Kiralık Medya, Cani Apo’yu Peygamber’e, Katil Karayılan’ı Cebrail’e Dönüştürdü…

Emir yüksek yerden…
Emir ABD’den…

Emir demiri keser…
Üstüne üstlük bir de işin içinde “Başkanlık ve iktidar olma hırsı” varsa, emir demiri değil, çeliği bile keser.
Ne diyor Amerika?
“PKK ile uzlaşacaksın. İstediğini vereceksin. APO’yu özgürlüğüne kavuşturacaksın. Suriye bize başkaldırıyor, sözümüzü dinlemiyor. BOP planımıza karşı çıkıyor. Esat’ı devireceksin…”
Ama iki cephede savaş olmaz, önce PKK ile anlaşacaksın… Hadi aslanım, BAŞKANLIK ve İKTİDAR seni bekliyor…”

“Recep Tayyip, “Başüstüne” diyor ve hiç vakit geçirmeden kolları sıvıyor, hemen girişimlerini başlatıyor.
“Yalaka basını” da yanına alıyor, uygulamaya geçiyor.
Ne zaman yapıyor bu işi? Aylar önce… Sessiz ve derinden…
Çaktırmadan…
Bir yandan, meydanlarda “PKK ile görüşen şerefsizdir” naraları atarken, bir yandan da kapalı kapılar arkasında, terör örgütü ve onun elebaşısı ile gizli görüşmeler yapıyormuş meğer…
Saman altından su yürütüyormuş…
Bütün bu olup bitenleri biz sonradan öğrendik. Koskoca MİT teşkilatını APO ile Kandil arasında haber götürüp getiren posta teşkilatına çevirdiğini sonradan anladık.
Amerika uğruna 40 yıllık dostu Esat’ı, “Eset” yaptı, onu bir gecede azılı katile, korkunç bir yaratığa, Frankeştayn’a dönüştürdü.
Daha sonra 700 bin mevcutlu bir orduya sahip bir ülkenin Başbakanı 2 bin kişiden oluşan bir terör örgütüne, “Açılım, barış, çözüm süreci, analar ağlamasın” palavraları altında, altın tepsi içinde Güneydoğu’yu sundu…
Bir yandan da sevgili yurdumuzu Suriyeli katiller, vatansızlar, bayraksızlar cennetine, yolgeçen hanına çevirdi. Katiller, hırsızlar, tecavüzcüler ellerini kollarını sallayarak, giriyorlar, çıkıyorlar…
Eşkıya kampları kurdu ve teröristlere her türlü yardımı sağlayarak, tamı tamamına, 80 bin Suriyeli Müslüman’ın ölümüne neden oldu. Kanına girdi.

Kiralık basın da hemen onun yanında yerini aldı. “Hazır ola” geçip, çoban köpekliğini sürdürdü.
Efendisine hizmet etmek, efendisinin emirlerini yerine getirmek, görevlerin en kutsalı, en önde geleniydi onun için.
Patronu ile PKK arasında iletişim kurmak, Karayılan’ın yeni mesajlarını allayıp, pullayıp, Türkiye’ye yutturabilmek için hemen Kandil’e koştu.

Dağın başında…
Saatlerce kuyrukta bekledi.
PKK’ya üstünü başını, bilmem nerelerini aratmak için Kandil’de kuyruğa girdi…
Utanmadan, sıkılmadan…
Onurunu, kişiliğini ayaklar altına alarak…
Yıllardan beri Silivri’yi, Hasdal’ı, haksızlıkları, hukuksuzlukları, ölümleri, hastalıkları, zulmü, intiharları görmezden gelip; Irak’ta, Libya’da, Suriye’de yapılan katliamlara, tecavüzlere kulağını, gözünü kapatan medya, bebek katilleri söz konusu olunca birden görev aşkıyla canlandı. Duyarlılık kazandı. Onların elçiliğine, tercümanlığına soyundu.
Bülbül kesildi…
Dilinde “Barış türküsü…”
Ama kiminle barış? Ne ile barış?
Bebek katilleri APO ve Karayılan’la…
Bir anda bebek katili APO peygambere, Karayılan Cebrail’e dönüştü.
Yılan gibi adam… Karayılan…
Bir anda sütten çıkmış, ak kaşık oldu. El bebek, gül bebek…
Melek oldu, meleek…
AKP’nin emir eri, destekçisi, yandaşı, beslemesi, yalaka medya 40 bin kişinin katilini öve öve bitiremedi. Yere göğe sığdıramadı…
Katillerden demokrasi, özgürlük savaşçısı, insan hakları savunucusu kahramanlar yarattı.
Kurtuluş Savaşında İngiliz emperyalizmini ve İstanbul Hükümetini destekleyip, Mustafa Kemal’in idamını isteyen mütareke basını bile bu kaşarlanmış hainlerin yanında yunmuş arınmış, lekesiz bir kâğıt gibi kalır…
Masum bir çocuk gibi kalır…
İnsanlıktan nasibini almamış, şeref yoksunu bu medyaya ustalarını, öncülerini yani Ali Kemal’leri, Ulunay’ları, Refik Halit Karay’ları bir kez daha okumasını, hem de döne döne okumasını salık veririz.
Çünkü zaman geçecek, devran dönecek, sizler de onlar gibi çoluğunuzun çocuğunuzun yüzüne bakamayacak, sokağa çıkmayacak duruma geleceksiniz…
Gelin, yol yakınken bu hainlik sevdasından vazgeçin…
Gelin üç kuruş para uğruna tarihe adınızı “Şerefsiz, bayraksız, vatansız köpek sürüleri” diye yazdırmayın.
Gelin, “Vatanseverler canını dişine takmış, vatan için savaşırlarken, bir avuç ihanet erbabı medya, Amerikan CONİ’sinin kucağına oturmuş, PKK’lı canilere uşaklık yapıyordu” diye yazdırmayın…
Söz konusu vatan olunca paranın pulun, şöhretin, TEFERRUAT olduğunu öğrenin.
Bu dünya Ali Kemallere, Kürt Nemrut Mustafalara kalmadı, size mi kalacak?

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget