Sivas'tan Stuttgart'a - Rıza Zelyut

Backnag kasabasında birisi ana 8 Türk'ün diri diri yanıp can vermesi; bu tür saldırıların daha da derinleşeceğinin işaretidir.
Çünkü hemen ardından Mannheim Kenti'nde iki Türk'ün iş yeri kundaklanıp yakıldı.
Almanya'da tırmanan bu yangınlar aklıma ister istemez Sivas Madımak faciasını getirdi.
Peşinden de yine Almanya'daki Solingen yangınını hatırladım. Aynı yıl içinde iki facia...
Türkiye'deki dinci faşistler; Sivas'ta insanları diri diri yaktılar. ... Almanya'daki ırkçı faşistler de Solingen'de bir evdeki 5 Türk'ü yakarak öldürdüler.
Dazlak denilen bu faşistlere mahkeme düşük cezalar vererek bir tür teşvikte bile bulunmuştu.
Yine 2008 yılında Ludwigshafen kentindeki yangında,  8'i aynı aileden olmak üzere 9 Türk can vermişti.
Almanya'da bu cinayetlerde rol alanların; alt katmanlardan gelen serseriler olmayıp eğitimli olmaları; facianın boyutunu derinleştiriyor.
Bu yakarak öldürmenin yanına suikast türü cinayetler de eklendi. Almanların; Türklere-Müslümanlara yönelik bu saldırıları gizlemek için "Dönerci cinayeti" diye isimlendirdikleri cinayet de aynı niteliktedir.

TÜRKOFOBİ

Maalesef; bu cinayetlerde rol alan ırkçıları, Alman gizli polisinin bildiği, bu örgütü gizlediği de ortaya çıktı.
Alman halkının tümünü bu zihniyette göstermek mümkün değilse de Almanya'da ve bütün Avrupa'da kuvvetli bir Türk düşmanlığı ile İslam düşmanlığının yaygınlaştırıldığı anlaşılıyor. Tarihten gelen Türk düşmanlığının üstüne; toplumsal sorunların sebebi, sanki Türklerle Müslümanlarmış gibi bir algı bindiriliyor. Böylece katlanmış bir Türk düşmanlığı giderek yayılıyor. Bu akımın özellikle Almanya'nın son başbakanı Bayan Merkel döneminde kuvvetlendiği de bir gerçek.
Alman dazlaklar; "Kürt, Arap, Laz, Çerkez" demeden Türkiye'den gelenlerin tümünü Türk kabul ediyor ve yakıyor.
Stuttgart yangınının da yoksul, çok çocuklu bir aileye yönelmiş olması; işin kundaklayarak yakmak olduğunu düşündürüyor.
***
Türkiye'nin; Avrupa Birliği düzleminde; bu ırkçı-dinci saldırıların ve cinayetlerin hesabını sorması kaçınılmaz olmuştur.  Lakin bu hesabı isteyebilmek için atmamız gereken bir adım vardır: O da Sivas'ta yakılanların hesabını tam anlamıyla sormaktır. Yani önce Türkiye'de yüreklerde devam eden bu yangını söndürmek gerekiyor.
Sivas'ın aktörlerini cezalandırmadan  Solingen'de, Ludwigshafen'de, Stuttgart'ta yakılan Türklerin hesabını sorabilir miyiz?

ERGENEKON KARARI

Ergenekon davasının son duruşmasında bir yığın gürültü patırtı çıktı.
Savunma avukatları sanıyorlar ki bu savunmalar mahkemenin kararını değiştirecek...
Nasıl Balyoz davasının kararı; savcının kararı gibi çıktı ise...
Ergenekon yargılamasının kararı da Savcı Zekeriya Öz nasıl istedi ise öyle çıkacaktır.
Yani bir yığın insan; idam cezasının günümüzdeki karşılığı olan müebbede çarptırılacaktır.
Şahide, belgeye, olaya gerek yok. Hüküm çoktan verildi.
Böyle olmasa idi...
Hiçbir olaya karışmayan Prof. Mehmet Haberal böyle azılı katiller gibi tutuklu yargılanır mıydı?
Yassıada Mahkemesi'nin 2013 versiyonu huzurlarınızdadır ey ileri demokratlar!

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget