Yaşam sürüyor…
Doğumlar, ölümler…
Ve Silivri davaları!
Yaşamın tatlı ve acı cilveleri, doğumlar, ölümler ve benzeri olaylar
içerdekileri nasıl etkiliyor…
Hiç kuşkusuz, dört duvarın arttırdığı hüzün ve azalttığı mutluluk
duyguları ile!
Aralarında, zaten ölümcül hastalıklarla boğuşurken, oğlunu trafik
kazasında yitiren eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Fatih
Hilmioğlu da var, babasının cenazesine katılmasına izin verilmeyen ve
yine ölüm tehlikesi ile her an karşı karşıya olan Başkent Üniversitesi Kurucu
Rektörü, uluslararası cerrah, Prof. Mehmet Haberal da,
annelerini babalarını yitiren ve izin geç geldiği için cenazelere
katılamayanlar, ya da hüzünlü görevine yetişenler de var…
Ve daha kim bilir, kamuoyunun duymadığı, bilmediği, belki tasavvur bile
edemediği ne trajediler yaşanıyor o duvarların ardında!
***
Gelişmekte olan ülkelerin en değerli ve en kıt sermayesi
“insan sermayesi”dir:
İyi yetişmiş “beyin
gücü”!
Ne acıdır ki, Türkiye’de zaten kıt olan bu
sermayenin en iyi yetişmiş, en değerli bir bölümü, doktorlar, yazarlar, askerler
içerde çürütülüyor.
Elbette bu insanlar içerde de olsalar, düşünmekten, yazmaktan,
çizmekten, üretmekten vazgeçmiyor.
***
İçerdekilerden Emekli Tümgeneral Süha
Tanyeri’den, kızı aracılığı ile bir elektronik mektup
aldım.
Davada, karara dayanak olan delillerin sonradan üretilmiş olduğu
değerlendirilmesine ağırlık veren mektupta ilginç bilgiler var…
Bir bölüm bana özellikle önemli geldi:
“Her şey bir tarafa Orhan Aykut isimli şahsın Tekirdağ Cumhuriyet
Başsavcılığı’na verdiği ifadesi bile dikkate alınmamıştır. Bu
şahıs Balyoz soruşturmasında delil olarak kullanılan belgelerin 2007 yılında
dönemin (parti ismi var) milletvekili
(milletvekilinin ismi var) ...’a teslim
edildiği, askeri seminer ile ilgili bu belgeler arasındaki kayıtlara
(ismi yazılan milletvekilinin) 22 katlı binasının
5’inci katındaki ofisinde ilaveler yapıldığı
şeklinde beyanda bulunmuştur.
İfadenin ilgili bölümleri aşağıdadır…
…Bir imzasız mail üzerine aynı gün Donanma
Komutanlığı’nda arama kararı alan 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Ömer Diken, imzalı mühürlü bu ifade ile ilgili hiçbir girişimde
bulunmamıştır.”
Herhalde Yargıtay aşamasında, öteki iddialarla birlikte bu önemli iddia
da dikkate alınacaktır!
***
“Silivri edebiyatına”
Hasdal’dan bir kitap daha
katıldı:
Tümamiral Semih Çetin tarafından yazılan kitap
“Bir İhanetin Öyküsü, Hasdal’da Bir
Amiral” adıyla, Kaynak Yayınları
tarafından basıldı.
İlginç bir anlatımı var
Çetin’in…
İçten, sıcak, kolay okunuyor…
Ailesi ve çevresi ile bütünleştirmiş olayları.
Bu arada önemli ayrıntıları da açıklıyor:
Deniz Kuvvetleri’nde yaşananlar…
Hukuki süreçlerdeki bazı dikkat çeken çelişkiler…
Dört duvar arasındaki yaşam, olaylar, duygular,
düşünceler…
İçerdekilerin, televizyonlarda tutum ve davranışlarını izledikleri
dışardaki tanıdıklarına karşı olan tepkileri ve benzeri insani
duygular…
Rahat okunan ilginç bir yapıt çıkmış ortaya.
Not: Sevgili dostum Prof. Toktamış
Ateş’i yitirdiğimizi çok büyük bir üzüntü ile
öğrendim.
Kendisine rahmet, sevenlerine sabır diliyorum.

Yorum Gönder