Pislik Pislikle Temizlenmez! - Müyesser Yıldız

Gezi parkı eylemlerinden polisin orantısız güç kullanmasına dünyanın dört bir tarafından eleştiri yağdı. Başbakan Erdoğan, ABD, İngiltere, Yunanistan’daki olaylarda polisin tavrını hatırlatıp, “Onlar kendilerine baksın”  dedi. Anadolu Ajansı misilleme için Avrupa ülkelerindeki polis şiddetini yayınlamak üzere harekete geçti.

Erdoğan dün de Avrupa Parlamentosu’ndan çıkan kınama kararı üzerine şunları söyledi:

“AB'den biri çıkmış bizler ile ilgili bir takım kararlar aldığını söylüyor. Ben buradan sesleniyorum AB'nin bizler ile ilgili aldığı kararları ben tanımıyorum. Bu kararı alanlar önce Yunanistan'a baksınlar. Halk polisle karşı karşıya geldikleri zaman AB onlara para vermekten başka ne yaptı. Destek verdi. Türkiye daha Avrupa Birliği üyesi değil. Sen nasıl oluyor da bizim ile ilgili böyle karar alıyorsun?..”

Bu 4 satırlık açıklamada altı çizilecek iki önemli nokta var:

AB 10 yıldır Kıbrıs’tan PKK’ya, “soykırım”  iftirasından Ege’nin Yunanistan’a bırakılmasına önümüze koymadık liste, istenmedik şey bırakmadı. Erdoğan’ın hiç böyle şiddetli tepki gösterdiğini hatırlıyor musunuz? Tepki göstermek bir yana paket paket, sepet sepet yasa çıkardılar, “Durun!.. Biz AB’ye üye değiliz, egemenlik hakkımızı devrediyorsunuz”  uyarısı yapanları da “statükoculuk, darbecilikle”  suçladılar.

Şimdi ancak işin ucu iktidara dokununca, “Türkiye’nin daha AB üyesi olmadığını”  hatırlıyor, o kınama kararını aynen iade edeceklerini, AB’nin “saçmaladığını”  söylüyorlar. Gezi parkı eylemlerinin böyle bir “uyanışa”  vesile olması dahi başlı başına bir kazanç değil mi?!.

Başbakan Erdoğan’ın ABD ve Avrupa ülkelerindeki polis şiddetinden örnekler vermesine gelince; “Dinime küfreden bari Müslüman olsa”  demeye getiriyor.

Yine AB ile ilişkilere dönelim; Kendilerinde olmayanları, oradaki Türk vatandaşlarına verilmeyen hakları Türkiye’deki azınlıklar için istediklerinde, ülkemizde yabancılara neredeyse sınırsız mülk edinme hakkı verildiğinde, “Aman, mütekabiliyet (karşılıklılık) esasına dikkat edelim”  diyenleri yerden yere vurdular.

Mesela Erdoğan’ın Vakıflar Yasası’ndaki düzenlemelere yönelik eleştirilere verdiği cevaplar…. Acaba şu sözlerini hatırlıyor mu?

12 Şubat 2008: "Vakıf olayı (...) devletten devlete bir mahsuplaşma olayı değildir. (...) Eğer devletten devlete bir mahsuplaşma olayı olmuş olsa, karşımdaki ne yaptı, ben de ona göre ne yapayım diyebiliriz. Ama insana ait veya herhangi bir vakfa ait bir olay nedeniyle bizim bir mahsuplaşma veya bir mütekabiliyet arama anlayışımızı ben doğru bulmuyorum. Ve bunun istismarını da doğru bulmuyorum. Bunun üzerinden siyaset yapmayı da doğru bulmuyorum. Biz bu noktada tarihte nasıl örnek olmuşsak, aynen ecdadımızın torunları olarak yine biz örnek olmaya devam etmeliyiz diyorum."

17 Şubat 2008: "Bu devletten devlete bir vakıf hukuku değildir, olaya böyle bakmayacağız. Çünkü siz orada kalkıp bir mütekabiliyet arayabilirsiniz, bir mahsuplaşma düşünebilirsiniz. Ama burada kişilerin, kurumların hukuku var. Siz kalkıp da mütekabiliyet arayamazsınız… Korumadı, korumazsa korumasın kardeşim. Biz pisliği pislikle temizlemeyiz, pislik temiz suyla temizlenir. Onlar böyle yapıyorsa yapsın."

Bırakın onların polisleri döverse dövsün, siz niye dövdürüyorsunuz? Kötü, yanlış örnek alınır mı?.. Pislik, pislikle temizlenir mi? Neden ecdadınızın torunları olarak onlara örnek olmuyorsunuz?

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler
Müyesser YILDIZ
14 Haziran 2013

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget