Gazeteci-yazar olduğu iddia edilen birisi, “Atatürk ırkçıydı”
demiş, “Bu yüzden zamanında insanların kafatası bile
ölçülmüştür”.
Bu zırvayı, daha önce parlatılmış bir medyacı da
gündeme taşımış, “kafatasçılık” diye nitelediği bilimsel
çalışmaları, sinsi sinsi yürüttüğü Atatürk’ü ve Cumhuriyeti
karalama kampanyasına alet etmişti.
Bir insanın o dönemde yapılan bilimsel
çalışmalara “kafatasçı” diyebilmesi için
“kafa”sından bir sorunu olması gerekir. Çünkü,
“insanbilim” olarak tanımlanan
“antropoloji” adında bir bilim dalı vardır. Antropologlar,
toplumları, kültürleri, insan kalıntılarını ve fiziksel, biyolojik yapılarını
incelerler. İnsanın iskelet, kafatası gibi fiziki yapısını araştırırlar ve
insanlık tarihinin en eski dönemlerinin aydınlatılmasına yardımcı
olurlar.
Örneğin, bu dalda önemli araştırmalar yapmış Ord. Prof. Dr.
Şevket Aziz Kansu önce tıp okumuş, ardından Fransa’da tıp ve
antropoloji uzmanlığı yapmış, Sorbon Üniversitesi’nde antropoloji okulundan
mezun olmuştur. Atatürk’ün isteği üzerine Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde
antropoloji profesörü olarak görevlendirilmiştir. Antropoloji alanında
uluslararası düzeyde kabul görmüş, Paris ve Roma antropoloji cemiyetleri ile
Alman Arkeoloji Enstitüsü asli ve Floransa Antropoloji Cemiyeti muhabir üyesi
olmuştur. Ayrıca, Prehistorya ve Pretohistorya Bilimler ile
Antropoloji ve Etnoloji Bilimleri uluslararası
kongrelerinin konsey üyeliğinde de bulunmuştur.
Şevket Aziz Kansu,
Alacahöyük’te bulunan iskeletlerin antropolojik incelemesini de yapmıştır, kız
ve erkek Türk çocukları üzerinde antropometrik araştırmalar da...
Afyonkarahisar’da çıkarılan bakır çağı ve Hitit döneminden kalma iskeletler
üzerinde de çalışmıştır; Anadolu ırk tarihi üzerinde de, Van Tilkitepe kazısında
bulunan kemikler üzerinde de, Eskişehir Yazılıkaya’daki kazıda çıkarılan Frig
çağına ait kafa üzerinde de...
Türkiye’de antropoloji bilimini kuran,
geliştiren, Anadolu topraklarında tarih boyunca yaşamış insan topluluklarına
ilişkin verileri bilimsel yöntemlerle inceleyen insanları ve onların yetişmesi
için olanaklar sunan Atatürk’ü “kafatasçı”lıkla suçlamak
insafsızlıktan öte kötü niyettir, kör cahilliktir, hatta
kafasızlıktır.
Ayrıştırmaya kredi yok
CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç ile partinin
Kürt sorunu konusundaki tutumunu görüştük. Recep Tayyip
Erdoğan’a güvenmediklerini açık seçik ifade
etti:“Başbakan’ın bu tür dönemleri kendi yakın dönem siyasi
çıkarlarına dönük kullandığına tanık olduk. Topluma verilen umut, daha
sonrasında artarak geri dönen çatışmayla sonuçlandı. CHP’nin barış süreci önünde
engelmiş gibi gösterilen algıyı kırmak istedik. Çözüm süreci yaşanırsa bundan
mutluluk duyacağımızı söyledik. Ama bu tür görüşmelerin gizli kapaklı, kapalı
kapılar arkasında yapılmamasını ifade ettik ve Başbakan ile yardımcılarının
sürekli televizyonlarda ifade ettikleri gibi ‘Biz görüşmüyoruz, devlet
görüşüyor’ mantığının ters işlediğini söyledik. Devlet kendileri, 10
yıldır da iktidardalar.”
Koç’a, CHP’nin AKP iktidarına kredi
açarken öne sürdüğü ilkeler arasında “ulusal birlik”
koşulunun yer almadığını anımsattık. Hem siyasal hem de toplumsal
mutabakat zemininde çözüm yolları aranmasını istediklerini kaydeden Koç, şimdiye
değin dile getirmedikleri bir ayrıntıyı açıkladı:“Birlikte yaşama
irademizi koruyacak her türlü siyasal ve toplumsal mutabakat zeminine hazırız.
Ama bizi birbirimizden ayrıştıracak ve bu yönde önkoşullu olarak süreci
işletecek her türlü girişime karşıyız.”
İyi de...
PKK yöneticisi Sakine Cansız’ın evine taziye
ziyaretine giden CHP Tunceli milletvekili seçtirilen Hüseyin
Aygün, aynı günlerde, sosyal paylaşım sitelerinde Diro
Sotiriyu’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı
kitabına ilişkin duygularını paylaştı:“Roman, geçen yüzyılın bu
yıllarında Ege’de Rumlara yapılan etnik temizliği anlatıyor.”
Yani
Hüseyin Aygün’e göre biz Ulusal Kurtuluş Savaşı filan vermemişiz, Rumları
kesmişiz!
Aygün’ün işi gücü, görevi; bu garip sayıklamaları dillendirmek...
Biliyoruz artık ama bilmeyenler de var galiba.
Örneğin, CHP lideri
Kemal Kılıçdaroğlu’na, Aygün’ün Cansız’ın taziyesine
gitmesine tepkisini sormuşlar, “Bir siyasi parti üyesinin koyulan
kural ve ilkelere özenle uyması lazım” demiş.
İyi de Hüseyin
Aygün’ü Tunceli’den CHP milletvekili yaparken onun değil CHP üyesi, CHP’ye
yakınlık bile duymadığını bilmiyor muydu?
Eğitimci mitingi
Eğitim-İş Sendikası bugün Tandoğan
Meydanı’nda olacak.
Medrese eğitimi ile ortaçağ karanlığına
sürüklenmemek için, öğretmenlere baskı ve şiddetin durması için, ALO 147 telefon
ihbarlarıyla eğitimcilere soruşturma açılmaması için, atanamayan öğretmenler
için, Cumhuriyetin geleceği için...
Eğitim-İş, tüm eğitimcileri yanında
görmek istiyor...
Yorum Gönder