Önce birçok sanık savunmalardan dolayı hapis cezasına çarptırıldı, duruşmalara katılmaları yasaklandı.
Ardından avukatlarına sıra geldi. Birçok avukat hakkında duruşmada yaptıkları konuşmalardan dolayı suç duyurusunda bulunuldu.
Sonra
sıra duruşmayı izleyen tutuklu yakınlarına geldi. Mahkeme heyeti tüm
salonu, hatta salon dışını dinlediğinden en ufak tepkiler izlendi,
kimileri hakkında tutanak tutuldu, kimilerine de dava açıldı.
Şubat
ayında sıra duruşmayı izlemek isteyenlerdeydi. Mahkemeye kilometrelerce
mesafeden itibaren barikatlar kuruldu, yollar kesildi… Yetmedi
mahkemeye ulaşmak isteyen insanlara gaz, cop, tazyikli suyla müdahale
edildi.
Nihayet dün; avukatların duruşma salonunun
ortasında dövülmesine tanık olduk. Silivri yolları yine kesilmişti. Adam
başına onlarca jandarma görevlendirilmişti. Mustafa Balbay’ın ablası
Fidan ile kardeşi Suat, Mustafa Önsel’in eşi Meral Hanım, Hasan Iğsız’ın
eşi ve oğlu dahi yarım günde duruşma salonuna ulaşmayı başaramadı.
Sanık ve avukatların tüm taleplerinin reddedilip, mikrofonlarının
kesilmesi, getirtilen tanıkların dinlenmemesi, avukatların salondan
çıkartılması, avukatlar hakkında suç duyurusu yapılması artık vakay-ı
adiyedendi.
Taş çatlasa 150 kişilik duruşma salonu… Yer
yok diye tutuklu yakınları bile içeri alınmadı. Zaten onlarca jandarma
vardı, ama bir süre sonra 100 kişilik robocop ekibi de salonu kuşattı.
Onlara yer bulundu.
“Sivil” bir mahkemede bu
kadar jandarma… Hepimiz birkaç yüz metre ötede yapılan KCK davasında
bile bu kadar tedbir alınmadığını düşündük.
En tuhaf görüntüye gelince; Örgüt, hele de terör örgütü davalarında hep şunu gördük:
Sanıklar
düzensiz, disiplinsizdir… Mahkemede olay çıkarır, slogan atar, örgüt
propagandası yapar… Polis veya jandarma da onlara müdahale edip, önlem
alır, salondan çıkarır.
Bu manzara Silivri’de şöyle:
Sanıklar hemen hepsi özenli şekilde giyinmiş, saygılı, sessiz oturuyor. O
kadar hukuksuzluk yaşanıp, olay çıkıyor hiçbiri duruşunu bozmuyor. Ne
bir tepki, ne bir slogan, ne bir örgüt propagandası. Ama avukatlar,
tutuklu yakınları, izleyiciler isyan ediyor. Robocoplarla sanıklar
değil, avukatlar ve izleyiciler kuşatılıyor. Sanıklar değil, avukat ve
izleyiciler dışarı çıkartılıyor. Şu tablo bile Silivri’de bir “örgüt” olmadığını göstermiyor mu?
Evet dün itibarıyla Silivri Mustafa Balbay’ın ifadesiyle, “duruşma değil, vuruşma salonu” haline geldi!..
Gidişata
bakınca, bir sonraki duruşmada nelere tanık olabileceğimizi düşünmek
dahi istemiyorum. Ama şunu hissediyorum; Siyasiler, hukukçular ve
millet, bu davayı daha fazla sahiplenmez, orada olup biteni seyrederse,
korkarım ki sıra duruşma salonunun ortasında sanıklar ve yakınlarının
hatta gazetecilerin dövülmesine, duruşmalar için “gizlilik kararı” alınmasına gelebilir.
Asırlar önce Pekin’de bir yasak şehir kuruldu. Bu meşhur yasak şehrin iki önemli özelliği vardı:
14 yılda inşa edildi…
İmparatorun izni olmadan şehre giriş-çıkışlar yasaktı…
Silivri 5 yılda inşa edildi… Şimdilerde 6 ayda çıkan binalarla büyütülüyor da büyütülüyor…
Silivri’ye giriş-çıkışlar ha yasaklandı, ha yasaklanacak…
Evet, Silivri 21. yüzyılın yasak şehri olmaya namzettir!..
Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler
Müyesser YILDIZ
12 Mart 2013

Yorum Gönder