”Takdir-i ilahi…”
“Her şey Allahtan…”
“Günahkârdılar, hak ettiler…”
“Bizim bir suçumuz yok, Allahın gazabı…”
2002’den bu yana, AKP iktidarında bu türden sözleri çok sık duymaya başladık.
Deprem olur, sel felaketi olur, hızlı tren kazası olur, yangınlarda insanlarımızı yitiririz. Metro inşaatı çukurlarında işçilerimiz, ihmal yüzünden can verir, yöneticiler çözümü bu anlayışa sığınmakta bulurlar.
Siyasal İslamcılar için bir kaçış yolu, halkı aldatma, oyalama yoludur bu. ”Facialar” ortaya çıkmadan önce önlem alacakları yerde kendi ahmaklıklarını, suçlarını, tedbirsizliklerini Tanrıya yükleyerek sorumluluktan sıyrılmaya çalışırlar.
Beyinleri yeşil sarıklı, kara çarşaflı tüm dincilerin sıkıştıklarında başvurdukları bir yöntem, bir can simididir bu…
Çukura düşüp ölen işçi için, “Bu tür çalışmalarda olur bu türden şeyler, normaldir…” der Ulaştırma Bakanı. Ama Metro inşaatı çukurunu kapatmak asla aklına gelmez.
Bolu ve düzce depremlerinin arkasından yobazların gazeteleri, gerçekleri, doğruları yazacakları yerde şu gerekçelere sığınmışlar, olayı yine “Tanrı’nın bir gazabı” olarak yorumlamışlardı:
“Ölenler faizciydi, o gece zina yapıyorlardı, hatta bazılarının cesetleri birbirine bitişikti…”
Gölcük depreminde can veren subaylarımız, askerlerimiz için de aynı şeyleri yazmışlardı:
“Gece içki içmişlerdi. Subaylar zina yapıyordu. Allah onların cezasını verdi…”
Hadi onlar “içki içmişlerdi, ötekiler faizciydi, zina yapıyorlardı…” Ya içmeyenlerin, faizcilik yapmayanların, dindar vatandaşların suçu neydi? Hem de onlar toplumun çoğunluğunu oluşturuyordu.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Yer seçiminde ve yapılaşmada bir hata olduğunu zannetmiyorum, bizim bir suçumuz yok. Allahın bir gazabı…” buyurmuş olayın ardından.
Her nedense bu “gazap” hep yoksullara geliyor. “Havuzlu villaların” semtine uğramıyor, yakınından bile geçmiyor.
Bir kez olsun, “doğru”yu söyleyin be imamlar!.. Gerçeklerden söz edin. Halkı aldatmayın. Kandırmayın. Oyalamayın. Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösteriyor.
Bir kez olsun “Dere yatağına ev yapılmazdı, ama biz yaptık…” deyin. Halktan özür dileyin.
Zaten suçluları yargı önüne çıkarmazsınız. Biliyoruz. Bundan adımız gibi eminiz.
Sabah akşam CHP belediyelerine baskınlar düzenliyorsunuz. Yetkilileri gözaltına alıp, sorgulara çekiyorsunuz. Şimdiye dek bir tek AKP’li belediye başkanının, AKP’li yöneticin ne yargılandığını duyduk, gördük. Ne de tanık olduk.
Tümü de “sütten çıkmış ak kaşık…”
Ama vatandaş öyle demiyor.
Ölen kapıcı Kenan Yazıcı’nın akrabası Refik İdik sizin dilinizden konuşmuyor, bakın ne diyor:
“Belediye Yılanlı Dere’yi TOKİ konutlarının üstünden aktardı; rant sağlamak için, 2 metre daha fazla yer satmak için dere yatağını daralttı, daraltınca dere yatağından gelen sel, konutları vurdu. Allahın gazabı mı, Albayrak’ların gazabı mı, TOKİ’nin gazabı mı? Hiç yalandan yere dinle siyaset yapmasınlar…”
Biri 16, diğeri 9 yaşındaki iki oğluyla birlikte kapıcı dairesindeki evinde can veren Kenan Yazıcı’nın annesi Ayşe Yazıcı ise şunları söylüyordu:
“Benim oğlumu, torunlarımı Canik Belediye Başkanı Osman Genç öldürdü. İkide bir zabıta yolladı kapımıza. Orada, o kapıcı dairesinde insan yaşar mı? Daha önce de sel olmuştu. Yerin altında nasıl yaşasın oğlum dedim. ‘Kapıcı dairesi böyle olur, biz onlara saray verdik’ dedi Osman Genç. Bize Allah değil Osman Genç etti ne ettiyse… TOKİ’nin müdürüne bu evde inek bile yaşamaz dedim, kaç kez gittim konuştum. Bizi borçlandırdılar. 750 TL’ye ev geçindirilir mi? Torunum Denizcilik Lisesi öğrencisiydi. Kenan’ımı bana geri versinler…”
Ayşe Yazıcı, “Benim oğlumu, torunlarımı Canik Belediye Başkanı Osman Genç öldürdü” diyor.
Doğruyu söylüyor.
Aydınlık gazetesinin haberine göre, “AKP’li Canikli Belediyesi yöneticilerinin yakın akrabaları önce, dere yatağındaki tüm değersiz arazileri satın almış, daha sonra da bölge, imara açılmış. Ardından da TOKİ ile anlaşma yapılmış…”
CHP’li belediyelere baskınlar düzenleyip, yöneticileri hakkında onlarca, yüzlerce yıla varan hapis cezaları isteyen cumhuriyet savcıları, neredesiniz?
İşte size açık seçik, gün gibi ortada, yepyeni bir suç…
Ben, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak suçluları ihbar ediyorum size.
“Hakkımızı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hakkını arayın” diyorum.
Hadi kovuşturun.
Soruşturun.
Vicdanınızın sesine kulak verin.
10 kişinin ölümüne neden olan bu olay “Allahın gazabı mı, kul gazabı mı?
Yoksa “TOKİ gazabı” mı?
Biz de öğrenelim, siz de öğrenin, vatandaş da öğrensin.
Var mısınız?

Yorum Gönder