‘Git Kendin Gör!’ - Ali Sirmen

Suriye lideri Beşşar Esad ile yaptığı röportajla ilgili olarak, hem Utku Çakırözer’i, hem Cumhuriyet yönetimini hem de özellikle Cumhuriyet okurlarını kutlamak gerek.
Utku, Tayyip Erdoğan’ın karşı çıkmasına rağmen röportajdan vazgeçmediği için olduğu kadar, iyi yetişmiş, konusuna hâkim, kişilikli bir gazetecinin ürünü olan söyleşisinin içeriğinden dolayı da kutlanmalı.
Cumhuriyet yönetimi adına İbrahim Yıldız olayın arkasında dik durduğu için kutlanmalı.
Cumhuriyet okuru ise bu bağımsız ve yürekli davranışın esas itici gücü, kahramanı olduğundan her türlü övgüye layık.
Gazeteleri az satıyor, olanakları kısıtlı, dört bir yandan sıkıştırılmış, ama gazete!
İyi gazete, kötü gazete; ama bağımsız, dayanağı okuru, şiarı basın özgürlüğü olan gazete.
Utku Çakırözer’in röportajı bir anda birden fazla konuyu işledi. Ertuğrul Özkök, Mehmet Ali Birand, Amberin Zaman birlikte yapacaklardı bu röportajı, Tayyip Erdoğan böyle bir ortamda, bu röportajı “uygun görmedi(!)”, görmeyince de diğerleri Başbakan’ın talimatına uydular ve bir tek Cumhuriyet’in Ankara Büro Şefi ve yazarı Utku Çakırözer “Ben yaparım” dedi.
Yaptı da.
***
Şimdi ortada üç ayna var:
Birincisi, Tayyip Erdoğan, yönetiminin “demokratik yapısı(!)”nı yansıtıyor.
İkincisi, Türk basınının önde gelen kalemlerinin ne kadar özgür olduğunu ve meslek ilkelerine bağlılık derecelerini gösteriyor.
Üçüncüsü, Beşşar Esad’ın açısından Suriye’deki son olaylar ve Şam-Ankara ilişkilerini yansıtmakta.
Bu görüntülerin her üçü de birbirinden ilginç, her üçü de aracıya gerek olmadan, olayı bütün açıklığıyla kendi gözümüzle görmemizi sağlıyor.
Türkiye çok ilginç bir ülkedir. Bütün komşularımız uzaktır bize.
Bin kilometreye yakın ortak sınırımız olan Suriye Fransa’ya, İngiltere’ye, özellikle Amerika’ya daha yakındır.
Haberler, Şam’dan Paris’e, Londra’ya, Washington’a, New York’a yansır, orada yorum dürümüne de sarılıp bize iletilir.
Dünyaya başkalarının gözlüğüyle bakıp, sonra da ne olup bittiğini bildiğimizi sanırız.
ABD ajanslarından veya Amerikan gözlüğüyle bakan gazetecilerden öğrenebilir misiniz Irak’ta neler olduğunu?
Üçüncü dünya ülkeleri kendi aralarında bir haberleşme havuzu oluşturmayı bu yüzden tasarlamışlardı bir ara.
Ama proje gerçekleşmeden, kavram çöktü gitti.
Utku Çakırözer’in söyleşisi Türk insanının kendi gözüyle gördüğü gerçeği, Esad’a aracısız, doğrudan sorduğu sorulara aldığı yanıtları yansıtıyor.
***
Pek sık olan bir şey değil. Nadiren bir konuda bizim toplum gidip kendi gözüyle görüp karar veriyor.
Amerikan gözlüklerinden, gaz verenlerin dürtülerinden masum bir bakışın yansıttığı görüntü ilginçtir, öğreticidir.
Nitekim Başbakan uygun görmediği için Esad ile konuşmaktan vazgeçen Ertuğrul Özkök bile köşesinde, söyleşiyi okuduğunda birçok noktada şaşırdığını itiraf ediyor.
Suriye olayına, başka gözlüklerle ve dolduruşa gelerek değil, kendi bulunduğumuz noktadan kendi gözümüzle baktığımızda, ortaya ilginç görüntüler çıkıyor.
Suriye’de oynanan oyun ile bu ülkenin birkaç parçaya bölünmesi planlarının, yarın öbür gün aynı çevreler tarafından aynı gerekçelerle Türkiye’de tezgâhlanmasının ne kadar güçlü bir olasılık olduğunu görmek, Amerikan gözlüğünü çıkarıp bakınca çok kolaylaşıyor.
Gidip kendimiz baktığımızda görüyoruz ki, bize anlatılanların çoğu doğru değil.
Yabancı gözlüğünü çıkarıp, gidip kendimiz baktığımızda görüyoruz ki, bize ulusal politika diye kimilerinin yutturmaya kalktıkları ulusal bir politika falan değil.
Gidip kendi gözümüzle bakınca birden ayıyoruz, gözümüz açılıyor.
Gidip kendi gözümüzle bakınca, Başbakan’ın kendi gözümüzle bakmamızı neden istemediği de anlaşılıyor!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget