Haftada bir kez yazmanın zorluğu... Hangi konuyu seçeceksin? Suriye’yi başa yerleştiriyorum. Bazen Hint Okyanusu’ndaki bir ada gibi uzaksadığımız bu ülke, kimyasal silah deposu. Oysa Suriye ile sınırımız 877 kilometre!
Esad devrildiğinde bu depoları ve kimyasal silah üretim tesislerini kim kontrol edecek? Kimyasal gaz dolu mermiler kimi vuracak? 12 yaşındaki erkek çocuklarının video oyunlarına benzemez bu iş. Esad sonrası Suriye’yi kontrol için kaç bin asker gerekecek? Bu askerler nereden sevk edilecek?
İzleyebildiğim Batı medyası olayın bu boyutuyla da ilgili. Bizim ise görmezden geldiğimiz bir konu.
Öte yandan Suriye için Rusya ve Çin elbette nüfuzlarını kullanacaklar. Türkiye ve İran elbette çıkarlarını gözetecekler. Gelgelelim Uğur Mumcu’dan alıntıyla bizim Türkiye’nin hiçbir zaman C planı yok, hep ABD planları var! Oysa Suriye meselesi Batı’nın bakış açısıyla çözülemez. Amerika’nın Irak’taki, Afganistan’daki “başarısı!” ortada.
Moskova’nın Esad üzerinde nüfuzu var ve Esad sonrası Suriye tasarımında en başta devrede olacak olan devlet Rusya.
Putin yönetimi Suriye’ye silah satmaktan vazgeçti ama donanmasını indirdi Suriye açıklarına. ABD gemisi de arkadan geldi. Donanma, büyük devlet olmakta bugün de ölçüttür.
............
Financial Times gazetesi Esad’ın Suriye’de korunaklı bir “Alevi Bölgesi” oluşturma planından söz etti.
“Alevi” deyince duralım. Batıda çoğu insan, Türkiye Alevileri ile Suriye’dekilerin aynı olduğunu sanır.
Türkiye Alevilerinin baskılar karşısında kapalı yaşama tercihlerinin bedelidir bu yanlış algılar.
Nitekim bugün Türkiye’de süregelen Alevilik tartışmasında da ciddi bir iletişim sorunu yaşanıyor. Tarihsel süreç içinde Alevilere karşı ayırıcı politikaların yanında bilgi ve belge eksikliği de var. Alevi örgütleri arasındaki görüş ayrılıkları da cabası. “Alevilik nedir” diye sorsanız her biri ayrı tanım yapar.
Asıl söylemek istediğim, Alevilik dine ve siyasete hapsedilmiş bir konu olmaktan çıkmalı. Alevi ritüellerinin yazılması, belge oluşması şart. Bugünkü bilgisizlik ortamında “4 Kapı 40 Makam” gibi temel bir Alevi öğretisi gençlere yabancı. Kapı deyince Amerikan kapı, makam deyince nihavent anlayan bir toplumda Aleviliğin özgün bir felsefe olduğunu kabul ettirmek zor.
..............
Ve CHP’nin Alevi partisi olduğuna ilişkin eski söylem yine gündeme geldi. İktidar partisi Sünnilik üzerinden politika yapıyor ise doğaldır ki Alevilerin orada işi olamaz. Kaldı ki CHP’nin dünya görüşü, Alevi felsefesine daha yakın.
Bundan sonrası için CHP’nin programında Alevilikle ilgili önyargıları kıracak “kültürel projeler” olmalı.
Her durumda CHP son kurultayında demokrasi sınavından iyi not aldı. Bundan sonra CHP’nin iç iletişim süreçlerini ve iş akışlarını toparlaması gerekecek. Genel başkanın “evet” dediği konu aşağıda tıkanıyor ise buna “devlet dairesi sendromu” denir.
CHP’nin içinde sorun kişilerden değil, partide yönetim sistemi olmamasından kaynaklanıyor.

Yorum Gönder