Dünyanın en dehşetengiz despotlarından biri olan Korkunç İvan
da meğerse vaktiyle çağının “güçler
ayrılığına” karşı savaş açmış…
Bir İtalyan dostum kütüphanesindeki raflardan birinden, Bizans tarihi
ile ilgili bir kitap indiriyor, aradığı sayfayı bulup hemen bana gösteriyor:
“Konstantinapol’un düşmesi gibi akıl almaz bir olay
nasıl gerçekleşebildi? Bu, hâlâ sorulan bir soru” diyor kısaca
işaretli olan sayfa:
“Korkunç İvan’ın bu soruya net bir yanıtı vardı. Ona
göre
Konstantinapol, dini sebeplerden değil, siyasi sebeplerle düşmüştü.
Korkunç İvan’a göre Bizans imparatorları, valiler ve senatoya
aşırı kulak asarak yönlerini yitirmişti. Korkunç İvan, her kafadan ses çıkmasına
sebep olan ve çöküş getiren bu felaket yönetimi modelinin
(Rusya’da) önüne geçilmesi gerektiğini
söylüyordu.” (Siegmund Ginzberg,
“Jüstinyen Bizans’ında Stadyum Kavgaları/Risse da
stadio nella Bizanzio di Giustiniano”)
Korkunç İvan refleksi
“Berlusconi’nin Korkunç
İvan’la ilgisi ne” diye sorduğumda dostum yanıtı
yapıştırıyor:
“Berlusconi de beş asır öncesinde Rus despotun yaptığı gibi şimdi
güçler ayrılığına savaş açıyor!”
Önümüzdeki ay sandık başına gidecek
İtalya’da, eski Başbakan
Berlusconi’nin şapkasından çıkardığı son tavşan bu:
“Güçler ayrılığını” hedefe oturtmak ve
Başbakanlık yetkilerini artırmak için oy istemek!
Gönlünde yatan gerçek arslan başkanlık sistemi olsa da parlamenter
demokrasi ile yönetilen İtalya’da, milyarder
politikacı henüz bu ölçekte köklü bir rejim değişikliğini ağzına almaya cesaret
edemiyor ve şimdilik sadece başbakanlık yetkilerinin artırılmasını talep etmekle
yetiniyor.
Bu “güçler ayrılığı tartışması”
Çizme’de durduk yerde nereden çıktı
derseniz…
Yerle bir olmuş prestiji, yıpranmış adına rağmen, siyaset arenasına
sürpriz bir hamleyle geri dönen Berlusconi’ye en sık
sorulan soru bir süredir hep şu:
“Vaat ettiğiniz konuları niçin iktidarda bulunduğunuz on yılı aşkın
sürede halletmediniz?”
Bu ısrarlı soruya Berlusconi de şimdi birdenbire piyasaya soktuğu şu
yakınmayla yanıt veriyor:
“İtalya’da başbakanın eli kolu bağlı. Kabine
değişikliği için dahi cumhurbaşkanı onayına ihtiyaç var. Reformlar için gereken
yasa değişiklikleri meclisin alt kanadında konuşulup sonra senatoya gidiyor. Bu
süreçler aylar alıyor. Yasamanın sınırlamaları yanı sıra komünist yargıçlar ve
yargı da bana huzur vermiyor. Başbakanlığım sırasında hakkımda yaklaşık 40 dava
açıldı. Gereken icraatları yapabilmek için anayasayı değiştirmemiz
şart!”
Berlusconi’nin yeni seçim kampanyasının
favori konusu işte böyle bir “anayasa değişikliği”
oluyor… Art arda katıldığı TV programlarında
medya patronu-kurt siyaset adamı dur durak bilmeden; hükümet ve özellikle de
başbakanın elini kolunu serbest bırakacak bir anayasa değişikliği istiyor.
İşin ilginç yanı
İtalya’nın yaşlı
“cavaliere/şövalyesi”, iktidar arayışından
başka hiçbir temeli olmayan bu söylemlerle, katıldığı her TV programında oyunu
artırıyor.
‘Fareli Köyün Kavalcısı’
Vaatlerinin gerçekte boş olduğu, hakikatleri çarpıttığı, göz kırpmadan
yalan konuştuğu, verdiği sözü tutmadığı, popülizm araçlarını devreye soktuğu
tecrübeyle sabit olsa da İtalya’da belli bir seçmen
kitlesi rakip tanımayan bir iletişim ustası sayılan
“şövalye” lakaplı politikacının hâlâ ağzının
içine bakıyor.
Başbakan Monti bu sebeple Berlusconi için
“Fareli Köyün Kavalcısı” teşbihini kullanıyor.
“Fareli Köyün Kavalcısı”nın göz boyamacılığının
son örneği, medya patronu politikacının en acımasız düşmanlarından biri sayılan
TV programcısı Michele Santoro’nun geçen
haftaki yayınında yaşandı.
Genelde Berlusconi sistemine muhalefet yapmakla ünlü gazetecileri
çatısı altında birleştirmekle tanınan “La 7”de
program yapan Santoro, tüm siyasi liderlere birer birer davetiye
uzattı.
Tüm beklentilerin aksine, Santoro’nun
davetini tereddütsüz kabul eden “İtalya’nın
kavalcısı”, korkmadan azılı muhalif Santoro ve
“La 7” izleyicilerinin karşısına çıktığı gibi,
şov tadındaki 3 saatlik gösterisinin sonunda, enkır’ı
da tuş etti.
76 yaşında sayısız skandala imza atan politikacının, TV kameraları
önünde pes edeceğini bekleyenler yanıldılar. Program ertesinde kamuoyu
yoklamaları, bir “iletişim sihirbazı” sayılan
işadamı siyasetçinin oy potansiyelinde 2.5 puanlık artış kaydetti.
Benzer şekilde yoklamalar, Berlusconi’nin
potansiyel oy grafiğindeki artışın son bir ayda 10 puana vardığını gösterdi.
Seçmenlerin bugün sandığa gitmesi halinde Berlusconi ile ittifak yapan
sağ partiler yüzde 26 oranında oy alacak.
Monti listesiyle seçime giren merkezin oyu yaklaşık yüzde 15;
halihazırda birinci güç olan Bersani liderliğindeki sol
koalisyonunun oyları da yüzde 38 civarında olacak.

Yorum Gönder