Namık Kemal Zeybek milli bir isimdir!
AKP kurulurken, ABD’nin Ankara Büyükelçilik Müsteşarı’nın kendine yaptığı bu partiye katıl çağrısını televizyonda deşifre eden ve AKP’nin Washington’un projesi olduğunu ekranlardan (Ulusal Kanal’dan) haykıran adamdır.
İşte bu Zeybek, malumunuz epey bir süre önce Fetullah Gülen’i ziyaret etmişti.
Pek çok çevre gibi beni de şaşırtan bu ziyaretin hemen sonrasında Namık Kemal Zeybek’e Pensilvanya’ya niçin gittiğini sormuştum.
Cevap netti:
- “Haşa siyasi icazet, bağlılık şu bu için değil. Sen beni bilirsin. Ben inançlarımın gayrısına eğilmem. Sadece ve sadece Fetullah Gülen hocaefendiyi yakından tanımak için gittim.”
Tekrar sordum: Birkaç saatlik görüşme tanımaya yetti mi?
Zeybek: “Birkaç saat değil, ben orada birkaç gün kaldım ve hocaefendi ile pek çok konuda uzun uzadıya sohbetlerimiz oldu.”
Ve en çok merak ettiğim soruyu yönelttim:
-F Tipi cemaatte birkaç yıldır depreşen bu asker ya da Türk Silahlı Kuvvetleri hasımlığının perde gerisi nedir?
Zeybek: “Bu soruyu bende çok merak ediyordum ve sordum: Aldığım cevap şu: Asker ya da TSK’yı, Kemalist ideolojisinin sadık bekçisi gibi görüyorlar ve mutlaka yıkılmasının gereğin işaret ediyorlar. Kemalist bir vesayet altında olduğunu söyleyerek bu yapının ters yüz edilmesii istiyorlar.”
Burada duralım ve sorgulayalım:
Sahi nedir bu, soyut Kemalist vesayet tantanaları?
Atatürk bu ülkede bağımsızlığın, antiemperyalizmin, gerçek Müslümanlığın, Türklüğün,milli devletin, üniter yapının, birlikte yaşamanın, muasır medeniyetin yani kısacası dağılan imparatorluğun külleri ile yaratılan, yeni bir devlet ile milletin sembolize olmuş ifadesi değil midir?
O zaman bu hasımlık neden?
Cevap şudur: Atatürk sembolünü yıkmak, Türkiye’yi içerden ele geçirme noktasında olan emperyalizm tarafından F Tipi’ne ihale edilen yeni görevdir! Evet, F Tipi yapı, polis ve yargı misali içine sızamayıp teslim alamadığı TSK’yı itibarsızlaştırıp, imajında gedikler açmak istiyor ki, Ergenekon’dan Balyoz’a kadar pek çok soruşturma bunun için başlatılmıştır!
***
Her sınavda bir skandal!
Sürpriz olmadı, yine benzer iddialar var!
İddiaların ötesinde somut veriler var!
Yine soru sızdırmaları, yine yandaşlara servisler!
Sınavda sorulan soruların 57′si sınavdan 20 dakika sonra internete düştü ki, bunun açıklaması soruların birilerine önceden verilmesi değil midir?
ÖSYM Başkanı Ali Demir bu durumu, sınavdan çıkan öğrenciler soruları internete verdi diye açıkladı!
Vallahi pes!
Yahu yarım saat içinde 57 soru hiç eksik olmaksızın nasıl basılıp internete servis edilebilir?
Telefon bilgisayar olmaksızın, virgülüne kadar onlarca soru o kadar süre içinde nasıl aktarılır?
ÖSYM’nin hala yayımlamadığı o sorular hafıza ile eksiksiz olarak hiç bir araya gelir mi?
Her ey ortada, yandaşlara açık bir servis ve kayırma var!
Bir de hiç utanmadan, yapılan bu rezilliği KCK ile örtmeye çalışıyorlar!
KCK, sınavda kopya metotları denemişse o ayrı bir konu. Bu hadise açık ve net. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi organize bir tezgah var!
Derhal ama derhal bu sınav iptal edilmelidir!
***
“Türkiye’nin havlaması ısırmasından kötü!”
Kolpacılık, bitirim jargonuna ait bir kelimedir ve Hacı Hüsrev benzeri camialarda sık görülür.
Kuru tehdit ya da bo gürültü anlamına gelir!
Bitirimler, tarihi kolpacılara kofti kabadayılar denildiğini yazar!
Maalesef, son dönemde kolpacı anlayış devletimizin yönetimine egemen olmuştur!
Her olayda, asarız-keseriz, caka ve tehditleri ile çıkarılan büyük gürültüler ama sonrası tısss yani kocaman bir hiç!
Korktuğumuz başımıza geldi!
İngilizlerin dünyaca ünlü haber ajansı Reuters, önceki gün bir yorum haber yayınladı!
Peki ne mi deniliyor!
Türkiye’nin kolpacı olduğu söyleniyor!
Evet, İngiliz ajans açıktan “Türkiye’nin havlaması ısırmasından kötü!” diyerek, sürekli gürlediğini ama hiçbir zaman yağmadığını ifade ediyor!
Soruyorum, Türkiye’yi böyle onursuz bir görüntüye sokmaya hakkı var mı Tayyip Erdoğan ile şurekasının?
Türk askerinin başına çuval geçirilirken susup, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemimize saldırmasını sineye çekenlerin son tehditlerini artık sinek vızıltısı kadar bile değer taşımadığını söylüyor el oğlu! Haksız mı?
***
Ağabeyine göre Nazlı Ilıcak’ın son tutkusu
Nazlı Ilıcak’ı en iyi tanıyan hiç kuşkusuz ağabeyi Ömer Çavuşoğlu’dur.
İşte o Ömer Çavuşoğlu, Nazlı için önceki gün, twitter’da aynen şunları yazdı:
-“Hiçbir olayı incelemeden Fetullah Gülen’in korumacılığına sığınmış durumda. Ben buna akıl tutulması diyorum. Nazlı’nın bu ara tutkusu Gülen cemaati. Bir ara Susurluk’a tutkuluydu. Oradaki polisleri koruma alına almıştı. Evinden çıkamayan İbrahim Şahin ile arkadaşları için günlerce sayfalarca yazılar yazdı, ama Şahin bugün Ergenekon tutuklusu.”
Söyleyin yanlış mıdır bu tespitler?
Ve Ilıcak’a ilave birkaç soru:
-Adnan Hoca’ya onlarca yazı ile mürteci diye saldırıp,şimdi Fetullah Gülen’in militanı olmak nasıl bir şey?
-Oğlunun gazetesini dağıttırmayan ve arttırdığı manşetle ikinci kocanız Kemal Ilıcak’ın ölümüne sebep olan Aydın Doğan’la şimdi can ciğer olmak nasıl bir şey?
-Bu satırların yazarının da olduğu bir ortamda Mesut Yılmaz’a “Ben sizin yalakanızım” dedikten sonra önce Çillerci sonra Erbakan’ın partisinden mebus olmak nasıl bir şey?
Yorum Gönder