Senaryo o kadar net ki; emperyalist tezgah, Ortadoğu’yu şekillendirmek için radikal dinciliği vurucu güç olarak kullanmaya devam ediyor… Planın son parçası, Suriye’yi de tıpkı Irak gibi bombalı eylemler ve intihar saldırılarıyla çökertmek… Bu strateji, Ortadoğu’nun ne kadar tehlikeli bir yönetim yapısına sürüklendiğinin de çok çarpıcı kanıtı!..
Aslında Müslüman Kardeşler Örgütü’nün (Ihvan-ı Müslümin) Mısır’da uzun soluklu bir uğraşın ardından aldığı seçim zaferi, Afrika ve Ortadoğu’da radikal örgütler üzerinden başlatılan iktidar yürüyüşünün ne denli planlı olduğunu da göstermişti…
Mısır gibi ülkelerde, adına “Arap baharı” denilen kanlı başkaldırı sürecinde kitleler, uluslar arası medya tarafından provoke edilirken, Libya ve çevresinde yaratılacak kaos ve şiddette ise Taliban ve El Kaide gibi terörün şemsiyeleri kullanıldı…
ABD, Irak’ın işgalinde kendisine karşı direnen bu grupların ezici ve ürkütüü gücünü kan ve bombayla keşfetmiş olmalı ki, bu terör unsurları ”Arap Baharı” safsatasında da devreye sokuldu!.. Bağdat’ta önce işgalcilere sonra da rejime direnen silahın, şimdilerde ise Ortadoğu’da işgal gücü olarak kullanılması ne kadar şaşırtıcı?..
Aynı tehtit şimdi Suriye’nin de başında… Afganistan, Pakistan, Çad gibi ülkelerden sızdırılan El Kaide ve Taliban militanları, ”direnişçi” adı altında Esad rejimine karşı kışkırtıcı saldırılarda bulundular, akla hayale sığmayacak vahşi eylemler yaptılar…
Finaldeki beklentide huzur yok!..
Şam’da önceki gün yaşanan bombalı saldırı da, bu kan ve erozyon sürecinin yeni halkası…
Suriye Ulusal Güvenlik konseyi binasına yapılan bombalı saldırının ardında istihbarat örgütleri varmış gibi görünse de, bu saldırıda ”taşeron” olarak kullanılan grupların El Kaide türevleri olduğunu unutmamak gerekiyor.
Şüphesiz Ulusal Güvenlik Konseyi binasında, savunma bakanı ve yardımcısıyla, genelkurmay yetkililerinin öldüğü bombalı saldırı, tehdit-infaz işgal üçgeninin son eylemi olmayacak!..
Benze eylemler ve intihar saldırıları Şam ve çevresindeki buhranı dahada derinleştirecek!.. Yani radikal dinci gruplar Irak’ta işgale karşı bombalı saldırıları sürdürürken Suriye’de rejimin çökertilmesinde kukla olarak karşımıza çıkmaya devam edecek… Ta ki, en yakın komşumuz Suriye, yaşanmaz bir yer haline getirilinceye kadar!..
Başta Türkiye olmak üzere, Suriye’nin çökertilmesi için mücadele eden ülkelerin sık sık ”Esad’ın da sonu Kaddafi gibi olacak” şeklindeki tehditkar söylemler ne kadar artarsa artsın, olası kötü bir son Ortadoğu’ya hiç bir şekilde huzur getirmeyecek…
Peki Türkiye ne olacak?..
Radikal dinci grupların topluma nefes aldırmadığı Pakistan ve Afganistan’ın yanı sıra, Irak ve son olarak Libya’daki rejim değişikliğinin ardından kanlı kaosun durmaması da şu öngörüyü açığa çıkarıyor:
Suriye’deki şiddetin yükseltilmesi yanlızca Şam yönetimini sarsmayacak, başta Türkiye olmak üzere tüm bölgeyi olumsuz etkileyecek!..
Anlayacağınız, dincilik kisvesialtındaki radikal terör gruplarının, silahlı çetelerin, paralı askerlerin, işgal taşeronlarının Irak’ta ve Suriye’de de emperyalizmin oyuncağı olması çok şaşırtıcı değil…
Peki, parnın gücüyle rejim devirenler acaba tehlike kendilerine döndüğünde ne yapacaklar.
En iyisi yazıyı en önemli soruyla bitirelim; yanı başımızda direnen yanlızca İran kalırsa, Türkiye ne olacak?..
Hadi Esad’ı da linç ettirmek için çırpınan zavallı yandaşlar yanıt versin!..

Yorum Gönder