüm kütüphanesini Galatasaray Üniversitesi’ne bağışlamıştı.
Hepsi yandı, kül oldu.
Hem de göz göre göre.
Üstelik itfaiyenin “yangın yok” raporuna rağmen...

Kimse heveslenmesin!
Tarihi binalarda herkesin gözü var. Özellikle de okul binalarında. Yıkılıp, yakılıp ya da yasal düzenlemelerle turizm alanı haline getirilsin istiyorlar.
Hemen her iktidar döneminde gündeme gelir. Hala da gündemde.
Çünkü bu binalar eğitime, öğrenciye, öğretmene çok görülür...
Şimdi yine bin tane senaryo ortaya atılacaktır. Ama bu kez karşılarında Kandilli Kız Lisesi, Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu ya da yanan binanın hemen yanındaki, büyütmek için yıkılıp sonra otele dönüşen Atatürk İlköğretim Okulu ve bir ay önce yine yanıp kül olan İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü yok.
Galatasaray camiası eminim ki üniversitesine en kısa zamanda sahip çıkacak.
Kendi içinde düzenlediği kampanyalarla, dün olduğu gibi, bugün de hiç kimseye muhtaç olmadan, o yanan binanın çok daha görkemlisini yapacaktır. Bu yüzden, orayı ele geçirmek için ellerini ovuşturanların hevesleri kursaklarında kalacaktır...

Yeni yangınlar yaşanmasın
Tarihimizi koruyamıyoruz, kollayamıyoruz, öğretemiyoruz. Bunu acı da olsa bir kez daha test etmiş olduk. Binanın tarihini bile yeni öğrendik. Peki bu yangının sorumluları kim ya da kimler? Her kim ise hiç zaman kaybetmeden hemen ortaya çıkartılmalıdır.
Aslında bu konuda yasal düzenleme yok değil. Ama ne kadar işliyor işte o tartışılır.
2007 tarihli Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik’te görev, yetki ve sorumluluklar tek tek tarif ediliyor: Madde 6- (1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasından; a) Yapı ruhsatı vermeye yetkili idareler, b) Yatırımcı kuruluşlar, c) Yapı sahipleri, ç) İşveren veya temsilcileri, d) Tasarım ve uygulamada görevli mimar ve mühendisler ile uygulayıcı yükleniciler ve imalatçılar, e) Yapı yapılmasında ve kullanımında görev alan müşavir, danışman, proje kontrol, yapı denetimi ve işletme yetkilileri, görevli, yetkili ve sorumludur...

Sorumlu kim?
Şimdi merak ediyorum, yukarıdaki kişi ve kurumlardan hangisi, görev ve sorumluluklarını, hakkıyla yerine getirmedi ki, bu facia yaşandı? Savcılara düşen görev bunu bulmak ve gereken cezayı vermektir.
Yoksa benzeri daha çok yangınlar yaşarız.
Ayrıca bir yasal düzenleme daha yapılarak, yanan ormanların, tarihi binaların, tesislerin yerinde, eskiden ne varsa onun dışında başka hiçbir şey yapılmaması, koşula bağlanmalıdır.
Sakın kimse zaten bu yönde yasalar var demesin! Sonuç ortada...
Özetin özeti: Bir kez daha yuh olsun hepimize!..

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget