Cumhuriyetin Cesur Kadınları - Erdal Atabek

Gülriz Sururi’yi dinliyorum.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir TV kanalının konuğu.
Düşüncelerini, duygularını açıklıyor.
Siyasal iktidarın karşıtı duruşunu sözünü sakınmadan ortaya koyuyor.
Sunucu soruyor:
Korkmuyor musunuz?
Gülriz Sururi yanıtlıyor:
Korkmuyorum. Neden korkayım. Bir canım var. O da ülkeme feda olsun”.
Televizyonun karşısında donup kalıyorum.
Demek ki, iktidar karşıtı düşünceleri, duyguları açıklamak, canını ortaya koyabilen bir cesaret gerektiriyor.
İleri demokrasi masalının geldiği nokta bu.
Gülriz Sururi.
Bir tiyatro sanatçısı. Aileden tiyatronun içinde büyümüş
Sokak Kızı İrmayı hatırlıyorum.
Keşanlı Ali Destanını.
Engin Cezzar ile beraberliği.
Anılarını da yazmıştı.
Ama bu kimliğini, bu kişiliğini ilk kez görüyorum.
İnsandan yana. Emekten yana. Sanattan yana. Cumhuriyetten yana. Atatürk’ten yana. Açık. İçten. Dürüst.
Korkmuyor. Canını ortaya koyuyor.
Cumhuriyetin cesur kadınlarını saygıyla selamlıyorum.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
***
8 Mart 1859. New York. Dokumacı kadınlar ayaklanıyor.
8 saat çalışma süresi için. Daha yaşanası ücret için. Daha katlanılır iş koşulları için.
Üstlerine kapatılan kapıların arkasında yangın çıkıyor.
Kapılar açılmıyor. 129 kadın içerde ölüyor.
8 Mart gününün anılması gereken olayı bu.
Clara Zetkin, bu cesur sosyalist kadın, bugünün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olmasını öneriyor. Enternasyonal kabul ediyor.
Çok sonraları Birleşmiş Milletler de bugünü kabul ediyor.
8 Mart’ların anlamı bu.
***
Ülkem 8 Mart 2013’ü kadınların öldürülmesini protesto ederek kutlamaya çalışıyor.
Çünkü ülkemin kültüründe, kadının erkeğin malı olması doğal sayılıyor.
Kız çocukları babaları tarafından satılıyor. Küçük yaşta evlendiriliyor. Çocuk-gelinler diye bir sorun yaşanıyor ülkemde. Bir yandan konuşuluyor, bir yandan sürüp gidiyor.
Bir genç kız, gönlünün istediği erkekle evlenmek isterse aile kararıyla öldürülüyor. Kaçarsa izlenip öldürülüyor.
Bir kadın, kocasından ayrılmak isterse öldürülüyor.
Bir kadın kocasından ayrılmışsa boynunda ölüm fermanı ile yaşamaya çalışıyor.
Ülkem kadınları çok daha geride durmaya yönelik bir kültür değişimini yaşıyor.
Ülkemde kadın emeğinin korunmasına henüz sıra gelmiyor.
Şimdilik derdimiz, kadının canını koruyabilmek.
Küçük kızların evlendirilmesi siyasal kültürümüz içinde sorun olarak görülmüyor.
Şimdi kadın sorunu; kamuda kadınların örtülü çalışması ile toplumda kadınlarla erkeklerin ayrı ayrı olması sınırına dayanıyor. Siyasal kültürümüz buralara geldi.
***
Cumhuriyetin cesur kadınları seslerini yükseltiyor.
Muazzez İlmiye Çığ.
Yıldız Kenter.
Türkan Saylan.
Türkel Minibaş.
Necla Arat.
Aysel Ekşi.
Müge Tamar
Türkan Erkin
Cumhuriyet yazarları kadınlar.
Bilim kadınları.
Sanatçı kadınlar.
Mimar kadınlar.
Mühendis kadınlar.
Tıp doktoru kadınlar.
İş kadınları.
Medyanın cesur kadınları.
Atatürk’ün açtığı yoldan yürüyüp bu ülkeyi uygar yapan kadınlar.
Binlerce.
On binlerce.
Yüz binlerce kadın.
Yüzümüzün akları.
Onlarla kutluyoruz 8 Mart’ları.
***
Artık 8 Mart’lar ülkemde böyle kutlanıyor.
Kadınların kanları pahasına.
Kadınların canları pahasına.
Kadın.
Erkeğin anası.
Erkeğin can yoldaşı.
Erkeğin onuru.
Bütün 8 Mart’lar ülkeme kutlu olsun.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget