Hayret, MİT, istihbaratçılığı hâlâ komünist ya da mürteci takip memurluğu ile
uçuk ve mesnetsiz dedikoduları nakletmek şeklinde görüyor.
İşte TBMM’deki
MİT’in Darbeleri Araştırma Komisyonuna gönderdiği bilgi notundan bir kaç
iddia:
- “Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı Boğaz’daki köprülerle
Karadeniz Sahil Yolu ve Bolu Tüneli’ni bombalayacak ve peşi sıra siyasi
suikastler yapacak. Dahası, Alevi-Sünni çatışmasını körükleyip iç kargaşa
çıkaracak”
Peki Türk Silahlı Kuvvetlerine atfedilen bu dehşet iddia için
delil ne midir?
Sadece ve sadece imzasız bir ihbar mektubu!
Evet MİT gibi
bir kurum, kim olduğu meçhul olan birinin hezeyanlarını istihbarat diye TBMM’ye
servis edebiliyor ki hatırlayın, bu kurum benzer bir tutumu Ergenekon Şeması’nda
sergilemiş ve Doğu Perinçek, Hüseyin Gülerce, Sadettin Tantan, Koray Aydın,
Cumhur Ersümer, Hayyam Garipoğlu, Dinç Bilgin ve Ethem Sancak gibi isimleri aynı
örgütün yöneticileri diye rapor etmişti.
Bu tablodan hareketle bendeniz
Süheyl Batum’un “TSK meğer kağıttan kaplanmış” ifadesinin ötesine geçip , “MİT
meğer kağıttan kaplan bile değilmiş” dersem, söyleyin lütfen, haksızlık mı etmiş
olurum?
Bir ülkenin en temel istihbarat kurumu somut bir veri olmaksızın
ülkesinin ordusunu hedefe oturtacak şekilde nasıl bilgi notu gönderir?
Yok,
bu aktarılanlar doğru ise, hani belge ve ondan önemlisi nerede
soruşturma?
İstihbarat kurumları mahalle karıları gibi gerçekliği olmayan
dedikodularla hareket etmez, dahası kendi ordusuna psikolojik operasayon hiç
yapmaz!
Yazık, dışarıdan bakınca bir istihbarat kurumumuz var
zannediyoruz!
TÜSİAD’ın yeni başkanını Tayyip atamış!
TÜSİAD’da dün tayin vardı ve yeni başkan ataması yapıldı.
Evet, demokrasi
taciri ya da istismarcısı TÜSİAD’da başkan yine seçimle değil,
buyrukla!
Hayır, buyruğu veren bu kez TÜSAD’ın 5 atlısı olan büyük holding
patronları değil,
Tayyip Erdoğan!
Emin kaynaktan aldığım bilgiye göre,
Muharrem Yılmaz ismi iktidar tarafından TÜSİAD baronlarına fısıldanmış ve onlar
da hayhay demiş!
Ve TÜSİAD-AKP sınırsız dayanışmasının ilk fotoğrafı dünkü
toplantıda çekildi.
Görevi biten Ümit Boyner, içinde alevlenen umut ateşinden
söz etti.
Ne miydi o umut?
Öcalan’la müzakere!
Görüyorsunuz egemenlerin
ayrısı gayrısı olmuyor.Efendi bir olunca Atatürk, üniter devlet ve laiklik bile
bir anda çöpe atılabiliyor.
Teröriste selam duran devlet
Daha düne kadar ölen PKK’lılara cenaze arabasını tahsis eden BDP’li
belediyelere savcılarımız dava açıyordu; oysa şimdi bu tahsisatı yapan bizzatihi
hükümetin kendisi.
Her şey ortada: PKK’lı üç teröriste THY uçak tahsis
etti.
Dahası, bütün bölgede onbinlerce güvenlik görevlisi bu terörist
cenazeleri korumak için alarma geçirildi.
Bunun adı devletin terörizme selam
durmasıdır !
Altını çizerek yazıyorum devlet görevlilerinin APO posterleri
ile yürüyen ayrılıkçılara koruma görevini üstlenmesi bu ülkenin birliği ve
bütünlüğüne yapılan suikasttır!
Mehmetçiğin cenazesinde AKP olumsuz
etkilenmesin diye Camii kapısında durup geleni geri çevireceksin, ama PKK ölüsü
söz konusu olunca hazırola geçeceksin...Bunun adı
zillettir...
AKP Suriyeli hırsızları karakoldan serbest bıraktırıyor!
Haber kaynağım Suriye sınırında görev yapan üst düzey bir Emniyet mensubudur
ve aktaracağım bilgiler Ankara’da bir ortamda tesadüfen karşılaşmamız sonucu
bize nakledilmiştir.
Buna göre, Suriyeli sığınmacılar gayrı resmi olarak
bilinenin iki katı imiş ve bunların önemli bölümü kamplarda değil, sınır
illerinde ikamet ediyorlamış!
Emniyet görevlisinin beyanına göre Suriye’li
sığınmacı olayından sonra bölgede hırsızlık patlamış ve eskiye oranyirmi misli
bir artış söz konusu imiş.
Dramatik olan, yakalanan çok sayıdaki Suriyeli
hırsızın kamuoyu tepkisi oluşmasın diye gizlenmesi ve hükümetin emri ile
karakoldan serbest bırakılması!
Yine bu sığınmacılarla beraber türlü
asayişsizliklerden, fuhuş ve uyuşturucuya kadar pek çok suçta artış var ve
bunlar da kamuoyundan gizleniyormuş!
Görüyorsunuz, Suriyeli işbirlikçi
çapulcuların Türkiye’de suç işleme ayrıcalıkları var!
Bir tarafta bu
mültecilere resmi olarak harcanan 600 milyon dolar, diğer tarafta sınır
illerimizin iflas noktasına sürüklenmesi, yani bölge ticaretinin tamamen durması
ve buna ilaveten bütün bir bölgenin asayiş bağlamında alt-üst edilmesi!
Yöre
insanı bir araya gelip bu tabloya demokratik olarak isyan etmeli, yani sokağa
çıkıp dur demelidir.
Yorum Gönder