Hapiste Yardım Bekleyen İnsanlar - Mustafa Balbay

Hapiste Yardım Bekleyen İnsanlar
Elbet özgürlükte de öyledir ama, hapishanede alınan her mektup bir tohumdur. Açıp okumaya başladığınız
an içinizdeki tarlada yeşermeye başlar. Hele bazı mektuplar yediveren tohumu gibidir; başlangıcında esen rüzgârla birlikte sonuna doğru hiç öngörmediğiniz meyvelere durur. Kimi bölümleri yeniden okuduğunuzda tohum çoktan değişmiştir.
Aldığım mektup yelpazesi içinde önemli bir yeri öteki hapishanelerden mahpustaşlarınki tutuyor.
Çoğu “halden anlarsın” diye başlıyor.
Suçu sabit görülüp hüküm giyse de, hangi suçtan yatarsa yatsın, hapishanedeki herkes önce insandır. Elbette öyle, bu zaten genel doğrudur, demeyin. Zira medyaya yansıyan pek çok haber, kamuoyundaki tartışmalar öyle söylemiyor.
Mahpustaş mektuplarının ana konusu maddi sıkıntı. Bunun dışında hapse giriş öyküsünü paylaşanların sayısı da az değil. Kütahya Cezaevi’nden Hakan, Eskişehir Cezaevi’nden Muammer öyküsünü unutamadıklarım arasında.
***
Bir insan hapse girdiğinde ailesi ve tüm sevenleri de bundan payını alıyor. Aldığım mektuplar gösteriyor ki hapisteki insanın işi, moralinden önce bozuluyor. Maddi sıkıntı beraberinde her şeyi tetikliyor.
Niğde Cezaevi’nden Bafra’ya, Şanlıurfa Cezaevi’nden Silivri’deki öteki cezaevleri zincirine kadar öylesine parasızlık anlatımları var ki...
Bir mahpus aylardır eşine, çocuklarına telefon edememenin, onların sesini duyamamanın acısını anlatıyordu.
Haftada bir kez 10 dakika telefonla görüşme hakkı var. Bir telefon kartı 4 lira. Cep telefonunu ararsanız bir kartı bir kez, sabit telefonu ararsanız 3 kez kullanabiliyorsunuz; 3. kullanımda geriye 60 kuruşluk pay kalıyor. Yaklaşık 4-5 dakikalık konuşma karşılığı. Kimi mahpuslar birkaç ayda bir o yarım konuşmalık kartı fakir mahpusa verirse, çocuklarının sesini duyabiliyormuş. “Babacığım sesini duysam bana yetiyor” diyor.
Böylesi mektupların ardından şu düşüncemi kamuoyu ile paylaşmak istedim; acaba toplum hapistekilere, yardım edilebilecek kişiler gözüyle bakamaz mı?
Hapisteki kişilerin başka bir genel sorunu da başka hapishaneye sevk. Kimi mahpuslar cezaları kesinleştikten sonra başka bir hapishaneye sevk istiyor. Eğer bu yönetimin tasarrufu değil de, mahpusun isteğiyse sevk bedeli kendisinden isteniyor. Salt bu bedeli ödeyemediği için hapisliğin üstüne bir de gurbetlik çeken pek çok kişi var.
Maddi durumu çok kötü olanlar değişik şekillerde belirlenebilir. Örneğin büyük hapishanelerin olduğu illerde, kentte yaşayan farklı meslek gruplarından insanların oluşturduğu, Adalet Bakanlığı’nın da tanıdığı “izleme komisyonları” bulunuyor. Bu komisyonlar belli sürelerle hapishaneleri geziyor.
***
Televizyonlarda sık gösterildiği için pek çok kişinin izlediğini sandığım bir film var. Denzel Washington’ın başrolünü oynadığı 16. Raund filmi.
Cinayetten hapse giren boksör yıllarca içerde kalıyor. Bir liseli gencin onunla ilgilenmesiyle yaşam seyri tümüyle değişiyor. Kelebek etkisiyle dava da farklı bir boyut kazanıyor.
Hapisteki insanlar bir süre sonra toplumun içine karışacaklar. Ya da şu anda özgür dolaşan bir kişi, hiç beklemediği bir anda kendini içerde bulabilir.
Cezanın amaçlarından biri de o kişiyi yeniden topluma kazandırmaksa, bu nasıl olacak?
Tümüyle hayata küsmesini sağlayarak mı?
Kendi kurduğu dünya içinde günlerini intikam duygusuyla geçirmesiyle mi?
Ekonomik durumunu daha da bozarak mı?
Bedenen toplumdan uzaklaşmasının ardından ruhen de uzaklaştırarak mı?
Önümüz bayram... Hapiste bayramlar, gelmesi değil, bir an önce geçmesi dilenen günlerdendir.
Bayram ve öncesi, insanların yardım duygularının biraz daha öne çıktığı dönemlerdir. Hapisteki insanlara yapacağınız yardımla sadece onların kalbini kazanmış olmayacaksınız, belki onların topluma kazandırılmalarının da önünü açmış olacaksınız.

Yorum Gönderme

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget