Türkiye’de adalet sistemi; demokrasiyi geliştirecek tarzda değil de engelleyecek tarzda çalıştırılıyor.Bu geçmişte böyle idi şimdide böyle.
Hele hele özel yetkili mahkemeler; işin tadını iyice kaçırıyorlar.
Biliyorsunuz; bir Ergenekon davası başlatıldı. Güya çetelerle, darbecilerle, derin devlet gibi gözüken özel örgütlerle mücadele edilecekti.
Bu örgütün kasası diye ilan edilen Kuddusi Okkır, hapishanede öldü. Öğrendik ki bırakın kasa olmayı, kendi SSK primlerini bile ödeyememiş.
MİT yöneticisi Kâşif Kozinoğlu; yurt dışından geldi; tutuklandı. Hapishanede öldü.
Başka hastalar da var. Bunlardan birisi de Prof. Fatih Hilmioğlu. Kanser... Hastalık yayılmış.
Ama Ergenekon işini götüren mahkeme; bu hasta insanı inatla içeride tutuyor.
Ölmesini bekliyor gibi...
İşte bu yüzden soruyorum ya: Bu bir mahkeme mi yoksa şüphelilerin hasmı mı?
Aynı hasmane tutumu Balyoz davası sürecinde görmedik mi? Tutuklular ne dediyse aksini yapmaya çalışan, hatta savunmanın haklarını kısıtlamaya uğraşan; bunun için ilgili yasaları alabildiğine savunmanın aleyhine kullanan bir anlayış... Hasım değil de ne olur?
Bu tutumu Şike Davası denilen süreçte de izledik. Mahkeme; inatla içeride tuttu şüphelileri. Sanki ortada ağır suçlar ve açık deliller varmış gibi...
Ergenekon mahkemesi; davayı yıllara yayarak tutukluluğu ceza haline getirdi. Bunu herkes görüyor.
Şüphelilere karşı da acımasız davranıyor.
Prof. Mehmet Haberal’ın neden hâlâ tutuklu olduğunu bu mahkeme kamuoyuna izah edebilir mi? Bütün dünyanın tanıyıp saygı duyduğu, Türkiye’ye birçok kurum kazandırmış bir insanı neden inatla tutuklu bırakılır? Hem de milletvekili seçildiği halde... Böyle bir mahkemenin tavrına biz hasmane tavır dersek abartmış mı oluruz?
Bu hakimlere yeniden hatırlatıyorum: İnsan haklarına saygılı olmayan bir yargılama; baştan çürük karardır.
Ayıptır; yazıktır, günahtır hakim beyler!
Orasını Yassıada’ya çevirmeyin...
KAYSERİ SUCUĞU
Kayseri; pastırması, sucuğu bir de Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye yönelik yolsuzluk suçlamaları ile ünlüdür.
CHP Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu; bazı belgeler de vererek bu yolsuzluk iddiasını gündeme getirdi.
Bu iddialar, Kayseri Belediyesi’nde çalışan Hacı Ali Hamurcu’nun elinde bulunan ve kendisinin tuttuğu rüşvet notlarına dayandırıldı.
Hacı Ali Hamurcu, rüşvetten Belediye Başkanı Özhaseki’nin de bilgisi olduğunu söylüyor. Paraları kendisinin toplayıp ilgililere verdiğini kabul ediyor.
Ama Kayseri Cumhuriyet Savcılığı bu rüşvet defterini de aracı belediye elemanının ihbarını da duymazlıktan geliyor. İhbarı yapan 5 yıl ceza alıyor; Kayseri Belediye Başkanı ise CHP aleyhine tazminat davası açıp onu kazanıyor. Hiçbir şey olmamış gibi sucuk dağıtarak olayı kapatmaya çabalıyor.
Şimdi hapisten çıkan ihbarcı Hacı Ali Hamurcu; Kayseri Belediyesi’ndeki bu rüşvet çarkının kitabını yazacağını söylüyor.
İddialar çok ciddi. Belediye-Adliye-Valilik üçgeninde yolsuzluğun örtüldüğü söyleniyor. İşin içine Başbakan Erdoğan, hatta Cumhurbaşkanı Gül girerek Belediye Başkanı aklanmak isteniyor.
Neden?
Neden başka partiden olan belediye başkanları hemen görevden alınırken (Örneğin Adana’da Aytaç Durak...) veya göz altına alınıp itibarsızlaştırılırken neden Kayseri Belediye Başkanı’na dokunulamıyor?
Nerede, nerede bu adalet?
Mahkemelerin gücü muhalefete mi yetiyor?
Ve bu rezalete Kayserililer hâlâ alkış mı tutuyor?

Yorum Gönder