Ergenekon davasında 4 yıla yakın süredir tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili
ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay ile CHP Zonguldak Milletvekili
Prof. Dr. Mehmet Haberal, mahkemenin eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ve AKP
Gaziantep Milletvekili, gazeteci Şamil Tayyar'ı tanık olarak dinlemekten
vazgeçmesine tepki gösterdi.
Tutuklu CHP milletvekilleri Prof.Dr. Mehmet Haberal ve
Mustafa Balbay “Şenkal Atasagun ve Şamil Tayyar’ın
Ergenekon davasının olmazsa olmazı konumunda olan tanıkları” oldukların
belirtirterek neden vazgeçildiğini sordular.
Tutuklu CHP Milletvekilleri “Mahkeme halkımızın binlerce oyları ile
seçilmiş biz milletvekillerinin hürriyetlerini gasp ederek, milli iradeyi de
hiçe saydığını kamuoyuna ilan etmiştir. Türk milleti adına karar vermekle
yükümlü mahkeme hangi gerekçe ile bizleri yıllardır beton ve demir yığınları
içerisinde işkenceye tabi tutmaktadır” dediler.
Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP Milletvekilleri, avukatları
aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin 11 Ocak 2013 tarihli “tutukluluk hallerinin devamına”
ve “artık davada tanık dinlenmeyeceğine” ilişkin
bilanço şeklindeki kararını eleştirdiler. Balbay ve Haberal
açıklamalarına “TBMM çatısı altında ‘Egemenlik kayıtsız şartsız
milletindir’ ifadesi, mahkemelerde ise ‘Adalet mülkün temelidir’ yazısı
bulunmaktadır. Nasıl ki; TBMM egemenliği temsil etmekle yükümlü ise;
mahkemeler de, adaleti temsil etmekle yükümlüdür” sözleriyle
başladılar.
Tutuklu CHP milletvekilleri açıklamalarında şunları ifade etti:
“Ancak, Meclis’in çıkartmış olduğu yasaları uygulayarak, adalet
dağıtması gereken Silivri’de görev yapan tasfiye halindeki Özel Yetkili
Mahkeme, maalesef ‘Adaletsizlik’ dağıtmaya devam etmektedir.”
Yasalar çiğnendi
“İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bugüne kadar olduğu gibi 11 Ocak
2013 tarihinde de bir kez daha yasaları çiğnemiştir” diyen Balbay ve
Prof.Dr. Haberal şu değerlendirmelerde bulundular:
“66 tutuklu sanık hakkında yaşadıkları ortamın insan onurunu
zedeleyecek bir işkence ortamı olduğunu dikkate almayan mahkeme, yasal
zorunluluk olmasına rağmen, bu kişilerin isimlerini dahi zikretme gereğini
duymadan ‘tüm tutuklu sanıklar’ ifadesini kullanarak sadece bir paragraf ile
‘tutukluluk hallerinin devamına’ karar vermiştir. Bu durum, hem Anayasa, hem
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, hem Ceza Muhakemesi Kanunu ve hem de 3. Yargı
Paketi olarak adlandırılan 6352 sayılı Yasa'nın hiçe sayılması anlamına geldiği
gibi, aynı zamanda orada bulunan tüm sanıkların da kişiliğini zedelemeye
yönelik kabul edilemez bir tutumdur. Türk milletini temsil eden seçilmiş
milletvekilleri olarak, kanunları hiçe sayan ve insan onurunu zedeleyen bu
tutumu reddediyoruz.”
Olmazsa olmaz
Tutuklu CHP milletvekilleri, mahkemenin davanın bilançosunu çıkardığı 11
Ocak 2013 tarihli kararını “Mahkeme hatasını devam ettirerek, adeta
sanıkları sorumlu tutarcasına, diğer mahkeme ve kurumlardan gönderilen
bilgi-belgelere ilişkin klasör sayısının 2 bin 538’e yükselmesini bahane
ederek, daha önce kendisinin dinlenilmesine karar verdiği ve içlerinde eski
MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile gazeteci milletvekili Şamil Tayyar gibi bu
davanın olmazsa olmazı konumunda olan tanıkları dahi dinlemekten vazgeçmiştir”
sözleriyle eleştirdiler.
Haberal ve Balbay, mahkemeye şu soruları yönelttiler:
“Mahkeme, acaba eski MİT müsteşarı Şenkal Atasagun’u kamuoyuna
yaptığı açıklamalarda iddia olunan Ergenekon şemasını ciddiye almayıp, saçma
bulduğunu ifade ettiği için mi dinlemekten vazgeçmiştir? Ergenekon ile ilgili
çok sayıda kitap yazan Şamil Tayyar, acaba ‘gerçekten yargılanması gerekenler
mahkemede değil’ diye kamuoyuna açıklama yaptığı için mi mahkemece bir anda
tanıklığının esasa etkili olmayacağına karar verilmiştir?”
Balbay ve Haberal “Bu gerçekler kamuoyunda artık herkes tarafından
bilinmesine rağmen Türk milleti adına karar vermekle yükümlü mahkeme hangi
gerekçe ile bizleri yıllardır beton ve demir yığınları içerisinde işkenceye tabi
tutmaktadır” dediler.
Hürriyetimiz gasp edildi
Tutuklu CHP milletvekilleri şunları kaydettiler: “Mahkeme bu tutumu
ile TBMM’nin çıkardığı kanunları hiçe saymanın yanı sıra, aynı zamanda
halkımızın binlerce oyları ile seçilmiş biz milletvekillerinin hürriyetlerini
gasp ederek, milli İradeyi de hiçe saydığını kamuoyuna ilan etmiştir. Oysa ki,
geçmişte pek çok örneğine de rastlanıldığı üzere seçilmiş milletvekillerinin
yeri Silivri Cezaevi değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”
Mahkemenin bugüne kadar dinlenilmesi istenen 835 savunma tanığından, sadece
57’sini dinlediğini belirten Haberal ve Balbay açıklamalarıda “Bu
demektir ki, 288 sanıklı davada, mahkeme 5 sanığa sadece 1 savunma tanığı
dinlemeyi reva görmüştür. Yani, dinlenilmesi istenen savunma tanıklarının,
dinlenen savunma tanıklarına oranı yüzde 6.82’dir. Oysa ki, savunma tarafının
dinletilmesini talep ettiği tanıkların büyük bir bölümü zaten iddianamede ya da
eklerinde kendilerine atıfta bulunulması nedeniyle mahkemece resen dinlenilmesi
zorunlu olan görgü şahitleridir. Buna karşılık, mahkeme, savcılığın önerdiği
tanıkların hemen hemen tümünü dinleyerek, adeta bir ‘iddia mahkemesi’ne
dönüşmüştür. Yaşanan gizli tanık skandalları bunun en güzel örneğidir”
ifadelerine yer verdiler.
Haberal ve Balbay, açıklamalarında şöyle devam
etti: “Mahkeme, esas görevi olan suçu ve gerçek suçluyu her türlü yasal
imkanı kullanarak tespit etmek yerine; birbiri ile bağdaşmayan davaları,
birbirini tanımayan kişileri, düzmece deliller ve şaibeli gizli tanıklarla bir
araya getirerek sanal bir terör örgütü yaratmaya çalışmış ve bu kapsamda daha
önce dinlenilmesine karar verdiği tanıkların bile dinlenilmesinden vazgeçerek
peşinen verilmiş kararı kamuoyuna açıklama telaşına düşmüştür.”
Haberal ve Balbay açıklamalarını “Aziz Milletimizin bilgisine
saygılarımızla sunuyoruz” ifadeleriyle tamamladılar.
Cumhuriyet
Yorum Gönder