Dün, suç örgütleri ve terörle mücadelenin efsane ismi, eski İçişleri
Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan'la uzun uzun sohbet
etme imkanını buldum. Tantan, Fransa’da öldürülen 3 PKK’lı üzerinden
günlerdir yaşanan tartışmaları ibretle izlediğini söyleyerek başladığı
konuşmasında, Türkiye'yi sarsacak iddialar dile getirdi. PKK'nın yurt
içi ve dışında bazı kişi ve kuruluşlara 2 milyar dolarlık fonlama
yaptığını öne sürdü.
Tantan, son günlerdeki tartışmaların ve AKP'nin İmralı açılımının, bir
bakıma PKK'nın mali anlamda 50 milyar dolarlık güce nasıl ulaştığını da
gözler önüne serdiğini belirtti. “PKK bu güce nasıl ulaştı?'' sorusuna
da maddeler halinde cevap verdi.
İşte o maddeler:
* ''2000’li yılları hatırlayın. Aynı zamanda organize suç örgütü olan
PKK, o günlerde dağılmanın eşiğindeydi. Mali yönden sıfırlanmasına az
kalmıştı.
* AKP'nin 2002’de iktidara gelişinden sonra terör örgütünün adım adım
güçlendiği gözlendi. PKK, 50 milyar dolarlık güce ulaşırken, 2002’den bu
yana iktidarda olan güç ve parlamento, bunu seyretti! Hatta seyirci
kalarak, bu toparlanma ve güçlenme sürecine yol verdi!
* AKP iktidarı ve onun güdümündeki Meclis, terörle mücadelenin birinci
koşulu olan örgütün finans kaynaklarına el koyma operasyonunu yapamadı.
PKK'nın mal varlıkları tespit edilemedi.
* Bugünse Fransa’daki cinayetlerden sonra özellikle Türk medyasında
sanki “fonlanmış'' gibi hareket eden bazı yazar ve çizerler sahne
alıyorlar! Bu iddiayı durduk yere ortaya atmıyorum. Çünkü PKK’nın 2
milyar dolara yakın bir parayı, yurt içi ve yurt dışında medyada ‘alt
yapı’ oluşturmak için dağıttığı, dosyalara girmiş durumda. Yani bunların
belgeleri var!
Tantan, “Bu çok önemli, hatta sarsıcı bir iddia. Madem kayıtlara girmiş
durumda, o halde kimlerin fonlandığını söyleyebilir misiniz?'' sorusuna
da şu cevabı veriyor:
“Bugünlerde televizyon, gazete ve internet ortamına bakın, bunlar
kendilerini açıkça ifade ediyorlar. Yurt dışında da gazeteci-siyasetçi
kuruluşlar bazında inceleyin, orada da göreceksiniz. İsim vermeye gerek
yok! Ayrıca bazı akademik olan veya olmayan düşünce kuruluşlarının da
fonlandığını düşünebilirsiniz!''
Tantan tüm ısrarlarıma karşın, şimdilik isim vermeyeceğini söyledi. Gelişmeleri maddeler halinde yorumlamayı sürdürdü:
* Şimdi gelelim, sizin de (Uğur Dündar’ın yazısı) geçen hafta köşenizde
anlattığınız PKK’nın finans kaynaklarına... Herkes PKK’nın AKP iktidarı
döneminde, yani son 10 yıl içinde büyütüldüğü ve bunun etkisiyle masaya
oturulduğu gerçeği üzerinde hemfikir.
* Peki, 50 milyar dolarlık mali güce sahip PKK’yla mücadele eden
kurumların bütçesi acaba ne kadar? Hemen 2013 bütçelerine bakalım: MİT’e
1 milyar lira, Jandarma’ya 6 milyar lira, Emniyet’e 15 milyar lira
ayrılmış. Toplam bütçe: 22 milyar lira! Bu düşündürücü tablo acı gerçeği
yeterince gözler önüne sermiyor mu? Başka söze gerek var mı?
* Son günlerdeki gelişmeleri analiz ederken, ABD’li tarihçi Trapley’in
“Obama, Erdoğan’ı kandırıyor!'' şeklinde basına yansıyan sözlerini de
göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.
* Bu iddia, AKP iktidarının ABD’ye şu soruyu sormasını zorunlu kılıyor:
“Önümüzdeki dönemde İran, Kafkasya ve Hazar’da PKK’yı mı kullanmayı mı
düşünüyorsun? Suriye’deki kargaşada PKK’nın rolü var mı? El Kaide’nin
varlığını ve rolünü duyuyoruz. Peki PKK’nın rolü ne?''
* PKK’yı bazı istihbarat güçlerinin Türkiye’ye karşı kullandıkları
biliniyor. Sizin PKK'yı bu ülkelere karşı kullanma projeniz var mı?
* AKP iktidarının sözcüleri sık sık “İmralı''nın muhatabı hükümet değil.
Görüşmeleri hükümet yapmıyor. Onun muhatabı ''istihbarat teşkilatı!''
diyor. O zaman ben de soruyorum. “Acaba vesayet bu kurumlara mı geçti?''
* Milli İstihbarat Teşkilatı, yasaların kendisine vermediği
“operasyonel yetkiyi'' kimden alıyor? Yoksa Türkiye'de yasaların üstünde
bir güç var da bizim mi haberimiz yok!
* Suriye’ye karşı agresif politika izleyen Türkiye, Kandil’deki terör
karargahına el koyma konusunda neden aynı agresif politikayı
izleyemiyor?
* Son gelişmeler üzerine kamuoyunda şöyle bir algı oluşuyor:
“Uluslararası alana taşınmış PKK üzerinden Türkiye'nin iç hukuk
sisteminde taviz üzerine taviz veriliyor ve zaten sarsılmış durumda olan
hukuk sistemi, giderek kendisini yok ediyor!''
Sadettin Tantan'ın çarpıcı analiz ve açıklamaları, özellikle
“fonlama''larla ilgili iddiaları, kamuoyunda uzun süre tartışılacağa
benziyor.

Yorum Gönder