Doğu Perinçek bugünkü yazısında (19.Ocak.2013) “Ulusal Kanal neresinden bakarsanız bir mucizedir. Yüksek Makine Mühendisi Ferit İlsever ( İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı ) önderliğinde Ulusal Kanal çalışanları “soba borusundan füze” yaptılar ve uzaya çıktılar. Diyor.
Füze olup olmadığını, ne kadar emeklerle, zorluklarla bugünlere gelindiğini bilemem ama bir gerçek varsa o da kendisinin de dediği gibi;
Ulusal Kanal Halk hareketinin gözü oldu, sesi oldu ve ateşçisi oldu.
Sadece ULUSAL KANAL mı sırf ona bu övgüleri yapmak bence haksızlık olur. Birde AYDINLIK Gazetesi var. Korkusuz, en cesur ve gerçek haberleri, bazen hiç bilinmeyen, duymadığımız, bilemediğimiz bilgileri yine onlardan öğreniyoruz.
Ben şahsen bu iki medyaya bağımlı oldum, izlemeyenlere, okumayanlara öneririm.
İyi ki varlar, emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederim.
Yıllardır sanat dalında bir duayen olan, severek izlediğimiz sevgili Levent Kırca’nın televizyon kanalında genel müdür olması inanın beni çok mutlu kıldı.
O sanatçı ruhu ile bir orkestra şefi gibi yönetecek ve Ulusal Kanalı daha ileriye taşıyacak daha çok halka ulaşarak ses getirecektir.
Kolay gelsin usta diyorum kendisine. Keşke var olan birkaç ulusal yayın yapan kanalımız da ULUSAL KANAL gibi olabilse.
****
MİT 6.01.1926 tarihinde Atatürk’ün talimatı ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak tarafından kurdurulmuştu.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin en önemli istihbarat kuruluşu olan MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) bildiğim kadarıyla, askeri, siyasi, iktisadi, ticari, mali, teknik, psikolojik ve güvenlikle ilgili istihbaratı devlet çapında toplar. Tehlike arz eden konularda bilgisini devlete ileterek bir noktada tehlikeyi önler!
Dünyanın birçok ülkesinde olan bu teşkilatlar Amerika’da CIA ve FBI, Rusya’da, KGB gibi.
Kadrosu sivil ve askerlerden meydana gelen, başbakanlığa bağlı olan teşkilat bugün ne yapmaktadır, kimlerden oluşmuştur açıkçası çok merak etmekteyim.
Ergenekon için çok iyi çalışan MİT Uludere istihbaratını nasıl atladı ve onca insanın ölümüne sebep oldu diye sorasım geliyor.
Bana kalırsa Amerika CIA ve FBI ajanları Türkiye’yi karıştırmak ve parçalamak adına MİT’i de ele geçirmiş. Bir yanda F tipi bir yanda diğer ajanlar.
Yazık ülkemiz ne hale geldi!
****
Aydınlık Gazetesi dün ve bugün yine çok önemli bir konuyu ele almış.
Tunceli Ovacık İlçesi Cumhuriyet Baş Savcısı Murat Uzun’un son zamanlarda incelediği ana konunun MİT_PKK ilişkisi olduğunu duyurmuş. PKK’nın içinde olup hükümetle ilişkisi olanları çözdüğü için katledildiğini, eşi Cihan Uzun’un Samsun Cumhuriyet Baş Savcılığına çok ciddi kişi ve kurumlar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu yazmış.
İşe bakın hele, yürekli savcımız TİKKO’ya 2007 baskınında ölenlerin yıldönümü törenine MİT’çilerin destek verdiğini saptamış.
Bunlar çok ciddi konular elbette. Katiller, üzerlerine gelen Murat Uzun’u susturabilmek için katlediyorlar. Allah kahretsin!
Çetin Doğan Paşanın bir yazısında Ergenekon düzmecesinin nasıl meydana geldiği apaçık meydandaydı.
Yıl 2002... Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin 1 yıl uzatılmasını istiyor. Bu durumda Hilmi Özkök, emekliye ayrılacak. Devreye MİT ve F Tipi yapı giriyor; Ergenekon şeması ile Hilmi Özkök’ün önü açılıyor.
Sonra ne oluyor? İstanbul’da olumsuz şeyler olursa emniyet güçleri ve jandarmanın baş edemeyeceği o zaman asker devreye girsin diye art niyetli müthiş bir plan hazırlanıyor. Sonradan bu planın adı BALYOZ oluyor biliyorsunuz.
****
Soner Yalçın bu konuda şöyle diyor.
Birinci Ergenekon davasının 9 Mart 2012 günü yapılan 218. duruşmasında, mahkemenin tanık dinleme aşamasında olduğunu, şimdiye kadar yalnızca savcıların çoğu gizli olan tanıklarının dinlendiğini ifade ettim. Tanık olarak eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un dinlenmesi talebinde bulundum.
Gerekçem şuydu:
Ergenekon davası, tertibin kilit ismi Tuncay Güney'in hukuk dışı bir biçimde alınan "mülakat"ına dayanıyordu. Güney'in mülakatını esas alan sözde "Ergenekon şeması", Atasagun'un müsteşarlığı döneminde MİT tarafından hazırlanmış ve mahkemeye gönderilmişti. Mahkeme, "ileriki aşamalarda değerlendirilmesi" kaydıyla talebimi reddetti.
Şenkal Atasagun, Mart 2009'da bu mülakat ve şema hakkında davayı temelden çürüten açıklamalarda bulunmuş ve şöyle demişti:
"Raporda (Güney'in mülakatını kastediyor) benim de çok saygı duyduğum isimler vardı. Saçma sapan, ciddiye alınamayacak iddialarda bulunuyordu. Görünce güldüm, komik buldum. MİT'in Ergenekon raporu o zaman saçmaydı; şimdi olanlar da saçma." (Milliyet, Yeni Şafak, Habertürk, 17 Mart 2009)
Peki, ama müsteşar Atasagun "saçma sapan", "komik" bulduğu bu raporu yazılı olarak Genelkurmay'a, sözlü olarak Cumhurbaşkanlığı'na neden iletti? Neden mahkemeye gönderdi? Bunun cevabını kendisi şöyle veriyor:
"Ancak raporu elimde tutmadım, tutamadım. Vermesem Ergenekoncu diyeceklerdi."
Güler misiniz, ağlar mısınız?
****
Güneydoğuda PKK ya karşı savaş veren generallerimiz, askerlerimizin neden esir alındığı gizli tanık Şemdin Sakık’ın meydana çıkması ile PKK ya neler vaat edildiği de teker teker gün ışığına çıkmaya başladı.
Şemdin Sakık kimdir?
Tam 18 yıl doğu ve Güneydoğu’da Türk askerine silah sıkan, pusu kuran, sivil yurttaşlar dahil binlerce insanı katleden PKK’lı teröristlerin lideri.
1993’te Bingöl’de 33 silahsız, sivil giysili askerin kurşunlanarak öldürülmesinin baş sorumlusu olan katil.
Bu adam şahit olarak nasıl kabul edilir? Yüksek yargı adına utanıyorum.
Tuncay Güney gibi ne üdüğü belirsiz sapığın ve gizli tanık katillerin, kadın satıcılarının ve PKK lıların şehadetleri ile Amerika’ya direnen aydınlarımız, askerlerimiz çeşitli oyunlar ve tuzaklarla apaçık bir şekilde resmen hiçbir hukukta olmayacak şekilde zindanlara atılmışlardır.
Velhasıl bu MİT 1926 ruhuyla kurulandan çok uzakta görünüyor.
****
Bugün devlet adına MİT müsteşarı APO denen bebek katili ile resmen görüşüyorsa ve ondan medet umar duruma gelmişse bu devlet,
o zaman İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in 2000 ne Doğru Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak diğer gazeteciler gibi görüşmesini başka şeylere yormak, hakkında asparagas haberler yapanlar utanmalıdırlar.
Bu haberleri, resimleri yayanlar art niyetlidirler. Gittikçe büyüyen İşçi Partisine gölge düşürmek isteyenlerdir.
Ben bir CHP li olarak böyle düşünüyorum zira Amerika’nın baş düşmanlarından birisi de antiemperyalist olan Perinçek’tir.
Bilmeyenlere daha çok anlatmalı ve hem aydınlarımız hem de vatanseverlerimizi esaretten kurtarmalıyız.
Meşhur bir deyim vardır bizde. Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu derler. Bu da Türkiye’yi kendi menfaatleri için parçalamaya kalkan emperyalistlerin oyunudur bizlere. Uyanalım artık ne olur. Bu karabasandan bir an önce kurtulalım.
Demokratik yollardan vatanımızı savunmalı onurumuzu kurtarmalıyız. Bu da ancak Atatürk’te birleşmemizle olacaktır. Önemli olan vatansa gerisi teferruattır. Önce vatan diyelim.
Sevgiyle kalın.

Yorum Gönder