‘Daha zayıf” ve ‘çökmüş devletler’: Amerika’ya bir tehdit

Dün yazdığımız ‘Çökmüş devletler endeksi analizi’nin devamıdır. Hiçbir yorum katmadan sizlere sunmayı uygun gördüm:
“Çarpık bir mantıkla, “daha zayıf çökmüş devletler”in, ABD Kongresi’ne göre ABD güvenliğine tehdit oluşturduğu söylenmektedir. Buna, “çeşitli biçimlerde zayıf, kırılgan, hassas, çöken, istikrarsız, çökmüş, kriz halinde veya yıkılmış olarak tanımlanan devletlerden gelen çeşitli tehditler” dâhildir.
1990’ların başında Soğuk Savaş sona ererken, analistler yeni doğan uluslararası güvenlik ortamına dikkat etmeye başladılar; burada zayıf ve çöken devletlerin uluslararası örgütlü suçun araçları, nükleer yayılmanın güzergâhları ve iç çatışma ve insani krizlerin sıcak noktaları haline geleceği değerlendirmesi yapılıyordu. Zayıf ve çöken devletlerin ABD ulusal güvenliği için ortaya koyduğu potansiyel tehditler, El Kaide’nin ABD’ye karşı gerçekleştirdiği ve Usame bin Ladin’in Afganistan’ın sağladığı güvenli bölgeden yönettiği 11 Eylül saldırılarıyla daha güvenilir hale geldi. 11 Eylül olayları, Başkan George W. Bush’u 2002 yılında “Afganistan gibi zayıf devletler, güçlü devletler olarak bizim ulusal çıkarlarımıza karşı büyük bir tehdit oluşturabilir” sözüyle ifadesini bulan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni ilan etmeye sevk etti. (Weak and Failing States: Evolving Security, Threats and U.S. Policy, Kongre Araştırma Servisi’nin ABD Kongresi’ne raporu, Washington, 2008) Kongre’ye sunulan bu raporda bahsedilmeyen şey, “örgütlü suç ve iç çatışmanın sıcak noktaları”nın ABD’nin örtülü istihbarat operasyonlarının sonucu olduğudur.
Yeterince belgelendiği üzere, dünyanın eroin tedarikinin yüzde 90’ını oluşturan Afgan uyuşturucu ekonomisi, önde gelen mali kuruluşları içine alan multimilyar dolarları aklama operasyonuyla bağlantılıdır. Afganistan dışına yapılan uyuşturucu ticareti, CIA ve ABD-NATO işgal kuvvetleri tarafından korunmaktadır.

Suriye: “Çökmüş Devlet” kategorizasyonu

ABD-NATO destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye halkına karşı işlenen mezalim, mezhep savaşı lehine koşullar yaratıyor.
Mezhepçi aşırıcılık, bir ulus-devlet olarak Suriye’nin dağılmasını ve Şam’daki merkezi hükümetin çökmesini hedefliyor.
Washington’un dış politika hedefi, Suriye’yi Ulusal İstihbarat Konseyi’nin (NIC) “çökmüş devlet” olarak adlandırdığı şeye dönüştürmek.
Rejim değişikliği, merkezi bir hükümetin kurulmasını içerir. Suriye krizi derinleşirken, nihai aşama artık “rejim değişikliği” değil, bir ulus-devlet olarak Suriye’nin parçalanması ve yıkılması halini alıyor.
ABD-NATO-İsrail stratejisi, ülkeyi üç zayıf devlete bölmek. Son medya raporları, Beşar Esad’ın “görevi bırakmayı reddetmesi” halinde, “alternatifin Somali gibi bir çökmüş devlet” olduğunu söylüyor.
İsrail basını tarafından aktarılan bir olası “parçalanma senaryosu”, ayrı ve “bağımsız” Sünni, Alevi-Şii, Kürt ve Dürzi devletlerinin kurulması şeklinde. İsrail ordusundan Tümgeneral Yair Golan’a göre “Suriye bir iç savaş halindedir, bu bir çökmüş devlete yol açacak ve terörizm serpilecektir”. İsrail ordusu şu anda, Tümgeneral Golan’a göre “Suriye’nin nasıl parçalanacağını” analiz ediyor (Reuters, 31 Mayıs 2012).
Kasım ayında, Birleşmiş Milletler barış temsilcisi Lahdar İbrahimi Suriye’nin “yeni bir Somali” haline gelebileceğini söyledi ve “çökmüş bir devletin yarattığı boşluğun savaş baronları ve milisler tarafından doldurulacağı bir senaryo uyarısı” yaptı. (Reuters, 22 Kasım 2012)
“Korktuğum en kötü şey... devletin çökmesi ve Suriye’nin yeni bir Somali’ye dönüşmesidir.”
“Eğer bu mesele doğru şekilde ele alınmazsa, tehlike bölünme değil ‘Somalileşme’dir: devletin çökmesi ve savaş baronlarının, milislerin ve savaşan grupların ortaya çıkmasıdır.” (Aynı yerde)
BM temsilcisinin bahsetmediği şey, Somali’nin çöküşünün kasten gerçekleştirildiğidir. Bu, şu anda Ortadoğu’da, Afrika’da ve Asya’da “çökmüş devlet” kategorisine yerleştirilen hedefteki pek çok ülkeye uygulanan, ABD’nin örtülü ordu ve istihbarat gündeminin parçasıdır.
Temel soru şudur: Çökmüş devletleri çökerten kim? Kim onları yok ediyor?
Egemen bir devlet olarak Suriye’nin parçalanması, Lübnan, İran ve Pakistan’ı da içine alan birleşik bir bölgesel askeri ve istihbarat gündeminin parçasıdır. Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “öngörü”lerine göre, Pakistan’ın çöküşü büyük ihtimalle önümüzdeki üç yıl içinde gerçekleşecektir.”

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget