Kent gündemini “siyasal gösteri projeleri”nin
belirlediği şu zamanda Doğan Tekeli’nin kitabı adeta bir
“ders” gibi imdada yetişti. “Mimarlık Zor
Sanat”ında 60 yıllık meslek yaşamının birikimlerini aktaran mimarımız,
gündemdeki “kamu yapılarında Selçuklu ve Osmanlı tarzı”
projeler için de diyor ki;“Bugünkü siyasi iktidarımız beğenmediği
belli olan Cumhuriyet dönemi çağdaş Türk mimarlığının yerine, tarihin
derinliklerindeki Selçuk mimarlığının taklidini yerleştirmek istiyor. Geçmişi
kopyalama kapanına yakalanırsak toplumlar ve sanatlar nasıl ileriye
gider?”
Mimarın serüveni
İlgilenenler bilirler, mimarların “mimarlık
kitapları” genellikle en beğendikleri proje ve yapılarını tanıttıkları
bir tür “katalog” gibidir. Olası müşterilere yönelik
hazırlanan bu tür kitapları mimarlık öğrencileri ile meslekte yeni olan mimarlar
da “esinlenme” kaynağı olarak kullanırlar.
Mimarlık Zor
Sanat’ta ise projelerin “iş” olarak nasıl üstlenildiğinden
tutun, işverenin sonu gelmez “aykırı istekler”inin nasıl
göğüslendiğine kadar mimarlık yaşamının sayısız ayrıntısını Tekeli’nin hepimizin
bildiği yapılarındaki serüvenleriyle okuyoruz.
Buna, eğitim yıllarından
İzmir Belediyesi’ndeki mesleğe başlangıç deneyimlerine, 2000
yılında yitirdiğimiz Sami Sisa ile uzun birlikteliğinden
tasarımlarında ilkeleri ve mesleki sorumluluklara kadar 500 sayfaya sığamayan
“yaşanmışlıklar”ı da eklediğimizde, insanın yüksek sesle
sorası geliyor: “Binyılların mimarlık ülkesinde bir mimarın gerçekten
mimar olabilmesi için bunca engelleri aşmak zorunda kalması hüzün verici değil
midir?”
Mimarlar Odası’nın “1994 Ulusal Mimarlık Büyük
Ödülü”nü alan, 2000’de İTÜ’nün “fahri doktor”u
olan, hem meslek odasında hem de İstanbul Serbest Mimarlar
Derneği’nde yöneticilik yapmış Doğan Tekeli işte bu
“isyan”ın belki de en zarif, en kibar değerlendirmelerini
anı ve deneyimleriyle okurlarla paylaşıyor… Tasarımdan uygulamaya tüm süreçleri
mimar olmayanların da ilgiyle okuyacakları “görmüş geçirmiş”
bir dille aktarıyor. Nitekim Güngör Uras diyor ki;
“Başından geçenleri tatlı tatlı hikâye ediyor.” (Milliyet-25
Kasım 2012)
‘İbret verici’ anılar
Tekeli’nin,
İstanbul-Unkapanı Manifaturacılar
Çarşısı’ndan Sabiha Gökçen Havaalanı’na,
Metro-City’den İş Bankası Kuleleri’ne, Bursa Oyak-Renault
Fabrikası’ndan Ankara’daki Stad Oteli’ne dek 120 kadarı
uygulanmış 180 projesi; hatta Sami Sisa ile birlikte katılıp kazandıkları 28’i
birincilik olmak üzere 60’ı aşkın mimarlık yarışması ödüllerinden söz etmeye
elbette ki gerek yok. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitabı edindiğinizde
birçoğu zaten elinizin altında olacak…
Ancak ister kamuya ait, ister özel
yatırım olsun, Türkiye’de yapı sahiplerinin mimara ve
mimarlığa ne denli kültür yoksunu tutumlar içersinde olduklarını belgeleyen
“ibret verici” anıları, keşke yerim olsaydı da bu köşede de
aynen aktarabilseydim.

Yorum Gönder