Kürt açılımı gibi şike de düşmanlığa neden oldu - Can Ataklı

Yaklaşık 4 yıldır hem yazılarımda hem televizyonlardaki tartışma programlarında içi boş Kürt Açılımı’nın hiçbir işe yaramadığı gibi, sadece düşmanlığın körüklendiğini belirtmeye çalıştım.

Çünkü bütün terör ve tahrik eylemlerine rağmen Türk halkı da Kürt halkı da gerçeği gördüğü için arasında bir husumet beslemiyor, işi düşmanlık boyutuna taşımıyordu.

Ama ne zaman “Kürt açılımı” yapıldı, işte o andan itibaren halkın sağduyusu da erozyona uğradı ve daha önce hiç görülmeyen türde düşmanlık havası kapladı ortalığı.

Ne yazık ki şu anda atılan nifak tohumları büyüdü ve azımsanmayacak ölçüdeki Türk ve Kürt vatandaş birbirine karşı tamiri çok zor bir düşmanlık ortamına itildi.

Aynı durumu şimdi ne yazık ki şike operasyonunda görüyoruz.

Takım tutmak, taraftar olmak, rakip takım aleyhine konuşmak, tezahürat yapmak hatta yer yer kavga etmek futbolun kendi güzelliği idi.

Maç izlerken “eyvah şimdi birbirlerini vuracaklar” diye sandığınız taraftarlar, maçtan sonra huzur ve barış içinde kol kola girip evlerinin yolunu tutardı.

Ancak şike operasyonuyla birlikte inanılmaz bir “düşmanlık iklimi” yaratıldı.

Polisin sorumsuzca izleme dinlemeleri, savcıların işin enini boyunu değerlendirmeden, sanki “hukuki” davranıyormuş gibi futbola bodoslama girmesi, manasız ilk açıklamalar, güya hukuki önermeler ve en önemlisi “rakip takım olduğu için” her zamankinden daha fazla “ahlâkçı” tutumlar işi çığırından çıkardı.

Taraftarlık ve hatta fanatiklik ağır basmaya, zaman zaman sertleşse de alıştığımız “tatlı rekabet” bir anda “düşmanlığa” dönüşmeye başladı.

Artık tüpünden çıkan diş macunu örneğindeki gibi hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Taraftarlık, rekabet, zafer duyguları ortadan kalkacaktır. Bundan sonra varsa yoksa “düşmanlık” egemen olacaktır.

Yeni Türkiye, ileri demokrasi, hukuk düzeninin nihayet Türkiye’ye gelmesi buysa, sonuç ortada işte.

Düne kadar Fenerbahçeli ile Galatasaraylı, Beşiktaşlı ile Trabzonlu, Bursalı ile Gaziantepli sadece rakiptiler. Bugün artık düşman gibi oldular.

Fenerbahçe ligde kalır ya da düşer, Avrupa’ya gider ya da gitmez, hangi sonuç geçerli olursa olsun, bugünden itibaren liglerin sağlıklı yapılabileceğine, maçlarda can güvenliğinin sağlanabileceğine, insanların her yerde formalarını rahatlıkla giyebileceklerine, evlerine bayrak asabileceklerine, kendi mağazalarından alışveriş yapabileceklerine inanıyor musunuz?

Türkiye’yi bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı yoktu.



***


Trabzon sakin olmalı

Fenerbahçe’nin Avrupa’dan men edilmesi, yerine Trabzon’un gidecek olması elbette bu takımla gönül bağı olanları çok sevindirdi. Trabzon kararın duyulduğu andan itibaren “bayram havası” yaşıyor.

Ancak bu sevincin de ölçülü olması gerekir.

Trabzon’un Avrupa ligine “doğrudan” gidecek olması iyidir de biraz “buruk” zaferdir. Bunu unutmamak gerekir.

Onun da ötesinde, zaten yaratılmış olan “düşmanlık” ortamına daha da fazla destek vermemesi gerek Trabzon’un.

Sonradan gelen bu sevincin rakipleri üzecek, kıracak ve düşmanlığı artıracak biçimde abartılmasının kimseye yararı yok.

Trabzon yöneticilerinin de bundan böyle sadece kendi durumlarıyla ilgilenmesi, Fenerbahçe ve diğer takımlarla ilgili, doğal olarak yanlış anlaşılacak beyanlardan ve sevinç gösterilerinden uzak durması bu güzide Karadeniz kentinin onurlu duruşu olacaktır.



***


Organize polisinin yüreği rahat mı?

Şike olayları ilk ortaya atıldığında adeta haykırarak yazmıştım. “Polis neden 6 hafta izleme yaptı, anında müdahale edilseydi ya da en azından Spor Bakanlığı’na ya da Federasyon’a bildirilseydi bu sorunlar yumağına dolaşmazdık” demiştim.

Cevap olarak “Organize suçlar sadece izler ve belge toplar operasyon yapmaz” dediler. Tamam da bu başka şeye benzemez ki, toplumsal etki katsayısı çok yüksek, kurallar neyse uygulayalım ama ortalığı yangın yerine çevirip milyonları birbirine düşman ettikten sonra bunun faydası var mı ona bakalım.

Şimdi o günkü görüşümün ne kadar haklı olduğunu görüyorum.

Organize polisi duruma ilk anda müdahale etse, büyük ihtimalle şike önlenebileceği gibi buna yeltenenler anında yakalanacak, adalete teslim edilecek ama toplum sağlığını tehdit eden “küme düşürme, Avrupa’dan men” gibi faktörler devreye hiç girmeyecekti.

Artık şu aşamada hiçbir şeyi düzeltmek mümkün değil. Polisimiz herhalde belki de “farkında olmayarak” yarattığı kaosu ve hasarı görüp gönlünü rahat tutabiliyor mu acaba?



***


İddianameyi beklemek hataydı

Küçük bir tekrar olacak. Şike olayı ortaya çıktığında Fenerbahçe’nin hukuki nedenlerle küme düşürülemeyeceğini yazarak “Mahkeme beraat verirse ne olacak?” diye sormuştum. Bu durumda mahkeme kararını beklemek doğru olacaktı.

Ardından Federasyon bu görüşüme yakın bir karar aldı bu yanlış oldu bana göre. Çünkü Federasyon mahkeme kararını değil “iddianameyi”bekleyeceğini açıkladı.

Oysa iddianame zaten “şike vardır” diyecek, adı üstünde, iddianame. Yani Federasyon’un yaptığı sadece birkaç aylık ertelemeydi.

Eğer “Mahkeme sonucu beklenecek” deseydi daha doğru olacaktı.

Ancak bunun ötesinde asıl hata Federasyon’un kendi kuralları içinde karar vermemesidir. Federasyon’un şike konusunda mahkeme kararı beklemesine gerek yoktu Yüzde 1 ihtimal bile görse küme düşürme kararını verebilirdi. Ya da “Şike için kanaat oluşmamıştır” diyebilirdi. İkisini de yapmadı. Kolayına kaçtı. İşi tam arapsaçına döndürdü.



***


Sezgin Tanrıkulu cevap verdi

Kimin nerede, hangi sandıkta oy kullandığını öğrenmek zor. Bu nedenle adına güvendiğiniz kişilerin beyanlarına itibar etmek durumunda kalırız zaman zaman.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun anne babasının oy kullandığı sandıktan CHP’ye tek oy çıkması bilgisine de itibar ettim.

Çünkü bilgiyi veren Suruç CHP İlçe Başkanı’ydı. Tanrıkulu’nun “Ailemin oy kullandığı sandıktan 87 oy çıktı” sözlerine karşı Suruç İlçe Başkanı “Hayır, Sezgin Bey toplam oyu söylüyor. Ailesinin oy kullandığı sandıktan bir oy çıktı” demişti.

Sezgin Tanrıkulu ile tekrar konuştum. Ailesinin bulunduğu Ağaçlı beldesinde 6 sandık olduğunu söyleyen Tanrıkulu “Toplam seçmen sayısı 1270. Bunun 813’ü sandık başına gitti. AKP 137, CHP 87 ve Bağımsızlar 593 oy aldı” dedi. Tanrıkulu Ağaçlı’daki sandıklardan CHP’ye 24, 12, 15, 12, 8 ve 16 oy çıktığını söyleyerek “Ailemin oy kullandığı sandıktan tek oy çıktığı bilgisi tamamen gerçek dışıdır” dedi.

Sezgin Tanrıkulu “Bölgede tamamen yok olmuş CHP’ye itibar kazandırdık. Evet seçimde pek varlık gösteremedik ama, daha önce CHP’li olduğunu saklayanlar şimdi göğüslerindeki CHP rozetini gururla taşıyor, bunu da görmeniz gerekir”dedi.
Can Ataklı/VATAN

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget