Otoriter kafa, bencil siyaset doğayı da yok ediyor. Tek adama
vidalanmış egoist anlayış: bütün milli parklar, doğal sit bölgeleri ile
tabiatı koruma alanlarını da sömürüye, talana, inşaat ve madencilik
rantına açıyor.
Kim dinler.
Ekolojik yıkım geliyor.
Türkiye insanı doğayla barışık yaşasın onu yok etmeden onunla
zenginleşsin diye bütün bilgisini sunmakta olan uzmanlardan biri olan
Prof. Dr. Barbaros Çetin, geçen hafta şu uyarıyı yaptı:
“Anadolu toprakları sadece ülkemizin değil, insanlık için
yeryüzünün en önemli 2 gen merkezinin çakıştığı ekolojik dünya
mirasıdır. Yasa bu haliyle geçerse; “mezarlıklar hariç” mutlak korunması
gereken yerler de onarılması imkansız ekolojik yıkıma neden olacaktır”
Xxx
İktidarla cilveleş.
Dernek kur.
Talan et doğayı.
İktidarla anlaş.
Vakfı kur.
İstila et milli parkı.
İktidarla sözleş.
Maden ocağı aç.
Yağmala dağları.
Prof. Dr. Barbaros Çetin liste yapmış, sıralıyor:
Avrupa kıtasının biyolojik çeşitlilik açısından en değerli ve acil korunması gereken 100 ormanından 9’u Türkiye topraklarında.
Buğdayın 23 çeşidi.
Arpanın 8 türü.
Çavdarın 4 kardeşi.
Yulafın 6 yabani akrabası.
87 tür adaçayı.
22 çeşit anason,
9 tür yüksük otu.
9 tür yabani mercimek.
57 tür fiğ.
30 tür yonca.
59 tür mürdümük.
95 tür üçgül.
8 tür şeker pancarı.
4 tür yabani erik.
12 tür badem.
10 armut.
8 kiraz, 7 marul, 4 havuç, 143 soğanın gen kaynakları sadece ve sadece ülkemizin topraklarına özgüdür.
Xxx
Türkiye topraklarındaki genetik çeşitliği korumak için Dünya
Bankası’ndan 5.1 milyon dolar hibe alınıp Kaz Dağları’ndaki doğal
yapının gözetilmesi için yola çıkılmasına rağmen; otoriter kafa, Tek
Adam’a vidalı bencil siyaset; Kaz Dağları’nda 17 firmaya 37 altın,
bakır, kurşun, çinko arama ruhsatı verdi.
Yalancılık.
İkiyüzlülük.
Dünyayı kandırma.
Kendi halkını aldatma.
İpini koparmış gidiyor
Ormanlar, çayırlar, meralar, dağlar, vadiler, dereler, tem ekolojik zenginlikler yöre halkının elinden koparılıp, “iktidar ile iyi ilişki üretenlerin yağmasına” açılıyor.
Xxx
Duydunuz mu?
Can suyu krizi başladı.
Doğal sit alanı olan Rize’nin İkizdere vadisinde kurulan HES’lerin
sahipleri; karlılıklarını en yükseğe ulaştırmak için yazın o derenin su
yolundaki bitkilerin, böceklerin, canlıların yaşaması için gerekli olan
can suyunu bile esirgiyorlar.
Korkulan buydu.
Can suyu da yağmaya dahil edildi. Çölleşme, yer altı sularının
tükenmesi, göl, nehir ve derelerin kirlenmesi korkunç bir tempo kazandı.
İzmit ve Sakarya’da 1 milyon insanın içme suyu olarak da kullanılan Sapanca Gölü’nden
fabrikaların aşırı su çekmesi sonunda dip yosunlarının bile ölme
noktasına geldiği ve Sapanca Gölü suyunun kızıla döndüğü tespit edildi.
(uyan borsu)
Aşık Veysel’in Gülhane Parkı’ndaki perişan heykeli!
Müslüm Gürses’in ölüm günüde Başbakan sözü aşık Veysel’e de getirmiş, “Cumhuriyet’in
ilk yıllarında jandarma Aşık Veysel’i çarık ve poturlu diye Ankara’ya
sokmadı. Biz ise halk sanatçılarını bağrımıza basarız” türü
cenazeden bile övünme propagandası çıkartmıştı. Gündemin hay- huyu
içinde yazamadım. Sabah sporu yaparken her gün Gülhane Parkı’nda Aşık
Veysel’in önünden geçiyorum. Heykel perişan durumda. Altında bir
kaidesi bile yok, yerde duruyor. Çevre düzenlemesi yapılmamış. Sağı-solu
pejmürdelik içinde. Elindeki sazının telleri kırık, kulakları
parçalanmış. Turistler ve tanımayanlar için bu heykelin kime ait
olduğunu gösterecek bir açıklama da yok. “Aşık Veysel’i bağrımıza basarız” diyenlerin samimiyetini anlayın.

Yorum Gönder