Aydın Doğan’ın, adamları ile toplantı yapıp: "İlkemiz tarafsız ve bağımsız gazeteciliktir." dediği gün CNN Türk’te Ayşenur Aslan’ın işine son verildi.
O
benim Silivri’deki koğuş arkadaşımdı. Herkes tırsmış, en dost
bilinenler şüphe ve korkuyla iddiannameyi beklemeye çekilmişken o hiç
tanımadığı, "dünya görüşümüz ayrı" dediği bana ve diğer tutsaklara selâm göndererek kurtlar sofrasında insanlık dersi veren bir cesur yürekti.
Birilerinden "Ergenekoncuların, ulusalcıların ablası", başka birilerinden "Soros projesinin adamı" damgası yeme pahasına, programa ara verilmesine, "bitiririz ha... seni de aldırırız ha..." tehditlerine rağmen direndi; Akif Beki’ye bile razı oldu. Bizimle güldü, bizimle ağladı.
Tahliye
edildiğim gece Silivri kapısında bir ailem vardı, bir de o hiç
tanımadığım kadın. İlk kez orada tanışıp sarıldık, içerdekiler için
birlikte ağladık. Birileri, mezarlıktan çıkanlara bir "geçmiş olsun" demeye dahi dilleri varamadan -açık bulup saldırıya geçmek için- pusularda beklerken, o her tahliyede Silivri kapısında oldu.
Para,
pul, şöhret peşinde miydi? Hayır; iğrençliğin, ahlâksızlığın,
iftiranın, küfrün gazetecilik sayılıp kutsandığı bir dönemde her şeyden
önce insanlık ve vicdan dersi veriyordu.
Genç denizci tutsaklara göre, o kendilerinin "şnorkel"iydi!. İftiralarla tıkıldıkları beton mezarlarda bir nefes borusuydu!..
Sadece
denizciler mi? Tüm tutsaklar için. Her sabah kendilerine dair bir söz,
olmadı bir selâm, en olmadı bir mimik can simidiydi; cam şişeye değil,
ama cam ekrana konup koğuşlara gönderilmiş: "Sizi unutmadık." mesajıydı.
Onun için her cezaevi ziyaretimde hep iki kadını sordular; birincisi Ayşenur Aslan’dı. "Programı devam edecek mi? Selâmımızı götür." ile başlıyordu sohbet. Onlar için ikinci cesur yürek kim mi? Elbette Yeniçağ Yazarı Selcan Taşçı.
Hepimizin, ama illâ da tutsakların hayatında büyük bir boşluk bıraktılar... Şnorkeli koparıp attılar!..
Bir
vakitler mahalle baskısı muhabbetleri ne kadar revaçtaydı. İşte Medya
Mahallesi’nin, Ayşenur Aslan’ın başına o işin daniskası geldi. "Uzlaşırız." diyerek geldiler... "Biat" ettiremeyince mahalleyi imha ettirdiler...
Şnorkel’in koparılmasını Akif Beki’ye bağlamak, en önce Ayşenur Aslan’a haksızlık olur. Bedeli ve ederi daha büyüktür muhakkak.
Ayşenur’un Aslan’ın işine son verildiği saatlerde patronaj katlarında gülücükler uçuşuyordu.haberguncel.blogspot.com
Başbakan Erdoğan Kanal D’ye çıkıp röportaj vermeyi kabul etmişti!..
Hepimizde bir ana, bir abla gibi hakkın var; helâl et güzel insan.
Silivri,
Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak’taki herkes ve aileleri
adına, ayrılığın uzun sürmemesi dileğiyle, teşekkürlerimi sunuyorum.
Müyesser YILDIZ
12 Şubat 2013

Yorum Gönder