Her ile bir üniversite doğru bir karar mı? - Abbas Güçlü

Öncelikle hepinizin bayramını canı gönülden kutlarız. Sonra da gelelim asıl önemli konuya. Başlıkta da dikkat çektiğimiz gibi her ile bir üniversite şart mıydı?
Evet diyen kadar, hayır diyeni de çok.
Olaya nereden baktığınıza göre cevaplar da değişiyor.
Akademisyen ve işverenler bu konuda çok temkinli. Siyasetçiler ve esnaf ise en büyük destekçisi.
Elbette benim de bu konuda söyleyeceğim çok söz var.
Ama isterseniz gelin önce, bu konudaki tespitlere bir göz atalım.

Fabrikaların yerini aldılar
Kentlerin ileri gelenleri, eskiden fabrika için siyasilere baskı yaparlardı. Şimdi ise ille de üniversite istiyorlar.
Her ile bir üniversite, her ilçeye bir fakülte ya da yüksekokul projesi, biraz da bu dayatmanın eseri.
Peki her il ya da ilçe, üniversiteleri ve öğrencileri kabullendi mi?
Evet demek çok zor.
Bu yüzden, pek çok kentte üniversite ve üniversiteliler, kimilerine göre, çok önemli bir sorun kaynağı. Ama birçok ilimiz için de “altın yumurtlayan tavuk”. Fabrika yerine üniversite istemelerinin nedeni de zaten bu.
Yaz okullarının yaygınlaşmasından sonra, öğrenciler, neredeyse 12 ay boyunca, kentin adeta bir parçası.
Öğrenci başına ayda ortalama bin lira bırakıyorlar.
5, 10, 15, 20, 30, 40 bin öğrencinin o kentte yaşadığını düşünün.
Ev kiralamaktan yeme içmeye, eğlenceden ulaşıma kadar hep hayatın içindeler.
Öğrencileri, misafir olarak gören kentler, onlara her türlü kolaylığı sağlıyor. Ama bir de onları yolunacak kaz ve huzuru bozan “gereksiz misafirler” olarak görenler var ki, işte o kentlerde önemli sıkıntılar yaşanıyor.
Öğrenciler için bu kentlerde hayat, hem çok pahalı hem de çekilmez hale gelebiliyor.
Tıpkı turistlere yapıldığı gibi, ev kirasından yeme içmeye, öğrenciye ekstra fiyat çekenler var...

Üniversite okul değil
Her ile bir üniversite projesi, cesur bir karardı. Ama destekleyeni kadar karşı çıkanı da oldu. İşte bir örnek:
“Aslında kendi ili adına o ilin ekonomik potansiyelini keşfedip değerlendirebilecek proje ve vizyondan mahrum siyasilerin en başta gelen talebi o ile üniversite açmaktır. Buna bir de askeri kışlaları da eklemek gerekir. Hakkâri’deki üniversitenin, Batı illerindeki ortalama bir meslek lisesinden daha kaliteli olduğunu kim iddia edebilir ki? Örneğin, Şırnak Üniversitesi’nden mezun birini, hangi özel sektör ciddiye alıp işe alır?
Öylesine bir mühendis olacağına, iyi bir meslek lisesi veya yüksek okul mezunu işinin ehli bir insan olmak daha çok daha iyidir. Hem sonra herkesi üniversite mezunu etme konusundaki çabamızı da anlayabilmiş değilim.
Ayrıca, mezunları iş bulmakta zorlanan, işsiz sayısı da katlanarak artan bazı bölümlerin kontenjanlarına neden hâlâ bir sınırlama getirilmez anlayabilmiş değilim. Bazı standart bölümler var ki ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın açılan her üniversitede var. Bölümlerin kontenjanları mutlaka ülkenin ihtiyaçlarına göre planlanması gerekmez mi?
Diğer bir husus ise ülkemizdeki bunca üniversite yetmezmiş gibi, Erciyes Üniversitesi gibi bazı üniversitelerin neredeyse tüm bölümlerinin “ikinci öğretim programları” mevcut. Yani bunu nasıl izah etmek lazım. İkinci öğretimleri hocaların paragözlülüğüne mi yoksa üniversitelerini kalabalık gösterme derdinde olan yönetime mi bağlamak lazım bilmiyorum. Üstelik ikinci öğretimler, gündüz yapılan normal eğitimin kalitesini de olumsuz yönde etkilemektedir!..”
Sapla saman karışıyor
Yükseköğretimdeki okullaşma oranımız, açık öğretimi çıkarttığınızda Batılı ülkelerin çok gerisinde. Açık öğretim ya da uzaktan eğitim olmayacak mı? Elbette olacak ama gençlere değil yetişkinlere ve mezuniyet sonrasına yönelik olmalı!
Yeni üniversitelere gelince, daha da çok açılmalı. Eğer dünya birinci liginde oynamak ve yüksek hayat standardı istiyorsak, bu olmazsa olmazlardan birisidir. Bizde yanlış olan, açıyoruz bırakıyoruz ya da sürekli eleştiriyoruz. ODTÜ, Hacettepe ve daha pek çok üniversitemiz de barakalarda kurulmuş ve onlara ne gerek vardı diye sert eleştirilere maruz kalmışlardı. Ve eminim ki ileride Şırnak, Hakkâri, Bayburt, Yalova, Bilecik üniversiteleri de yarın çok önemli noktalara gelecekler.
En önemli handikaplarımızdan birisi de meslek yelpazesini ve program çeşitliliğini artıracağımıza, tek tipte ısrar ediyoruz.
Özetin özeti: Birbirinin kopyası üniversiteler yerine özgün üniversiteler kurabilsek, bu tartışmalar belki de hiç olmayacak!..

Abbas Güçlü/Milliyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget