“Ergenekon” operasyonunda tutuklanan İnönü Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Fatih Hilmioğlu giderek ağırlaşan sağlık sorunlarına rağmen cezaevinde tutuluyor... Yani orada ölmesi isteniyor!.. Vicdan ve insanlık adına utanç verici bir dönem... Oysa Hilmioğlu’nun cumhuriyetle hesaplaşma uğruna tutsak alındığını gösteren o kadar çok kanıt var ki...
İşte Hilmioğlu ile tam 6 yıl önce bugün (18 Ocak 2006) Malatya’da yaptığım söyleşinin özeti... Zaten okuyunca Hilmioğlu gibilerin niçin Silivri’de tutulduğu da çok net anlaşılıyor:
“Türkiye’nin en gelişmiş eğitim kurumlarından biri olan İnönü Üniversitesi’ne girdiğinizde ‘Atatürk Türkiye’dir, Türkiye Atatürk’ yazılı ışıklı bir pano sizi karşılıyor. Aileler bu üniversitede okuyan çocukları için endişe duymuyor, öğrenciler de çağdaş bir üniversite ve yönetimin verdiği olanakların mutluluğunu yaşıyor.
Üniversitede 5.5 yıldır rektör olarak görev yapan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun Atatürkçü kimliği ve ulusalcı çizgisi hem AKP iktidarını hem de şeriatçı basın ile tarikatları rahatsız ediyor. Bu rahatsızlığın yarattığı tepki, üniversiteyi hedef tahtasına koyarken başarılar göz ardı ediliyor.
Prof. Hilmioğlu bir dönem gericilerin ele geçirdiği üniversitedeki değişimi şöyle anlatıyor:
- Nasıl bir üniversite devraldınız?
- İnönü Üniversitesi 10 yıl önce her gün öğrenci olaylarının olduğu, ben göreve gelmeden 2.5 yıl önce oruç tutmadığı için bir öğrencinin (Cihan Tarho) öldürüldüğü bir üniversiteydi. Dolayısıyla velilerin de çocuklarını güven içerisinde gönderebileceği bir üniversite değildi.
- Üniversitenin fiziki durumu nasıldı, neler yaptınız?
- Burası gerçekten bir köy üniversitesiydi. Yolları tamamen köstebek yuvasına dönmüş, çamur içerisinde bir üniversiteydi. Altyapıya önem verdik ve 100 bin metrekarelik betonlama ve asfalt yaptık. Onun dışında çok önemli binalar hizmete girdi. Merkezi araştırma, hayvan araştırma ve tıp fakültesi araştırma laboratuarları devreye girdi. 2 bin 500 kişilik kongre-kültür merkezi yapıldı. Eski kütüphaneye de 500 bilgisayar konularak Türkiye’nin en büyük internet merkezi açıldı.
- Üniversitenizde 19 binden fazla öğrenci var. Spor tesisleriyle ilgili altyapı dikkat çekiyor...
- Öğrencilerin sportif açıdan kendilerini geliştirmeleri için 6 adet açık spor tesisimiz vardı, bunlara 16 tane daha ilave edildi. Donanımlı bir stadyum inşa ettik. Halı sahalar, tenis kortları yapıldı. 7 saha ile Türkiye’nin en büyük kort komplekslerinden birini oluşturduk. Bundan dolayı son 3-4 yıldır üniversitelerarası tenis turnuvası burada yapılmaktadır.
- Kültürel etkinliklerden söz eder misiniz?
- Sosyal, kültürel ve sanatsal açıdan çok önemli noktalara geldi öğrencilerimiz. Suna Kan, Fazıl Say Malatya’ya ilk kez geldiler. Fazıl Say 2 konser verdi. Bir dönem tarikatların etkin olduğu bir kentte çağdaş bir üniversiteyi insana ve bilime yatırım yaparak yarattık. Bu durum gerici çevreleri tabii ki rahatsız ediyor.
- Ülkenin sosyal, siyasal sorunlarına parmak basan dikkat çekici açıklamalar da yapıyorsunuz...
- Bizim coğrafyamızı muhafaza etmemiz, rejimimizi muhafaza etmemiz her şeyden önce bu ülkede yaşayan her vatandaş, bir rektör ya da sokaktaki herhangi bir insan için birinci derecede görevdir diye düşünüyorum. Bu ülkeye karşı, 75 milyon insana karşı, başta yüce Atatürk olmak üzere, Cumhuriyetin tüm kurucularına karşı bir görevdir diye düşünüyorum.
- Senato kararlarıyla verdiğiniz sert tepkiler var...
- Biz toplum açısından, ulus açısından yanlış gördüğümüz şeyleri, senato kararlarıyla kamuoyuyla paylaşıyoruz. Burada konuyla ilgili sempozyum, panel, kurultay ve çalıştay düzenleyerek konuyu bilimsel açıdan irdeliyoruz. Elbette ki ulusal varlığı, birliği, coğrafyayı tehdit eden unsurlar varsa, bunlara karşı üniversitelerin tavır alması kadar doğal bir şey olamaz.
- Rektörlerin çıkışlarından AKP iktidarı rahatsızlık duyuyor...
- 8-9 yıl önceki dönemlerde üniversitelerde irticai kadrolaşma oldu. Bu kadrolaşmadan İnönü Üniversitesi de fazlasıyla nasibini aldı. Kara çarşaflılar dolaşmaya başladı. Bunun üzerine Kemal Gürüz ile birlikte, devletin herhalde belli organları da tavır alarak üniversite yönetimlerini çağdaş, laik, Atatürkçü bir yapıya kavuşturdular. Şimdi böyle olunca Cumhuriyet karşıtı güçler buralarda istedikleri gibi kadrolaşamadılar.
- AKP’nin müdahalesi sadece siyasi mi?
- Burada kadrolaşmanın dışında gözden kaçan bir faktör var. Her üniversitede yılda 30 trilyonluk ihaleler yapılıyor. 50 üniversiteyle çarparsanız yılda 1.5 katrilyonluk rant ortaya çıkıyor. Çağdaş, Atatürkçü, dürüst yönetimler gelince hem kadrolaşamadılar hem de bu anlamda ihalelerden yoksun kaldılar. İşte bunun da verdiği rahatsızlıkla birlikte ilk önce üniversitelerdeki yapıyı değiştirmek istedi.
- Siz nasıl baskılarla karşılaşıyorsunuz?
- Sayıştay murakıpları gelip 2.5-3 ay kaldılar. Sorgu hazırladılar, cevaplandırmak üzere bize verdiler. Kendileri Malatya’dan ayrıldılar. Sorgular Sayıştay murakıpları ayrıldıktan 1-2 gün sonra AKP il başkanı tarafından yerel televizyonlarda bana karşı kullanıldı.
- Şeriatçı basın size neden saldırıyor?
- Bizi suçlayabildikleri bir şey yok. Şeffaf bir yönetim sergilememiz, devletin aktardığı paraları veya bizim burada yaratmış olduğumuz ek katma değeri yemeden, yedirmeden, akılcı bir şekilde kullanmamız bu kesimleri rahatsız ediyor.”

Yorum Gönder