Hemen belirteyim; İzmir’in gündemi bugünlerde İstanbul’dan ve Ankara’dan oldukça farklı...
Buradaki yurtseverler, heyecanla yarın başlayacak yeni haftayı bekliyor. Çünkü bu hafta, yandaş gazetelerin “Askeri Casusluk Operasyonu” olarak yansıttığı çok önemli bir davada iddianame açıklanacak.
İyi de özellikle kritik noktalarda görevli askeri personeli hedef alan böyle bir yargılamanın nedeni ne?
Kendilerini “Askeri Tasfiye Davası’nın Mağdurları” olarak tanımlayan sanık askerler, avukatları aracılığıyla dünkü panele gönderdikleri mektupta bu sorunun yanıtını kısaca şöyle veriyorlar:
Bu odakların nihai hedefinin TSK’yı yıpratmak suretiyle ülke savunmasında zafiyete neden olmak ve vatanın bölünmesi yönündeki emellerine zemin hazırlamak olduğu çok açıktır.
Sonuç olarak, İzmir’deki Askeri Tasfiye Davası’nın sonucu, ülkemizin geleceği açısından bir kırılma noktası olacaktır.”
Bundan 30-40 yıl önce gençliğin “rol modelleri”, Nazım Hikmet’ti, Deniz Gezmiş’ti, Aziz Nesin’di, Yılmaz Güney’di, Zülfü Livaneli’ydi, Sevgi Soysal’dı, Ahmet Arif’ti, Behice Boran’dı, Halit Kıvanç’tı, Fecri Ebcioğlu’ydu, Uğur Mumcu’ydu, Abdi İpekçi’ydi...
Bugünün rol modelleri kof televizyon yıldızları!
Sadece tükürdüğü, gaz çıkardığı ve şaka zannettiği iğrençlikleri yaptığı için ünlenen Şahan Gökbakar isimli oyuncu da bugünün “rol modellerinden” biri... Bizim gazetede dün yayınlanan söyleşisinde diyor ki, “Çocuğum olduğunda hanımım ‘İlla çalışacağım’ derse, hemen boşanma davasını açarım...”
Bir bizim gençliğimizin rol modellerine bakın; bir de bugünkülere...
Sonra sık sık sorduğunuz, “Neden böyle olduk” sorusunun yanıtını kendiniz verin!
Aydın’ın Çine ilçesinde, gezintiye çıkardığı köpeğini korumak isteyen bir polis, devletin kendisine verdiği tabancayla ve parası bizim vergilerimizden ödenen mermilerle bir sokak köpeğini dört kurşun sıkarak öldürmüş... Sorum size: Bu insanlık dışı cinayetten sonra hâlâ birilerine küfrederken “Köpek” diyebilecek misiniz?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Meclis’te yakınmış:
“Vatandaş telefon edip, ‘Elektriğim kesildi’ diye ekip istiyor. Arıza ekiplerini gönderiyoruz. Bize oradan telefon geliyor, ‘Efendim, siz bizi gönderdiniz ama burası kaçak elektrik kullanıyor.’ Donup kalıyoruz. Pes artık, kaçak elektrik kullanan yere, bir de tamire gidiyoruz. Nasıl olur da bir adam kaçak elektrik kullandığı halde, arıza ekiplerini de oraya ister?”
İyi de bu vatandaşı kim bu hale getirdi?
Kim bu kadar yüzsüzleştirdi, arsızlaştırdı, pişkinleştirdi?
Sen devlet olarak hırsızın yakasına yapışıp çaldığı elektriğin parasını tahsil edeceğine; bu parayı onlarca yıldır “kayıp ve kaçak elektrik bedeli” altında namuslu vatandaşların faturalarına yansıtırsan...
O hırsız da gün gelir; çalmayı kendisine “hak” görür ve üste bir de “servis” ister...
Kısacası; şaşırmayın Sayın Bakan:
Eserinizle gurur duyun!

Yorum Gönder