Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’a, İmralı Cezaevi’nde televizyon verilmesini istedi. Adalet Bakanlığı ise
“40 bin kişinin ölümünden sorumlu olan bir kişiye televizyon
verilmesinin uygun olmadığını” belirtti ve bu konuda yabancı
ülkelerdeki teröristlerle ilgili örnekler de verdi. Yani, o günün
mevzuatı, Abdullah Öcalan’a televizyon verilmesine bir engel
olmamakla beraber, televizyon isteği uygun
bulunmamıştı.
Cezaevi mevzuatına göre, yüksek güvenlik F
Tipi Cezaevleri’nde, tutuklu ve hükümlülerin kullandığı ortak
koğuşa cezaevi yönetimi tarafından küçük ekran bir televizyon
veriliyor. Ancak, siz odanızda televizyon bulunmasını
istiyorsanız, cezaevi kantininden bunu aldırabiliyorsunuz.
Televizyonunuzun harcadığı elektriğin parası da sizden tahsil
ediliyor.
Cezaevlerinde televizyonun hangi kanallarının
izleneceğine mahkumların genel istekleri dikkate alınarak karar
veriliyor ve kanallar ayarlanıyor. PKK’nın başı Abdullah Öcalan,
“PKK’nın televizyon kanallarını izlemek istiyorum. Onlar ne
düşünüyor, ne konuşuyor bilmek, yol haritamı da buna göre
ayarlamayı amaçlıyorum” diyebilir. Öcalan’ın her isteğini
yerine getiren yetkililer, önce “Bakalım, Ankara’ya soralım”
der, bu isteğini de yerine getirir.
Televizyonda evlilik
programları
Öcalan’a 1999 yılında bir radyo verildi. O radyonun
yanı sıra, Öcalan’ın bir televizyonu var. Hem de tam 31 kanallı.
Hangi kanalı açsa evlilik programlarıyla karşılaşacak ve bu kez
evlenmek için harekete geçecek.
Cezaevi mevzuatına göre,
Abdullah Öcalan’a televizyon verilmeliydi. Eğer yasalar
uygulanıyorsa, onun da hakkıydı. Yasal hakkı olmasına, üstelik de
Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nin raporuna rağmen
düne kadar televizyon vermeyen devlet, ne oldu da birden bire
Abdullah Öcalan’a televizyon verdi? Apo’nun odasına dün
televizyon yerleştirildi. Kanal ayarları yapıldı. Öcalan, Fransa’
daki olayla ilgili haberleri izlerken, ekranda fotoğraflarını
gördü, “Serok Apo- Başkan Apo” sloganlarıyla yüzü
güldü…
Abdullah Öcalan’a televizyon verilmesi olayını
AKP’liler “Canım bir tek TRT-1’i izleyebilecek” deseler de, bunun
aslı yok. Bakın bu konuda Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in bir soru
önergesine verdiği cevabı okuyalım: “Cezaevinde 31 televizyon
kanalı izlenebilmektedir. Eğitim ve psiko- sosyal servisler
tarafından tutuklu ve hükümlülere, öfke kontrolü, benim ailem
programı, cinsel suç programı, müebbet hapis programı, intihar ve
kendine zarar vermeyi önleme programı da
yürütülmektedir.”
Apo’ya cımbız-makas da lazım
Cezaevinde
ilginç yasaklar vardır. Her yasak, deneyimlere dayanılarak,
tutuklu veya hükümlülerin kendilerine zarar vermemesi için
alınıyor. Örneğin, cezaevine girişi yasak olanlar arasında cımbız
ve makas da yer alıyor. Neden mi? Yetkililer şöyle açıklıyor: “Cımbız,
bıyık makası kesici ve delici alet olarak kullanılabiliyor. Tek
bıçaklı tıraş bıçağı da yasak. Tıraş bıçağı olarak kendisine veya
başkasına zarar verme amaçlı kullanılmayan üç bıçaklı tıraş
bıçağı veriliyor.”
Abdullah Öcalan, “Ben bıyıklarıma
düşkünüm. Cımbız, makas istiyorum” diye görüşmelerde şart koyarsa
buna da şaşırmayalım. Bakarsınız bir gün Başbakan şöyle bir
açıklama yapar: “Abdullah Öcalan’a, bir adet cımbız ile bıyıklarını
düzeltebilmesi için bir adet makas verilmesi için talimat verdim.
Belki de bunlar kendisine verilmişti ya da verilmek
üzeridir.”
Cezaevlerinde yasaklar listesi de uzun. Şu
günlerde Ankara-Sincan Cezaevi’ndeki tutuklu ve hükümlülerden
gelen haberler, cezaevine kitapların alınmadığı yolunda. Konuyu,
yetkililere sorduğumuzda ise şu cevabı alıyoruz: “Hükümlü ve
tutuklulara posta yoluyla gelen veya ziyaretçileri tarafından
getirilen ya da sevkle gelen süreli-süresiz yayınlar denetime
tabi tutuluyor. Hakkında toplatma veya yasaklama kararı olmayan
yayınlar, gereken kayıtları yapıldıktan sonra ilgilisine
veriliyor.”
Bir kitabının cezaevine girebilmesi, ancak “Kitap
okuma komisyonu”nundan “geçer not” almasıyla mümkün
oluyor.
Çatalı ve bıçağı da özel
Abdullah Öcalan, yıllardır
plastik kaşık- çatal-bıçak kullanıyor. Adalet Bakanlığı bu konuda
da bir düzenleme yapmış. Bakandan öğreniyoruz:
“Koğuş oda ve
eklentilerinde her hükümlü için kantinden temin edilmek şartıyla
bir adet uç kısmı sivri olmayan 10 santimetre uzunluğunda bıçak,
plastik veya yumuşak metalden imal edilmiş çatal, yemek ve çay kaşığı
ile 0.50 mm kalınlığında iki adet metal yemek tabağı ve ikişer adet cam
su bardağı ile çay bardağı, tabağı
bulundurabiliyorlar.”
Abdullah Öcalan’ın sağlık şartları
ise hemen hiçbir cezaevinde olmayan ayrıcalıklarla dolu. Öcalan,
yeni haliyle mahkumların kralı oldu. Hangi mahkumun devletin üst
düzeyinden bu kadar özel misafirleri var?

Yorum Gönder