Önce Güven Süreci - Mustafa Balbay

Akıl üzerine söylenmiş akıllı sözlerden biri şöyle: “İnsanlar arasında en dengeli dağıtılmış olan nimet akıldır. Çünkü kendi payına düşen akıldan yakınan yoktur”

Önce Güven Süreci - Mustafa Balbay
Akıl üzerine söylenmiş akıllı sözlerden biri şöyle:
İnsanlar arasında en dengeli
dağıtılmış olan nimet akıldır. Çünkü kendi payına düşen akıldan yakınan yoktur.
Bu evrensel doğru, elbet bizim insanlarımız için de geçerli.
Akıl üzerine üretilen özlü sözlere girersek aklımız karışır, işin içinden çıkamayız.
Konumuz akil insanlar, o çerçevede kalalım.
Akil insanların Anadolu gezileri gösteriyor ki, herkes olmasa bile pek çok kişi olup bitenin farkında. Yani, başkentte oturup, nasıl olsa âlem sersem millet kör, istediğin planı ör, diyemezsiniz.
O nedenle her şeyden önce güven süreci gerekiyor.
***
Önce, sakat bir oranlamaya dikkat çekelim. Barış sürecine hangi bölgenin ne ölçüde destek verdiği sık sık karşılaştırmalarla haberleştiriliyor. Buna göre kimi bölgelerde destek yüzde 50’nin altında, kimi bölgeler yüzde 70-80 oranında.
Eğer ülkeye barış getirecek bir süreç başlatıyor da destek yukarıda aktardığımız oranlarda gidip geliyorsa bunda bir sakalık var demektir. Zira bunun anlamı şudur; ya halkın çoğu savaştan yanadır ya da atılan adımların barışı getireceğine inanmıyordur.
Aklın yolu, ikinci olasılığın baskın olduğunu gösteriyor.
Bu durumda şu soru öne çıkıyor:
Halkta sürece olan güvensizliğin nedeni ne?
Sıralayabileceğimiz yanıtlardan biri şu:
İktidar, demokrasi, adalet gibi pek çok toplumsal değerin yanı sıra barışı da amaçtan çok araç haline getirdi. Bu kez daha çok sırıttığı için de inandırıcılık sorunu var.
Sözümüz akil insanlardan dışarı; sağduyulu kesimlerde, AKP’nin masaya başkanlık sistemini, BDP’nin de özerkliği koyduğu, barış pazarlığının bu al-ver hesapları üzerinden yürütüldüğü kaygısı var.
Eğer süreç bu hesaplarla yürütülür ve barış diye sunulabilecek bir noktaya gelinirse, korkarız bunun adı şu olur:
Barışa son veren barış!
Zira bu koşullarda oluşan fay hatları öylesine derinleşir ki, bugün kıymetini bilemediğimiz pek çok ortak payda elden gidebilir.
***
Böyle bir ortamda akil insanların işlevi ne olur?
Kullanım alanı giderek genişleyen iletişim araçları için yıllar önce şöyle bir tanım ortaya atmıştım:
Kitle imal silahları!
Kitle imha silahlarından çağrışımla akla gelen bu tanım, iktidarların kendi amaçları doğrultusunda yeni bir toplum imal etme hedeflerini özetliyor.
İletişim araçlarını öylesine etkili kullanıyorsunuz ki, toplum tıpkı sizin yönlendirdiğiniz gibi düşünmeye, hareket etmeye başlıyor.
AKP, bu yönde pek çok başarıya imza attı.
Ancak barış sürecinebu da yetmedi. Devreye akil adamlar mekanizması girdi.
Akil adamlar her bölgeyi dolaşacak, içinin neyle doldurulduğu tam olarak bilinmeyen barış sürecine desteği artıracak. Eğer hedeflendiği gibi olmazsa, toplum akil adamlara tepki gösterirse bundan iktidar da fazla yara almayacak. Sonuçta insanların önünde akiller olacak.
Başarı elde edilirse?
O zaman iktidar hemen akillerin önüne geçip, alınan mesafenin ölçümünü yapacak.
Akil adamlar listesi geniş bir yelpazeden oluştuğu için içlerinde elbet bu tablonun farkında olanlar da var. Zaten o yelpaze ayrı bir yazı konusu.
Akil adamlara şimdiden bir anımsatmamız var; ileride, Biz o zaman verilen görevi yerine getirdik, sürecin tüm aşamalarından haberimiz yoktudiyemezler. Üzerlerine bir sorumluluk aldılar. Gerçekten bu sorumluluğu taşıyıp, iktidarın işine gelir mi gelmez mi diye düşünmeden tüm gerçekleri kamuoyu ile paylaşır, buna kendi akıllarını da eklerlerse işte o zaman kalıcı bir barışa hizmet ederler.

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget