1923 devrimiyle derdi olan AKP, hıncını Atatürk Orman Çiftliği’nden
(AOÇ) çıkarıyor. AOÇ toprakları üzerine koskoca bir başkanlık sarayı dikmek
yetmedi, şimdi de Avusturyalı mimar Ernst Egli’nin
tasarladığı ve 1937’de yapımı tamamlanan AOÇ’deki Tekel Bira Fabrikası’nı
yıkacaklar. Yerine, TBMM Başkanlığı “düğün salonu”
yapacak...
Ankara’nın sorunları ile yakından ilgilenen CHP
milletvekili Levent Gök, Tekel Bira Fabrikası’nın hukuksal
açıdan yıkılamayacağını söylüyor ve iki temel neden sıralıyor:
1-
Atatürk’ün 1937 yılında çiftliklerinin ulusa devri
hakkındaki kalıtı, AOÇ içindeki Tekel Bira Fabrikası’nın yıkılmasına
engeldir.
2- Türkiye’nin de onayladığı 1985 tarihli Avrupa Mimari Mirasının
Korunması Sözleşmesi’ne göre; tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal
ve teknik bakımlardan önemleri nedeniyle dikkate değer binalar ile diğer yapılar
ve bunların müştemilatı ile tamamlayıcı kısımları “mimari
miras” olarak kabul edilir. Sözleşmeyi onaylayan ülkeler, tüm korunan
varlıkların bozulmasını, hasar görmesini veya yıkılmasını önlemeyi taahhüt
ederler.
AOÇ’ye yönelik yıkıcılığa karşı birçok demokratik kitle
örgütü, “Başkent Dayanışması Bileşenleri” adıyla 18 Ocak
saat 12.00’de AOÇ’de Orman Genel Müdürlüğü önünde “AK-Saray inşaatını
mühürlüyoruz” başlıklı bir eylem düzenleyeceklerini
duyurdu:“AOÇ, 1925 yılında bozkırın ortasında bir vaha olarak
planlandı. 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyet mektubuyla Türkiye
Cumhuriyeti’ne emanet edildi. AOÇ’de her dönem talan yaşadı ama son yıllarda
artık bu talan aymazlığa ulaştı. Toprak bütünlüğü, parçalanarak, başbakanlık
hizmet binası (Ak-Saray), TBMM Kongre Merkezi, Disneyland, çiftlik kavşağı gibi
düzenlemelerle AOÇ’nin kalbine bir hançer saplandı. Başkentin tam orta yerinde,
en büyük hukuksuzluk ve vicdansızlık
yaşanıyor.
İmzalar toplanıyor, tepkiler dile
getiriliyor, kurumlar kapı duvar. AK-Saray kaçak göçek yükseliyor. Mademki
kurumlar görevlerini yerine getirmiyorlar, o zaman bu kaçak inşaatı kamu vicdanı
adına mühürlemek bize düşer.”
Gölge Başkan
Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı CHP’li, ama belediyeyi CHP
yönetemiyor. Çünkü Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın yakın
çalışma arkadaşları CHP’den istifa ettiler ve bağımsız kaldılar. Bağımsız
bağımsız görevlerini sürdürüyorlar. Hem de çok etkin bir biçimde.
Örneğin,
CHP Genel Merkezi’ndeki yetkililer bile, Yenimahalle Belediyesi’ni Başkan CHP’li
Fethi Yaşar’ın değil, CHP’den istifa edip bağımsız kalan Başkan
Yardımcısı Şenol Balaban’ın yönettiğini kabul
ediyorlar.
Gölge Yenimahalle Belediye Başkanı Şenol Balaban’ın yaptıkları,
CHP Genel Merkezi’nde dilden dile dolaşıyor. İşte bir örnek:
Şenol Balaban’ın
eşi Ayfer Balaban, 2010 yılında Turizm Bakanlığı Personel
Dairesi’nden 4. derece 3. kadro 800 ek gösterge üzerinden emekli oluyor. Ayfer
Balaban, 2011 yılı Ocak ayında Yenimahalle Belediye Başkanlığı’na, açıktan atama
yoluyla Özel Kalem Müdürü oluyor, ardından da kâğıt üzerinde Belediye Başkan
Yardımcısı yapılıp tam beş ay sonra yeniden emekli oluyor. Ama bu kez 1.
derecenin 1. kademesi ve 2200 gösterge üzerinden. Dolayısıyla emekli maaşı
artmış oluyor.
CHP yöneticileri, buna benzer birçok gelişmeyi bilmelerine
karşın Yenimahalle Belediyesi’ndeki bağımsızlar konusunda kıllarını
kıpırdatmıyorlar. Dahası, belediyedeki kadro istedi diye Yenimahalle parti ilçe
yönetimini görevden alıyorlar.
Saflık
Uğur Mumcu, geliştirdiği bir tezin üzerinde
özellikle dururdu:
Ona göre, Türkiye üzerindeki kanlı oyunların başlangıcı
Kıbrıs Barış Harekâtı’na denk düşer. Türkiye’nin bağımsız hareket etmesini, yeni
sömürgeci güçlerin bölge üzerindeki tasarımlarına karşı çıkmasını simgeleyen
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası, Türkiye kargaşa ortamına özellikle sürüklenir.
Uluslararası Ermeni şiddet örgütü ASALA’nın eylemleri, Kıbrıs Barış Harekâtı
sonrasında patlak verir. İç terörle eşgüdümlü biçimde 1980’e doğru tırmanır ve
1982’de sahneden çekilir. Lübnan’da PKK ile ASALA arasında bir toplantı yapılır,
ondan sonra da PKK terörü başlar.
Mumcu’nun da saptadığı gibi, PKK, küresel
egemenlerin Türkiye’nin başına tebelleş ettikleri uluslararası bağlantıları olan
bir örgüttür. Özetle; PKK sorununun, aynı egemenlerin bir zamanlar paketleyip
Türkiye’ye iade ettikleri İmralı’daki ile pazarlık yapılarak çözüleceğine
inanmak, tek kelimeyle saflıktır.
Gayri Resmi Danışman
Biliyorsunuz, Recep Tayyip Erdoğan’ın küçük kızı
Sümeyye Erdoğan, AKP’nin “gayriresmi”
danışmanlarından. Partide bir odası var. Gayri resmi danışmanın
görevi, AKP’nin dış ilişkileri ile dünya basınındaki yansımalarını
izlemek.
Sümeyye Erdoğan, babasının dış gezilerini hiç kaçırmıyor, TC
büyükelçilerinin katılmadıkları görüşmelere giriyor.
Sümeyye Erdoğan, en son
Nijer gezisindeydi.
Öyle anlaşılıyor ki, Sümeyye Erdoğan’ın resmi görevi,
gezelim-görelim danışmanlığı.
Yorum Gönder