Başbakan, Bodrum tatilinden sonra partisinin il başkanları toplantısında yine CHP ye kükredi.
“Önemli olan Türkiye'den belli kuruluşların, CHP'nin ABD gazetesinin borazanlığını yapıyor olmalarıdır.” Dedi.
Çok merak ettim, kim bu borazancılar?
Onlarca basının içerisinde sadece Sözcü ve Aydınlık Gazeteleri var. Topu, topu iki gazete diyelim. Cumhuriyet Gazetesi bile özgür yazamaz oldu. Geride kaç gazete var hesap et bakalım.
Türkiye'de Suriye'nin devlet güdümlü gazeteleri kadar Suriye rejimini savunan gazete ve yazarlar politikacılar ve partiler var.” Diyorsun..
Bak hele sen!
Yine şaşırdın Sayın Erdoğan, şaşırdın.
Bir iki televizyon kanalından maada bütün televizyonlar, basın, devlet güdümlü değil mi?
Almışsın eline değneği “sıkıysa aleyhte yazın, konuşun bakalım” diyorsun.
İşte, senin ileri demokrasin, demokrasi anlayışın bu, budur vesselam.
Bu söylediklerine benim balkonumdaki çiçeklere musallat olan, yolup, yolup aşağıya atan, sonra benimle dalga geçercesine gak, gakkk! Diye bağıran, o canlarına okuduğum kargalar var ya, işte onlar bile gülerler.
Yürekli gazetecileri işlerinden attırdın yetmedi mi? Kanal Türk’ü çeşitli suçlamalarla sattırmak zorunda bıraktın, sana muhalefet eden, halkı bugünler için uyaran Tuncay Özkan’ı da çeteci başı yapıp Silivri’ye kapattın.
Yetmedi mi?
Yetmedi elbet…
(Ordudaki değerli Atatürkçü komutanlarımızın, askerlerimizin, aydınlarımızın hepsini sebepsiz yere Amerikan düzmeceleri ile esir aldın tıktın içeri. Şimdi sıra genç teğmenlere ve tamda terfi zamanına denk geldi.10 nar beşer almayın, toptan alın da ordu orada hazır olsun bari. Ne olur ne olmaz değil mi? Ah bu Amerika ah! Kan emici vampir Amerika.)
“Esad, uçakla ilgili konuşmuyor. Kılıçdaroğlu, Esad adına yeterince konuşuyor.” CHP Genel Başkanı düşürülen uçakla ilgili milli bir duruş sergilemedi. Diyorsun ya ne yapacaktı Kılıçdaroğlu?
Halkı ayaklandırıp, “Esat’a ölüm, Suriye’ye savaş” çığlıkları mı attıracaktı? Öyle yapsaydı belli ki hoşuna gidecekti.
Siz bu senaryoda neden piyonsunuz? Biz çizilen ve uygulanmak istenen bu senaryonun farkındayız. Türkiye üzerinde operasyon gerçekleştirilmesine izin vermeyiz. CHP Genel Başkanı'nın uçağımızla ilgili tavrı şehit olan pilotların hatırasını inciten bir tavırdır Genelkurmay’a değil, ABD'nin uydurma haber yayınlayan gazetesine itibar ediyorlar. Diyorsun.
Bak sayın başbakanım, çizilen senaryonun farkında olsan ilk önce şu BOP eş başkanlığını derhal bırakırsın.
Türkiye üzerinde operasyon gerçekleştirilmesine izin vermeyiz diyorsun demesine de şu PKK belasının bitmesini sanki istemiyorsun.
Önceki Genelkurmay Başkanları,
Türk Silahlı Kuvvetleri teknoloji ve askeri gücü bakımından Kandil’e girebilecek ve şer yuvalarını yerle bir edecek donanıma sahiptir. Bu konuda sivil otoritenin karar vermesini bekliyoruz.
Derken, Sn.Necdet Özel bir adım öne çıkarak “Kandil'e gireriz ama ABD'nin buna izin vermesi lazım dedi. Unutmadık.
1 Mart tezkeresinin CHP baskısıyla ve diğer partilerdeki duyarlı vekillerin kararıyla reddinden sonra Sn. Cumhurbaşkanı Gül(O zaman dışişleri bakanıydı) ile Powel’in 2003 yılında yaptığı gizli mutabakatın 3. Ve 4. Maddeleri aynen şunu diyor.
3. PKK/KADEK ´e karşı Türkiye devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askerî harekâtlar için, ABD askerî makamlarına haber ve bilgi verilecek, izin alınacak.
4. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK´e karşı ABD askerî makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD hükümeti, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askerî yaptırımları saklı tutacak.
Yani bugün kıskıvrak bağlanmış durumdayız. Aklıma geldikçe kahroluyorum. Nasıl yaparsınız böyle bir anlaşmayı? Nasıl? Neden?
Yukarıdaki anlaşmadan ve daha OSLO anlaşmalarından sonra kusura bakma Sayın başbakan sözlerin inandırıcı olmuyor.
Şimdi sen CHP ile uğraşacağına yapılan bu hatalardan nasıl kurtuluruz u düşün.
Muhalefete, muhalif olanlara karşı anlayışlı ol, borazanı filan bırak Türkiye’yi bu durumdan hayırlısı ile çıkar derim. Hepimiz yanında oluruz merak etme sen.
Büyük önder Atatürk’ün sözlerine dikkat edelim.
Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun özgürlükten yoksun ulus, çağdaş insanlık dünyası karşısında uşak olma mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez.
Yabancı bir devletin koruyup kollayıcı lığını insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Bir ulus esir olacaksa yok olsun daha iyi.
O zaman, ya bağımsızlık ya da Ölüm… Diyelim.
Tünay Süer
Yorum Gönder