YCHP 34.ü kurultayını yaptı, karşısında başka bir aday olmayan Kılıçdaroğlu beklendiği gibi yeniden genel başkan seçildi.( Hayırlı uğurlu olsun.)
Birçok kişide olduğu gibi bende de heyecan yoktu. Tıpkı bir filmin sonunu size anlattıkları gibi zevksiz bir şekilde televizyondan takip ettim sadece.
Şimdiye dek Atatürk’ü ağzına almayan ve ulusalcılardan büyük tepki gören Sn. Genel Başkanın bir saatlik konuşmasında sık, sık Atatürk’ten bahsetmesi beni şaşırtmadı.(!)Bu sözlerinde samimi miydi yoksa seçim konuşması mıydı? Bunu anlamakta zorlandım doğrusu. İnşallah bu sözlerini unutmaz.
Konuşmasından anladığım, küreselleşme ile bütünleşen politikaları destekleyeceği, partinin "liberal" bir çizgide yürüyeceğinin işaretleriydi.
CHP’nin 6 ilkesinden biri “Devletçiliktir” ki bu ilkede ekonomik hayatın temeli üretimdir. Sosyalist model, Liberal ekonomi benimsenemez.
Hem halkçıyız diyeceğiz hem de liberal politikalardan neredeyse övgüyle bahsedeceğiz!...
Atatürk’ü Atatürk yapan, devrimciliğe ve Türk milliyetçiliği temeline dayalı antiemperyalist tavrıdır.
O zaman ya kara ya da beyaz olunur, gri yoktur.
Atatürk Anadolu’da emperyalizme karşı vermiş olduğu mücadelenin yalnızca kendi adına değil, bütün mazlumlar adına verildiğini söylerken sözlerinin arasında çok önemli vurgular yapmıştı.
“Bir yanda Batının işçi sınıfı, öte yanda Asya ve Afrika’nın köleleştirilmiş halkları milletlerarası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç, dünya işçilerince kavrandığı gün, burjuvazinin gücü sona erecektir. Demişti.
İşçilerimizin sokaklara dökülmeleri, hak aramaları belki onun dediği gibi bir sonun başlangıcını müjdeliyordur bize. Kim bilir?
Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini asla unutmamalıyız. “Türkiye bir maymun değildir ve hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikalaşacak ne de batılılaşacaktır; o sadece özdeşlecektir”
YCHP bunu başarırsa ancak iktidar olabilir.
******
Kurultayda 29 delegenin konuşmalarını izlemeye çalıştım ve sinir oldum. Nedenine gelince tıpkı AKP nin mecliste yaptığı gibi konuşmaların 5 dakika ile sınırlandırılmasıydı. İnsanlar haliyle kürsüye gelince birkaç cümle ile herkesi selamlamak saygı sunmak durumundalar 2.5 dakika zaten geçiyor. Bu bir tiyatro oyunu değil bir genel başkan seçimidir. Bırakın insanlar rahatça konuşsunlar, alt yanı birkaç saat daha fark eder. Nasılsa sayın genel başkanın konuşmasından sonra salon boşaldı. Otobüslerle gelenler geldikleri kentlere dönmeye başlamışlardı. Oradaki arkadaşlarımdan öğrendim. Onlar için sanırım önemli olan kurultaylarda sadece genel başkanları tezahüratla karşılamak. Şakşakçılık yapmak.
Bu genelde böyle oluyor aslında kim ne konuşuyor, anlatıyor dinlenmesinden yanayım. Fikir sahibi olmak için bilgilenmek, kurultaya saygı gerek.
Bu arada birkaç konuşmacıyı çok beğendim. Bedri Baykam, Berhan Şimşek ve İsa Gök yarınki parti meclisinde seçilip seçilmemek kaygısı duymadan yürekli konuştular. Çok şükür bu sefer İsa Gök tartaklanmadı. Bir de ismini not alamadığım milletvekili bir bayanın konuşmasını çok beğendim. Umarım Sayın Genel Başkan bu sözleri kale alır. Seçilip seçilmemek önemli değil bence de korkmadan doğruları söylemek, yazmak önemlidir.
Bugünkü kurultayda tek aday olduğundan ve kurultay delegelerinin de parti üst kurulunca belirlenmesi neticesinde yarış, heyecan olmadı ama en önemlisi kavga döğüş te olmadı. Bu güzeldi.
Şimdi yarın çok önemli bir gün, yani şu anda saat 01.32 olduğuna göre bugün demem daha doğru olacak.
Parti Meclisine kimler girecek göreceğiz. Gürsel Tekin, Berhan Şimşek, İsa Gök gibi isimlerin olmalarını isterim.
Örgütlerden sorumlu Genel Başkan yardımcısını Adnan Keskin olacağı dillendirildi. Partiye emeği geçmiş birisidir. Hiç tanımadığımız birisi olacağına onu tercih ederim. Yalnız kaygım örgütten epey zamandır uzak kalmıştı, tabi gene genel başkanın bileceği iştir.
Eski emekçilerin işleri bu delege ile oldukça zor görünüyor. Bakalım neler olacak göreceğiz….Dileğim güzel şeylerin olması ve emekçilerin yok sayılmamasıdır…
Sevgili okurlarım son olarak şunu demek istiyorum.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Kardeş kavgasının olmadığı, çocukların yatağa aç girmediği, barışın, huzurun, onurun olduğu bir ülke için yola çıktık. Yolculuğumuz devam edecek'' dedi ya, inşallah buna örgütün içerisinden başlar ve ötekileştirilenleri de kucaklar.
Tünay Süer

Yorum Gönder