Türkiye; kapıları ardına kadar hırsızlara açık bir coğrafya idi.
Dünyanın en zengin kültürel eserlerine sahip bu coğrafyayı vahşice yağmaladılar.
Elbette ki Batılı sömürgeciler.
Bu soygun sadece tarihsel eserlerle sınırlı değil.
Adamlar Sivas'ta yetişen ve 'doktor balık' denilen balıklarımızı bile çalmış; İsveç'e götürmüşler.
Dört mevsimin yaşandığı bir ülke Türkiye. O yüzden de bitki çeşitliliği açısından da son derece zengin. Bu topraklara özgü olan bitkilerimizi bile çalıyor adamlar. Başta; 'Ters Lale'miz olmak üzere; neyi buldularsa götürüyorlar.
Kangal'ımızı bile çalmadılar mı?
BİR DEVRİMCİ
İnternette gezinirken İlker Akgüngör'ün 'Hazine avcısı iz peşinde' başlıklı yazısı dikkatimi çekti.
Bu yazı; Yaşar Yılmaz isimli bir emekli mühendisin, çalınan tarihsel eserlerimizi bulmak için yürüttüğü olağanüstü çabayı anlatıyor. Yaşar Yılmaz Batı ülkelerinin müzelerinde Türkiye'den kaçırılan 40 bin (Evet, kırk bin) eseri tespit edip fotoğraflayarak belgelemiş. Onun en büyük hedefi, Türkiye’den kaçırılan 70 bin eseri geri getirmekmiş.
Sayın Yılmaz'ın son hedefi ise 6-7 ülke tarafından kültürel varlıkları soyulan ve yağmalanan 100'den fazla ülkeyi bir araya getirerek, Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen bir kampanya başlatmak...
Umarım ki Kültür Bakanlığı; Yaşar Bey'in bu olağanüstü çabasının farkına varır ve gerekli desteği verir.
Bir de televizyonlarımız... Örneğin NTV ve CNN Türk biraz da kültürel alana el atan programları devreye sokarlar...
ŞİMDİ DE ÇALIYORLAR
Türkiye'nin korkusuzca ve vahşice yağmalandığı dönem; Padişah 2. Abdülhamit dönemi. Sultan Hamid'in; bu yağmayı haber aldığında, 'Taş değil mi; bırakın götürsünler!' dediği rivayet edilirse ben Abdülhamit Han'ın bu kadar cahilce davranacağına hiç ihtimal vermiyorum. Lakin; devletin borçlu olduğu; Batılı emperyalist ülkelerin Osmanlı Devleti'ni paylaşmak için yarıştığı bu dönemde; bu topraklardan binlerce eser çalındı; Avrupa ve Amerika'ya götürüldü. Yaşar Yılmaz'ın aktardığına göre Bergama ve Efes, 1863'te Almanlar ve Avusturyalılar tarafından kazılmaya başlanmış. 1886'dan itibaren Almanlar Bergama'yı parça parça götürmüş ve Berlin'de bu tapınağı yeniden kurmuşlar. İşin düşündürücü yanı; Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün bugünlerde de Bergama'da kazı yapmaya devam etmesi... Yaşar Yılmaz'a göre Truva'da da benzer şeyler olmuş; diyor ki: 'Heinrich Schliemann tarafından Truva'dan kaçırılan 33 sandık altın tarihi eserin bir Rus yüzbaşı tarafından yazılmış tutanağını da buldum. Rusya'da Hermitage ve Puşkin müzelerinde bu altınların bir kısmı sergileniyor. Ayrıca Schliemann'ın Truva'dan götürdüğü 10 bin eserin listesine de Heidelberg Üniversitesi'nde rastladım.'
Türkiye, Almanların yağmalamasına ses çıkarmayınca Avusturyalılar da Neuburg Sarayı'nı Efes'ten çaldıkları ile müzeye çevirmiş. Yılmaz diyor ki: 'Efes çevresini yağmalamak için bölgeye demiryolu döşemişler. Ancak şimdi o raylar yok. Müzede demiryolunun da hikayesini anlatıyorlar.'
Yaşar Yılmaz; özellikle savaş ortamında Yunanistan, Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa, Avusturya ve Danimarka gibi ülkelerin Anadolu'daki tarihsel eserleri yağmaladığını belirterek ekliyor: 'Türkiye can derdindeyken arkeolog da olan Arabistanlı Lawrence, Maraş Karkamış'taki İngiliz kazı ekibine 'Türkler çok sakin, istediğiniz gibi kazı yapın' diye mektup yazmış. 3 bin eserimiz de Kurtuluş Savaşı sürecinde Yunanlılar tarafından yağmalanmış.'
Yaşar Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre ABD'deki müzelerde de Anadolu'dan kaçırılma binlerce eserimiz bulunuyormuş.
Dünyaya ahlak dersi vermeye kalkışan Batı'nın çirkin yüzünü bu arkeoloji hırsızlığı kadar iyi gösteren başka bir ayna yoktur.
Haydin; millet olarak o eserlerimizi hep birlikte; yüksek sesle geri isteyelim: 'Sayın Kültür Bakanı Günay! Biz size noter tasdikli vekaletnamemizi verdik. Lütfen gereğini yapınız!
Rıza Zelyut/Güneş
Yorum Gönder