CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden Tacidar Seyhan, “MİT yetkilileri,
terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’la, görüşüyor” dediğinde, açıkçası
buna kimse inanmamıştı. Çünkü, aynı kişi 300’e yakın milletvekilinin,
çok sayıda gazetecinin de telefonlarının dinlendiğini öne sürmüştü. Bu
da pek inandırıcı bulunmamıştı.
Abdullah Öcalan’ın bulunduğu
İmralı Adasında önceki döneme göre daha da sıkılaştırılmış inanılmaz
bir koruma ağı var. Adada füzeler, uçaksavarlar dahil havadan, denizden
gelebilecek hür türlü saldırıya karşı koruma altında tutuluyor. İmralı
adası hem hava, hem de deniz trafiğine kapalı. Ancak, çok özel izinle
gidişlere izin veriliyor. Ada çevresinde sürekli bir gemi
bulunduruluyor. Yani, çevrede deyim yerindeyse kuş uçurtulmuyor.
Tacidar
Seyhan’a, “Adaya birileri gidiyorsa kamera kayıtları vardır. Çünkü,
İmralı’nın her tarafı kameralarla dolu” dediğimde, “Ama, bazı durumlarda
kameralar devredışı bırakılıyor. O kayıtları göremezsiniz” karşılığını
vermişti. Yıllar sonra anlaşıldı ki, Tacidar Seyhan’ın o günlerde
gündeme getirdiği ancak pek de ihtimal verilmeyen iddiaları doğru çıktı.
Milletvekillerinin telefonlarının dinlendiğini öne sürmüştü.
Doğru, dinleniyormuş. Hem de dinlenen isimler arasında Tacidar Seyhan’ın
bizzat kendisi de varmış. Milletvekili faaliyetleri nedeniyle yaptığı
bazı telefon konuşmaları, bugün karşısına farklı bir biçimde getirildi
ve bu yüzden “şüpheli” olarak ifadesine de başvuruldu.
“seni sağlık bakanı yapacağım”
Biz,
yine İmralı Adasına gidelim. Abdullah Öcalan’ın odasının iki kapısı
var. Birisi avukat görüşme odasına açılıyor, diğeri ise havalandırmaya.
Öcalan’la yakın döneme kadar orada bulunan görevliler pek muhatap
olmazdı. Ancak, Devletin üst düzey görevlileri İmralı’yı mesken tutunca,
oradaki görevlilerin Öcalan’a bakışı da değişmeye başladı.
Öcalan’ın
ayda ya da 15 günde bir genel sağlık kontrolü yapılıyor. Bu
kontrollerde dahiliyeden ortopediye, kulak-burun boğazdan nörolojiye
kadar Öcalan her yönden muayene ediliyor. Kan tahlili düzenli olarak
gerçekleştiriliyor. Bazı doktorların muayenesinden Öcalan memnun kalmış
olacak ki, “seni Sağlık Bakanı yapacağım” diye espri yaptıkları da
oluyordu. Öcalan’ın daha önceki yıllarda yaptığı benzer espriler giderek
gerçeğe dönüşmeye başladı. Konuştuğum doktor, “ o günlerde Öcalan’ın bu
sözlerine gülüp geçiyorduk ama şimdi Öcalan’ın sözlerini biz de ciddiye
alıyoruz. Sanki hükümetin bir ortağıymış gibi konuşuyor. Aslında bu
durum bizi de fazlasıyla üzüyor. Nereden nereye geldik” diyor…
Öcalan önerilerini kurşun kalemle yazıyor
Abdullah
Öcalan’ın kamera kayıtlarını Ankara’da izleyen bir görevli, “Öcalan
yıllardır hep yazıyor. Bazı yazıları mahkemelerle ilgili. Ancak
çoğunlukla örgütün geleceğiyle ilgili yazılar yazıyor. Örneğin
“Türkiye’nin Demokratik Gelişimi” ile ilgili yaklaşık 200 sayfalık bir
yazı kaleme aldı” diyor.
Öcalan, kurşun kalem kullanıyor.
İlginçtir, hiç silgi kullanmaz, yazdıklarının üzerini karalamaz. Çok
nadir bir biçimde yazdıklarına ilaveleri olacağı zaman ilgili bölümden
bir ok çıkarıp kağıdın boşluklarına bunları ekliyor.
Öcalan’ın
avukat görüşme odasında dikdörtgen biçimindeki plastik masa bulunuyor.
Avukatların İmralı adasına kağıt, kalem sokmaları, Öcalan’la görüşme
yaparken not almaları yasak. Öcalan bir şey anlatırken, çerçeveyi
çiziyor, sonra “bunları düzenleyin, toparlayın” diyordu. Genelde
söyledikleri fazla değiştirilmeden örgüte de ulaştırılıyordu.
Avukatların bazıları Öcalan’ı anlamakta zorluk çekiyordu. Ya da Öcalan
öyle anlıyordu. İşte bu duruma tepki gösteriyor, “benim dediklerimi
anlamıyorsunuz. Derinliğiniz az. Biraz çalışın gelin, tekrarlıyorum
çalışın gelin” diye kızıyordu...
Avukatlarına çok kızdığı da oluyor
Hele
bir ziyaretinde öyle bir kızdı ki Öcalan ortalığı inletti. Görevliler
hemen odaya koştu. Basında yer alan PKK ve Kürt konusu ile ilgili
haberler “Basın klasörü”nde biriktirilip Öcalan’a getiriliyordu. Öcalan,
“Basın klasörünü getirdin mi?” diye sorduğunda, avukatı “sayın
başkanım, geldiğimiz deniz aracında unuttum. Dalga yüzümden içim dışıma
çıktı” deyince Öcalan, “Buraya çıkıp geliyorsun, ancak klasörü
unutuyorsun. Nasıl bir avukatsın? Senin derinliğin yok, yetersiz
birisiniz. Sen ne işe yararsın” diye tepki gösterdi.
Mehmet
Öcalan, İmralı Adasında ziyaretine geldiği zaman Abdullah Öcalan onunla
fazla konuşmuyor. Ömerli köyündeki miras paylaşımını gündeme
getirdiğinde “geçin onları, beni böyle şeylerle meşgul etmeyin” diyor.
Açıkçası, Mehmet’in tüm çabasına rağmen kardeşler arasında miras sorunu
henüz çözümlenmiş değil…
Son dönemde İmralı Adasında de çok şey
değişmeye başladı. Görevliler açıkçası başlarına bir şey gelmemesi için
Öcalan’ın bir dediğini iki yapmıyor…

Yorum Gönder