Ülen, sen önce kendi ülkene demokrasi getir, köfte hor! - Tünay Süer

Türkiye ve Irak sınır kapılarında kontrolü ele geçirmeye başladıkları söylenen Suriyeli isyancılar (güya Özgür Suriye Ordusu) adeta kudurmuş köpeklere dönmüşler. Iraktan bir üst düzey yetkilinin açıklamasına göre karakollardan birisinde Suriyeli yarbayın kol ve bacaklarını kesmişler ve 22 askeri de Iraklı askerlerin gözleri önünde infaz etmişler.
Allah kahretsin!
Bunlar insan olamazlar, bunlara hayvan demek bile hayvanlara hakaret olur. Kol, bacak kesmek ne demek? Bu ne kindir, bu ne acımasızlıktır?
Esad bunlara ne yaptı acaba?...
Suriye’de Beşer Esad’ı kendi çıkarları için devirmek isteyen ABD ve İsrail’dir. Bunu artık herkes biliyor. Maalesef başbakan Erdoğan’ın da onların bu acımasız planlarına teröristleri topraklarımızda ağırlaması ile katkıda bulunması çok acı bir şeydir.
Nerede o, ONE MİNUTE?
Kendi yoksullarımız varken, emeklilere sadaka gibi zamlar yaparken Suriye’den gelenlere başbakanın milyonları harcamasının hesabını kim soracak acaba?
Bu gözleri dönmüş teröristler Cilvegözü sınır kapımızın Suriye tarafını işgalden sonra Suriye Ordusunun müdahalesi sonucu geri kaçışlarında 32 tırımızı da talan ederek yakmışlar. Besle kargayı, oysun gözünü!
CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz tırları yakılan şoförlerin kendisinden yardım taleplerinde bulunduklarını anlatarak şöyle diyor:
Beslediğimiz teröristler bizim TIR’larımızı yakıyorlar. Türkiye’de kendi vatandaşına düşman bir hükümet var ve akıl tutulması yaşanıyor.
Gerçekten de bu bir akıl tutulmasıdır. Biz hangi hakla Suriye’nin iç işlerine karışıyoruz?
Hangi hakla teröristleri besliyoruz? Ondan sonra da PKK yı dış güçler besliyor derken onlardan farkımız kalıyor mu?
Hele şu Suudi Arabistan kral hazretlerine bir bakın.
Suriye’ye demokrasi getirme mücadelesinde Türkiye ile birlikte başı çekmekteymiş.
Hay Allah’ım hay! Ülen, sen önce kendi ülkene demokrasi getir, köfte hor. Yasama yetkisi elinde ve ülkeni şeriatla yönetiyorsun. Kendini sülaleni sağlama almış, dokunulmazlık zırhına bürünmüşsün ama astığın astık, kestiğin kestik. Laiklik işine gelmiyor tabi, ülkeni halen ortaçağ yasalarıyla idare ediyorsun.
Zaten İsrail ve ABD tarafından çizilen senaryolar Ortadoğu’ya demokrasi götürmek değil radikal dinciliği yaymak ve buradaki ülkeleri gerileterek boyunduruk altına almak istençleridir.
Ya bizimkine ne demeli?
Düne kadar Esad ile ailecek iyi ilişkileri vardı sonra birden bire Esad, tu kaka oluverdi. İnsan biraz Allahtan korkar, kuldan utanır ya!
Ya Sayın Gül’e ne demeli? Suriye Ulusal Güvenlik Konseyi binasına yapılan o kanlı bombalama olayından sonraki açıklamaları neydi? Suriye meşrutiyetini tartışmaya açarcasına muhalif denilen satılmışlara cesaret vermek değil miydi? Bir cumhurbaşkanına yakışır mıydı o sözler? Esad’a baş sağlığı diledi mi acaba?
Ne yazık ki, bugün Türkiye’nin başına kara kabus gibi çökenler ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Abdullah Gül arasındaki görüşmelerde iki sayfalık ve 9 maddelik bir anlaşmanın kabul edilmesinden ötürüdür.. Abdullah Gül, bu gizli anlaşmayı Sedat Sertoğlu’na itiraf etmiştir (Bkz. Vatan, 24 Mayıs 2003).
Bu anlaşma İŞÇİ Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından Televizyon kanallarında anlatılmasına rağmen, hükümet tarafından hiçbir zaman yalanlanmadı. Eğer bu iddialar doğru değilse Sn. Abdullah Gül’ün bunları çoktan yalanlaması gerekirdi.
Doğu Perinçek’in Silivri’ye kapatılmasının başlıca nedenlerinden teki budur diye düşünüyorum. Ayrıca TSK ya yapılan operasyonlar da Amerikan’ın başının altından çıkmıştır. TSK ya atılmadık iftira kalmadı. Yer altına gömülen silahlar, yok efendim fuhuş ve casusluk, darbe düşünmüşlermiş filan falan. Dava Türk Ordusunun onurunu incitmek ve yapılan sivil darbe ile özgürlüklerine ipotek koymak. Senelerdir süren davalarda ele alınacak hiçbir suç delili yok ama suçlamalar gırla gidiyor insanlar orada çile dolduruyorlar. Hüküm giymiş gibi tutsak edildiler. Ayıptır ,yazıktır..
Oruç tutmak, devlet parası ile iftar sofraları hazırlatmak günahları yok eder mi acaba?
Sözcü Gazetesi BİR SUBAYIN ACI KADERİ diye Atabeyler davasından yargılanıp beraat eden Pilot Yüzbaşı Murat Eren’i anlatmış.
Tayyip’e suikastla suçlandı ,3 ay hapis yattı, ordudan atıldı, karısı boşadı, iş bulamadı pazarcılık ve simitçilik yaptı, annesi kanser oldu,6 yıl sonra beraat etti!...
Eh yani, yuh olsun böyle demokrasiye. Bir gencin hayatını karartan kararları alanlar acaba diğer insanların yüzlerine nasıl bakabiliyorlar? Kara vicdanlılar…
Şimdilerde Israil Savunma Bakanı Ehud Barak kimyasal silahlar başta olmak üzere "karadan karaya füzeler", "uçaksavar füzelerinin Hizbullah'ın eline geçmesine izin vermeyeceklerini, düşmekte olan Esad rejimini istihbarı olarak takip ettiklerini ve "gitmekte olan Esad" rejiminin son hamlelerini engelleyeceklerini dillendirmeye başladı. Saddam’a da aynı suçlamayı yapmışlardı.
Düşüncem odur ki Türkiye Ortadoğu’nun güçlü devletidir bir gün bize de bu oyunları yapacaklardır. Baktılar ki parçalayamadılar halk birbirinden kopmuyor, eh o zaman paralı teröristleri ayarlayıp bizi de karıştıracaklar. Zaten PKK ile yeterince karıştırıyorlar.
Aslında ne düşünüyorum biliyor musunuz şu Amerika ile İsrail olmasaydı, dünya nasıl olurdu acaba?
Tünay Süer

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget