Dilekçede Sahte Belgeler Varmış! - Saygı Öztürk

Zahid Akmann’ın avukatı, HSYK’ya dilekçe verdi. Savcıları şikayet etti. O dilekçeye, sahte belge eklendiğiortaya çıktı.
Asrın bağış yolsuzluğu skandalı Deniz Feneri e.V.‘yle ilgili soruşturmayı Ankara’da görevli C. Savcıları Nadi Türkaslan, Adulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz yürütüyordu. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş “Yıpranmasınlar” diye savcıları görevden aldı.
Dosyayı devrettiler
Deniz Feneri e.V. soruşturmasından alınan 3 savcı, dün tatil olmasına rağmen makamlarındaydı. 136 klasörlük dosyaları, meslektaşları Veli Dalgalı ve Hakan Pektaş‘a teslim ediyor, soruşturmanın seyri hakkında onları bilgilendiriyordu. Savcıların görevlerinden alınmasının altından başka bir skandal daha çıktı.
Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürüten savcılar Türkaslan, Yaren ve Tamöz‘ün görevden alınması için dilekçenin verilmesi gereken HSYK Başkanlığı ‘dır. Ancak Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’ın avukatı bu dilekçeyi Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, TBMM Başkanı’na, Ankara Cumhuriyet Savcısı‘na gönderdi, savcıların görevden alınmasını talep etti.
Avukat itiraz etmemişti
Savcılar, şüpheli 18 kişinin mallarına mahkeme kararıyla tedbir koydurmuştu. Savcıları HSYK’ya şikayet eden iki sanığın avukatı, şirketlere tedbir konulduğunu baştan beri bilmesine rağmen, hiçbir mahkemede itirazda bulunmadı. Ancak HSYK’ya yapılan şikayette, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’ne dilekçe verilmiş gibi (!) gösterdi. Sanık avukatı, bu dilekçenin örneğini, savcıları şikayet ettiği dilekçenin ekine de koydu.
‘Sizi etkilemek istediler’
Görevden alınan Nadi Türkaslan, “dilekçe skandalını” savunmasında şöyle yazıyor:
“HSYK ve Başsavcılığı’na avukat tarafından verilen dilekçenin ekinde 3. Sulh Ceza Mahkemesi’ne verilen dilekçe eklenmiştir. Mal varlığına tedbir koyma işlemi yaptığım için mahkemeye itiraz edildiği, bu itiraz üzerine verilen kararı bile uygulamadığım izlenimi yaratmak ve Başsavcılığı etkilemek amaçlanmıştır. Dilekçe ne Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’ne ne de bir başka mahkemeye verilmemiştir.
‘Amaçlarına da ulaştılar’
Hiç işleme konulmamış dilekçenin, verilmiş gibi resmi bir makama sunulan dilekçenin ekine konulması, şikayet edenlerin ne kadar maksatlı, iyi niyetten uzak, soruşturmayı etkilemeye, soruşturmadan alınmamıza yönelik olduğu açıktır. Henüz savunmamı müfettişlere sunmdan önce, Cumhuriyet Savcıları bu soruşturmadaki görevlerinden alındım, böylece amaç gerçekleşmiştir.”
GREKİRSE GİDER LİMON BİLE SATARIM
CUMHURİYET Savcısı Mehmet Tamöz, bundan sonra izin verirler mi bilmiyorum ama Adalet Akademesi‘nde derse girdiğinde Savcı adaylarına şunlar anlatılıyordu: “Savcı yürekli ve cesaretli olmalıdır. Yüreği, cesareti olmayan C. Savcısı, başkalarından emir alır. Hak, hukuk mücadelesi veremezler. Kendinizi yürekli ve cesur görmüyorsanız, bu mesleğe hiç girmeyin.”

“Bu meslekte kalmam”

Savcının, savunmasındaki en ilginç bölümlerden birisi “Cesaretim kırılırsa bu meslekte kalmayacağım da bir gerçek. Bu durumda, limon satarım” oldu. Mehmet Tamöz, aslen Nevşehirli ama ailesi Mersin’de meyvecilik yapıyor.
“Şerefime hakarettir”
Savcı, “Evet, öğrencilik yıllarımda ben de limon sattım. Yani laf olsun diye değil, gerçekten bu işi yaptım. Bundan sonra da Mersin’e gider, ailemin yaptığı iş olan limon satıcılığına da başlarım” diyor. “Gerçek mi?” diye sorduğumda “Kimsenşn tereddüdü olmasın” karşılığını veriyor. Savcı Tamöz‘ün savunmasından bir bölüm dikkatimi çekiyor: “Hiçbir zaman şüphe içinde bulunan bir kişiyi soruşturma dışına alarak hakkında soruşturma yapılmamasını sağlamış değilim. Bu konudaki teklifleri de kendime ve onuruma bir hakaret ve şerefimin ihlal edilmesi teklifi olarak değerlendirmişimdir.

Saygı Öztürk/SÖZCÜ

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget