‘Ne tövbe ederim, ne aman dilerim!..’ - Mehmet Faraç

SİLİVRİ- “Her şeye kendimce çare buluyorum da, hasrete bulamıyorum... Bu mahpushane geceleri alçak bir canavara dönüşüyor...”
Bu sözler Tuncay Özkan’a ait... Onun “hasret” dediklerinden biri kızı Nazlıcan... Bizden önce o da babasıyla görüştü...
Özkan, Silivri Cezaevi’nde yaptığımız açık görüşe o kadar neşeli geldi ki, şaşırttı hepimizi... Sağlığı yerindeymiş ama “Balbay yüzünden kilo aldım” diye espri yaptı.
O da Balbay gibi içeride bir tiyatro oyunu yazmış. Bir de şiir kitabı... Yazmak dışında demir parmaklıklara ya da açık hava alanına konan kuşlarla ilgileniyormuş. “Mesela” diyor “Bir baykuş dadandı pencereye, gecem onunla aydınlandı. Serçeler yuva yapıyor, iki yavruyu büyütüp uçurduk.”
Tuncay Özkan 23 Eylül’de zindanda beşinci yılını dolduracak... Suçunu bile bilmeden esaret çekmekten yakınıyor ve ne yazık ki, “2015’e kadar çıkamayacakları”na inanıyor!.. Nedenini ise şöyle anlatıyor:
“Mahpushane umut yeri... O yüzden kimsenin umudunu kırmak istemem ama bu davalar politiktir, hukuki değil... Politik bir süreç işliyor. Türkiye’nin hukuk sorunu yok, siyaset sorunu var. Artık cumhuriyetin hukuku da kirletilmiştir. Ancak ben hep hukukun yanında yer aldım. Bu yüzden ben günahkar değilim, suçlu değilim... Ne tövbe ederim ne aman dilerim. Burada toprak olurum ama ayaklara paspas olmam. Af dilemem... Bizim buradan çıkışımız da toplumla olur. Halk buradaki yanlışlara inanır işte o zaman olur... 18 Şubat’taki duruşmaya herkesi çağırıyorum.”
Hücrede büyüyen ‘Deniz!..
Aydınlık dergisinin eski genel yayın yönetmeni Deniz Yıldırım da 3 haberin karşılığında 4 yıldır hapis... Erdoğan’ın Remzi Gür’le yaptığı ünlü telefon görüşmesini yayımladığı için zindanda...
Genç yaşta ak düşmüş saçlarına ama mücadele azmi ve umut onu daha da dirençli bir hale getirmiş.
Hapiste ama hakkında yeni davalar da açılıyor. Örneğin, “Zalimlerden af dilemiyorum. Gizli tanıklar çapsız” dediği için de hakim karşısına çıkacak!.. “İnsanlar savunmalarındaki konuşmaları nedeniyle 20 yıllık hapis cezalarına bile çarptırılıyor. Bu nasıl hukuk” diye isyan ediyor.
Deniz’e yapılan haksızlık bununla da sınırlı değil... O basın suçundan içeride ama “Üçüncü yargı paketi”nde basın suçlarının beş yıl ertelenmesi maddesinden nedense yararlandırılmıyor!..
Yani tüm medyaya giden bir ses kaydını yayımlama cesaretini gösterdiği için genç yaşında ömrü tüketiliyor... Gazeteciler ve medyanın köhnemiş örgütleri bunu nedense görmüyor!..
Yani dünyadaki etkili basın örgütlerinin acilen bu olaya el koyması gerekiyor...
Zindan’da solmayan ‘Çiçek!.’
25 Mart 2008’den bu yana cezaevinde olan Hikmet Çiçek’in durumu da bir o kadar vahim!.. Düşünebiliyor musunuz; TCK’nın “devletin gizli belgelerini ele geçirme” suçunu düzenleyen 326. maddesinden hakkında ceza istenmiyormuş ama örgüt üyeliğini düzenleyen TCK’nın 314/2 maddesinden ise tutuklu değilmiş!.. Tam bir komedi!..
Çiçek, “Dördüncü yargı paketi”nin “İmralı sürecinin bir parçası” olduğuna dikkat çekiyor... Diyor ki, “Ergenekon cemaat tarafından imal edildi. Ergenekon davasına damgasını vuran gizli tanıklardır. PKK itirafçıları Ergenekon’da gizli tanık!.. Bunlar ağır cezalar almışlar ve içeriden çıkmak için yalana başvurmuşlar. Bunlar KCK davasında da gizli tanık olabilir.”
Çiçek, 12 Mart 1971’de 14 yıl 4 ay hapis yatmış. 5 yıldır da içeride!.. Neredeyse 63 yıllık yaşamının 20 yılı zindanda geçmiş... Yine de dik ve dirençli duruyor...
Peki çıkmayı bekliyor mu şimdilerde?... Yanıtı karamsar; “Türkiye’nin siyasi ortamı değişmedikçe Ergenekon’dan da, Balyoz davasından farklı bir karar çıkmaz.”
Efkarlı sesiyle Turhan Özlü
İşte o efkarlı sesiyle kapıda Turhan Özlü görünüyor... Gazetecilerin alkışlı karşılaması bu kez onun için...
Gevrek ama insana sevgi dağıtan o dost sesiyle kehribarı andıran bir adamdır Özlü... Sanki çok eski ve bir o kadar da genç ve de dirençli... Yani yaşamın en eski süzgecinden geçmişçesine olgun...
Yüzünden hiç eksilmeyen iyimserlik, soğuk duvarlar arasında iyice hamurlaşan efkarını dağıtmak için çırpınıyor...
Ulusal Kanal’ın yayın yönetmeniyken Erdoğan’la Remzi Gür arasındaki ses kaydını yayımladığı için o da 18 aydır zindanda çile çekiyor... Bakınız, tutuklanma gerekçesini nasıl özetliyor:
“İşçi Partisi Genel Başkanvekili Bedri Gültekin, Ankara’da bir basın toplantısı yaptı. Erdoğan’ın Gür’le yaptığı görüşmenin ses kaydıyla ilgiliydi... Biz de televizyonda bunu yayımladık. Tek suçumuz bu... Mahkemeye göre o ses bandı ‘Ergenekon’ tarafından bize özel olarak servis edilmiş!.. Oysa o ses bandı tüm medyaya gitmişti. Örneğin Milliyet’ten Tayfun Devecioğlu mahkemede, ‘bu ses kaydı bize de geldi, yayımlamadık’ diye tanıklık yaptı ama sonuç değişmedi.”
Bir tuzağa da dikkat çekiyor Özlü... Diyor ki; “Ergenekon için ‘silahlı terör örgütü’ deniliyor ama ortada tek bir eylem yok!.. O yüzden Danıştay baskınını bu davaya monte edip ‘işte terör suçu’ demek istiyorlar!”
Peki, ‘Ergenekon’dan nasıl bir sonuç çıkar?.. Turhan Özlü şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Hükümetin elinde bir siyasi takvim var. Dava buna göre yürütülüyor. İçeridekiler büyük bir takasın unsuru olarak tutuluyor!. Yani olası Anayasa referandumunda, PKK’lılarla Ergenekon ve Balyoz tutuklularının takası düşünülüyor. Ancak böylesi bir takasta burası fire vermez. Bizi buradan ancak halk çıkartır.”
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel’in organizasyonuyla gittiğimiz Silivri Cezaevi’nde 6 saat geçirdik... Duyarlılığı için Sertel’e teşekkür ediyorum... Başını kuma gömen zavallı meslek büyüklerine(!) ders veriyor!..
Biz Silivri’den gözlemlerimizi yazdık... Ünal Ersözlü ve Tuğrul Keskin ise şiir yazma konusunda oradan esinlenir§ler mi göreceğiz...
İçeriden yankılanan çığlığın özetine gelince; Ergenekon tutukluları bu davanın siyasi olduğunda hemfikir... Bu davanın haksız olduğuna yönelik halktaki inancın giderek arttığını da görüyorlar. O yüzden toplumsal duyarlılığın ve tepkinin bu davanın düşmesinde en önemli etken olacağına inanıyorlar.
Cumhuriyete duyarlı 5 gazetecinin ortak çağrısı da dikkate alınmalı...  “Atatürk’te birleştik” dedikleri için zindanda çile çeken o gazeteciler de tüm duyarlı yurtseverleri 18 Şubat’ta Silivri’de görülecek davaya bekliyorlar... Onların çığlığına kulak verin...

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget